AKP’NİN SON İHMALİ ÖLÜM GETİRECEK

Bu yazı, görevlerini yapmayarak çok sayıda insanın ölümüne sebep olan
(olacak olan) devlet görevlileri için SUÇ DUYURUSU kapsamındadır.

Devleti yönetmek ciddiyet ve sorumluluk isteyen çok önemli bir görevdir.
Türk Devleti, Anayasa ve yasalarla yöneticilere büyük yetkiler ve olanaklar verir.
Yetki kullananlara da Anayasa ve yasalarda yazılı sorumluluklar yükler. Sorumluluklarını yerine getirmeyen görevliler, yargı huzurunda hesap verir.
“Ben seçimle geldim. İstediğimi yaparım” veya “Ben mahkeme kararına uymam, saygı da duymam” demeye cüret eden bir yöneticiyi, kulağından tutup yargının önüne çıkaramayan sistemler çökmeye mahkumdur.

Bugün Türk Devletini yönetenler, Çoban Ateşi Hareketi Gönüllüsü Elektrik Mühendisi Semih Kalkanoğlu kadar sorumluluk hissetseydiler, virüs salgınını çok daha az kayıpla atlatmış olurduk.
Sorumluluk, tamamen ülkemizi yöneten siyasi kadrodadır. Yani AKP’dedir…

Dünya ilk kez, 12 Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüs salgınını duydu.
Tüm dünya, derhal tedbir almaya, gerekli tanı kitlerini, ilaçları, oksijen ventilatörlerini (Solunum Cihazları) stoklamaya ve sınırlarında kontrollere başladı. (İtalya-İran hariç)

Sağlık Bakanı Koca ise salgının duyulmasından tam ÜÇ AY sonra 11 Mart 2020 günü, İtalya’dan uçakla gelen bir hastayı yakaladıklarını açıkladı!
Türk Devleti bu üç ayda herhangi bir hazırlık yaptı mı? Hayır!
Aksine, ülkedeki maske üretiminim tamamını ihraç ettik ve bununla övündük!
Peki, 11 Mart günkü uçakla İtalya’dan gelen diğer 200 yolcu için kontrol
yapıldı mı? Hayır!
Bu kişiler yurdun dört yanına dağıldılar…

AKP, İran’da virüs salgınının tüm İran’a dağılmasından ancak 30 gün sonra, İran’la aramızdaki dört sınır kapısını kapattı!
Bu bir ay boyunca dört sınır kapısından, çoğu virüs kapmış 87 bin 500 kişi (içinde Afganlılar da var) ülkemize giriş yaptı ve virüsü her yere yaydılar…

Mart ayı başında Koronavirüs tüm Suudi Arabistan’a yayılmıştı.
Bu durum biline biline, 21 bin 500 yaşlı vatandaşımız umre’ ye gönderildi!
Dönüşte sadece 3 bin 500 yaşlı vatandaşımız, çocuklar dışarı çıkarılarak, öğrenci yurduna yerleştirildiler. Bu kişilere nasıl bir tedavi uygulandığı, durumlarının ne olduğunu bilmiyoruz!
Kontrol edilmeyen 18 bin kişi ise şehirlerimize dağıldı…

1 Şubat ile 15 Mart arasında geçen 1,5 ay boyunca Türkiye’ye, başta öğrenciler olmak üzere 350 bin yerli, ve yabancı girdi.
Bunların kontrollerinin düzgün olarak yapıldığını söylemek mümkün değildir…

Değerli Okurlar;
Virüs salgınının önce durdurulup, sonra yok edilmesinin bugün için bilinen yolları; El-yüz-vücut temizliğine çok dikkat etmek, insanlar arasındaki yakın teması kesmek, toplu hareketleri engellemektir.
Korunma tedbirlerine gereği gibi uyuyor muyuz? Hayır!

Çok sayıda ülke sokağa çıkma yasağını uygulamaya başladı.
AKP’nin böyle bir hazırlığı var mı?
Bilemiyoruz, çünkü Türkiye’de şu an Türk Milletine, doğru sağlıklı ve gerçek haber verilmiyor.

18 yılda AKP, laik cumhuriyeti-sosyal hukuk devletini- özgürlüklerimizi, çağdaşlığımızı ve her birimizin ekonomik durumunu çaldı.
Geriye bir tek canımız kaldı. Canımızı da cehaletleri ve beceriksizlikleriyle alacaklar.
Aman sakın ses çıkarmayın, susun! Belki bir bildikleri vardır!
Ne dersiniz, aziz ve necip Türk Milleti?
Ölüm de mi sizi uyandıramayacak?

Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Mart 2020
Rifat Serdaroğlu

3 thoughts on “AKP’NİN SON İHMALİ ÖLÜM GETİRECEK

  1. Maalesef geciktiğimiz doğrudur. Üstüne üstlük bu gecikmenin tehlikesini yaşarken, bir de kurallara uymayan insanlarımızı eklersek durum iç açıcı değil gibi görünüyor!..Umutluyum yine de, zorunlu olarak bazı kararlar yerine getirilince bu tehlike de geçer diye düşünüyorum.

    • Sayın Serdaroğlu,yazılarınızı her gün takip etmekteyim.”bu milleti ölüm de mi uyandırmayacak” diye soruyorsunuz.!evet uyandırmayacak..!nedenini size bir vatandaş olarak empati yaparak söyleyebilirim:ilk önce halkın büyük kısmı geçim derdinde ve borç batağında..ve bu insanlar sadece düzene lanet okuyor, ama;çözüm arayışında bulunma pozisyonunu alamıyorlar..bunun en büyük nedeni Tek adam rejimi çaresizliği ve çekingenliğidir..ayrıca yoğun geçim derdi çaresizliği sağlıklı düşünmeyi de engellemektedir..ikinci ve en büyük nedeni ise,bence; kurtuluşa götürecek reçete ve bu kurtuluşu gerçekleştirecek kadro soyutluğu ve belirsizliği..yani insanlar karşılarında kurtuluşu gerçekleştirecek kadroyu ve kurtuluş reçetesini görmeden ayağa kalkacak mecali kendilerinde bulamayacaklardır.Saygılarımla

  2. Yazdıklarınız doğru da, umursayan bir tane Adam’dan vazgeçtim, bir Allah kulu var mı?

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s