DARBECİ DEMOKRATLAR

Her TV kamerası gördüklerinde minberde Cuma Hutbesi okuyan hoca gibi, mımmm deyip incecik sesleriyle “Askeri Vesayeti Kaldırdık” , “Darbelere Karşı Olduk” , “Demokrasiyi Kurtardık” dediler, dediler, dediler…
Cemaatin oğlanı, elinde toplu iğne ile geldi bir batırdı, her yeri pislik sardı. Cemaat, bunların üzerinde iğreti duran demokratlık-delikanlılık giysilerini yırttı çıkarttı, hepsinin k.çları açıkta kaldı!

Çakma Corc Koloni- Çakma Delikanlı- Kasaptaki Ete Soğan Doğramayan Paşa- Zindandaki Arkadaşlarını satan Paşa, Milli Güvenlik Kurulunda toplanmışlar ve “Cemaati Takip ve Bitirme Planı” yapmışlar, altına da seve-seve imzalarını
“Yaş Olarak” atmışlar, “Muhterem Hocam” dedikleri adamcağızın altını oymaya başlamışlar. Bak sen, ne yere bakan-yürek yakanmış bu bademler yahu.

Milli Güvenlik Kurulu Kararı, AKP Hükümetinin gerçek yüzünü, görmek istemeyenler için bir kez daha ortaya çıkardı, hem de alt yazılı olarak.

AKP’nin Genel Başkanının ve üst yöneticilerinin düşüncelerini ve kapasitelerini çok iyi bildiğim için, bu “Darbeci Demokratların” MGK Kararına imza koymaları ile ilgili yorum yapmayacağım.
Fakat AKP’nin “Beyin Takımından” iki kişinin beyanları çok ilginç geldi.
Biri Şamil Tayyar, diğeri Yalçın Akdoğan olan iki kişiden her biri için, Erdoğan “Beynimin Yarısı” der. Siyasette iki yarım bir tam etmediği için, tam beyni olduğunu sanan bazıları “Beyin Mıncıklaması” hastalığına yakalanırlar.
İlk Beyin Şamil Tayyar;
*2004 tarihli MGK Kararını saptırmaya çalışan Şamil; “Biz Emniyeti Cemaate verdik” demiştir.
Demokratik Hukuk Devleti olan Türkiye’de ilk kez bir iktidar Milletvekili, AKP’nin Emniyet Teşkilâtının yönetimini bir illegal cemaate verdiğini ilan etmiş oldu!
Şıh Şamil, Emniyet’i cemaate verdiğini açıklamakla yetinmemelidir. Diğer cemaat ve tarikatlara nereleri verdiklerini de açıklamalıdır. Mesela Adıyaman Menzilcilerine neresi, Afyon Menzilcilerine neresi verilmiştir? Bakanlıklar cemaat ve tarikatlar arasında nasıl ve hangi oranda pay edilmiştir?
Yanlış anlaşılmasın, gözümüz yok ama dağıtımda bir haksızlık yapılıp yapılmadığını merak ediyoruz. Merakımız bu yüzdendir. Yanlış dağıtım yapılır da, hak geçer diye korkarız maazallah.

İkinci Beyin Yalçın Akdoğan;
*Türkiyeli Başbakan Erdoğan’ın yerine düşünmekle görevli Akdoğan da
2004 yılında yapılan MGK kararlarını çarpıtmaya çalışarak “AKP Hükümeti tüm bu süreçte, saldırılara ve girişimlere göğüs gerdi, vücudunu siper etti” demiştir.
Bu sözlerden sonra Akdoğan’ın Erdoğan’ın kafasını nasıl karıştırdığını çok iyi anladık.
Arkadaş, siz hizmet etmeye mi yoksa savaşmaya mı geldiniz? Tek başınıza iktidardasınız. Kimler size saldırdı? Kimler size girme girişimde bulundu?
O güzel göğsünüzü kimler için siper ettiniz? Kimler sizin düşmanlarınız?
Sakın devlet yönetimini paylaştığınız cemaat ve tarikatlar olmasın?
PKK ile Öcalan ile Barzani ile ilişkileriniz gayet iyi gidiyor. Papa ile Papaz ile de aranız bal kaymak. Birinin önünde imza attınız, diğerinin elbisesini giydiniz. Onlar size saldırmazlar. Onlar size ancak arkanızdan sarılırlar.
Hizbullah mı, El-Kaide mi, El-Nusra mı, Taliban mı, dört parmaklı Rabia mı, Aczimendiler mi? Söyleyin de kimler sizin düşmanınız bilelim yahu!

Eyy Erdoğan;
Bunlar sizin iyi günleriniz. Cemaat bir fiske vurdu, darmadağın oldunuz. Sırada seks ve yolsuzluk kasetleri var. Sonra “Sandık” Türk Milletinin önüne gelecek. Türk Milletine ihanet edenler için o küçücük sandık, dünyanın en derin kuyusu gibidir. Türk Milletinin sandığa kilitlediğini, dışarı çıkaracak bir güç yoktur. Sandıktan sonra da, “Hesap Verme” dönemi gelecek. Herkes gibi siz de, çocuklarınız ve yakınlarınız da gerçek Bağımsız Türk Yargısı önünde hesap vereceksiniz.

Şimdi sizde vicdanın kırıntısı varsa veya kaldıysa imzaladığınız MGK Kararından sonra,
-28 Şubat Davası-Ergenekon Davaları- Balyoz Davaları hakkında ne düşündüğünüzü Türk Milletine açıklamak zorundasınız.
Haydi, biraz cesaret darbeci-demokrat!

Sağlık ve başarı dileklerimle 30 Kasım 2013
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “DARBECİ DEMOKRATLAR

  1. Üstadım;Ankara Hukuk Fakültesinden aynı sınıfta okuduğumuz,halen avukatlık yapmakta olan bir arkadaşımın,senatörlük de yapan rahmetli babasıyla ilgili,bana,15-20 sene önce anlattığı bir anısını hatırladım. Babası,Muğla il merkezinde,Ağır Ceza Reisliği yaparken,günlerden bir gün huzuruna,cinayet zanlısı bir adamı getirirler.Yargılama başlar,tanıklar dinlenir, olay mahallinde keşif yapılır, neticede,cinayetin,huzurda ki sanık tarafından işlendiğine dair oluşan kanaate rağmen adamın delil yetersizliğinden beraatına karar verilir. Aradan 5-6 ay kadar bir süre geçtikten sonra,Mahkeme heyeti, huzurlarına getirilen bir cinayet zanlısının,daha önce,delil yetersizliğinden beraatına karar verdikleri kişi olduğunu görür ve şaşırırlar.Yargılama başlar,deliller toplanır.Tanıklar dinlenir.Olay yerinde keşif yapılır neticede, cinayetin,huzurda bulunan sanık tarafından işlenmediğine dair kanaate rağmen,toplanan delillerin sanığın aleyhine olması nedeniyle, mahkumiyet kararı verilir.Kararı Yargıtayda tasdik eder. Gel zaman,git zaman arkadaşın babası Yargıtaya üye seçilir.Günlerden bir gün öğle tatilinde,yemek sonrası ,Kızılayda dolaşırken, adamın birinin; hakim bey,hakim bey diye seslendiğini ve yanına geldiğini görür.Adam,arkadaşın babasına,kendisini tanıyıp tanımadığını sorar.Arkadaşın babası hatırlamayınca,adam,kendini tanıtır.Ben,Muğla’da Ağır Ceza Reisi iken,cinayetten mahkum ettiğiniz falanca kişiyim.Af kanunu nedeniyle ceza miktarım azaldı,şartlı tahliye hükümlerinden de istifade ederek, hapishaneden çıktım.der.Arkadaşın babası da,gel sana dairemde ki odamda bir çay ısmarlıyayım diyerek,adamı Yargıtaya götürür.Adam orada gerçeği anlatır.İlk cinayeti ben işlemiştim.Sizin de kanaatınız böyleydi.Fakat delil yetersizliğinden beraat ettirdiniz.İkinci cinayeti ise ben işlememiştim.Sizin de kanaatınız bu yönde olmasına rağmen,deliller aleyhime olduğu için mahkum ettiniz.Benim buna karşı diyeceğim tek şey olabilir.İLAHİ ADALET.

      • Bu konuda tartışmaya girecek değilim. Okul dönemimi de katarsak 47 yıllık hukukçuyum.Hukukun,bugün ki kadar vesayet altında olduğu bir dönemi yaşamadım.Yaşım icabı olsa gerek, takdir-i ilahiye de,ilahi adalete de inanırım.Bu inancım sayesinde, haksızlıklıkların, maddi ve manevi benliğimde ki tahribatını azaltıyorum.Üstadımın zevkle okuduğum değerlendirmesiyle, benim anlattığım anı arasında ki illiyet bağı,olaylarla ve düşüncelerle paralellik kurduğum, İLAH-İ ADALET ile TAKDİR-İ İLAH-İ ye dairdir.Yoksa;elma ile armutu aynı kefeye koymak değil.

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s