PKK, Cizre’de kendi “Asayiş Güçlerini” oluşturdu. Erdoğan’ın Polis Akademisini bitiren polislere diplomalarını verdiği gibi, PKK da kendi asayiş güçlerine “diplomalarını” verdi. PKK Asayiş Güçleri, daha sonra yol kontrolü yaptı kimlik sordu, üst araması yaptı.
BDPKK, “Ya öyle mi olmuş, haberimiz yoktu, konuyu inceleyeceğiz” dedi.
TC Devletinin Şırnak Valisi; “Konuyu inceliyoruz. Fakat o görüntülerdeki yer Cizre olmayabilir” diye ilginç bir açıklama yaptı!
Omuzdan kafalı Bakan; “Derhal iki müfettiş gönderilmiştir” dedi.
Türk olmayan “Türkiyeli Başbakan” ise bu konuda açıklama yapmadı.
PKK, Cizre’ den sonra daha kalabalık bir “Asayiş Gücünü” Diyarbakır’da ortaya çıkardı. Bundan böyle her yerde bu asayiş güçlerini kuracaklarını ve bunun çok doğal olduğunu açıkladı.
*TC Devleti sınırları içinde bir eşkıya grubu, silahlı-telsizli kendi asayiş gücünü oluşturuyorsa ve bu “isyan” için hiçbir şey yapılmıyorsa ya bu makamlar boştur, ya da bu makamdakiler bu eşkıya çetesi ile işbirliği içindedir.
PKK, Lice ve Pervari’de Türk Askerini-Polisini şehit eden militanları için “Şehitlik” olarak yaptırdığı mezarlıkların açılışını yaptı.
Diyarbakır Valisi; “Olayları inceliyoruz. Böyle bir olaya tahammül edilemez” dedi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu çirkin olayı takip ettiği, belge ve görüntülerle tespit ettiği, müdahale etmek için izin istediği fakat Diyarbakır Valiliğinin izin vermediği Salı günkü gazetelerde yazıldı.
*TC Devleti sınırları içinde bir katiller sürüsü, Türk Askerini-Polisini şehit eden caniler için sözüm ona “şehitlik” yapabiliyorsa, bu densizliği önlemekle görevli makamlar ya boştur, ya da bu makamdakiler bu katiller sürüsü ile işbirliği içindedir.
23 Temmuz 2013 günkü gazeteler, PKK’nın Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kendi “Maliyesini” kurduğunu, “Vergi” toplamaya başladığını duyurdular.
Bu olay yaklaşık 8-9 yıldır devam etmektedir. AKP Hükümetinin yol vermesiyle başlayan bu olayın ismi “Haraç” idi şimdi “Vergi” oldu.
TC Devletinin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 9 Valisi, 100 den fazla Kaymakamı var.
İçlerinden bir tane helal süt emmiş bir vatan evladı çıkıp da; “Ne yapıyorsunuz siz? Bu yaptığınız devlete isyandır. Bir devlette iki tane vergi toplayan olur mu?” deyip bu eşkıyaları adalete sevk edemedi. Hepsinin dilleri bir yerlerine kaçmıştı!
Başbakan Erdoğan da bu konuda tek kelime etmedi, görmezden geldi.
*TC Devleti sınırları içinde uyuşturucu satıcısı bir örgüt, Türk Devletini yok sayarak, kendi vergi toplama mekanizmasını kuruyorsa, bu isyanı önlemekle görevli makamlar ya boştur, ya da bu uyuşturucu çetesi ile işbirliği içindedir.
Merak ettiğim şudur;
AKP Milletvekilleri, AKP’li Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, AKP Teşkilatları ve AKP’ye oy veren vatandaşlar bu gerçekleri görmüyorlar mı?
Bu değerli kişilerin partilerine bağlılıkları, “Vatan Sevgisinin” önünde midir?
Bu kişiler göz göre-göre Türkiye’nin bölünmesine nasıl rıza gösterebilirler?
Bu durumda susanlar, itirazını ortaya koymayanlar, uyarı görevini yapmayanlar, ilerde “İşbirlikçi” olarak anılacaklarını bilmiyorlar mı?
Başbakan Erdoğan, “Bir şehidimizin ruhunu muazzep edersek, kafamızı veririz” demişti.
Bir yaşadığımız olaylara bakıyorum, bir de Erdoğan’ın söylediklerine.
Ve yüksek sesle haykırıyorum; “Hadi len, yürü git, yürü…”
Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Temmuz 2013
Rifat Serdaroğlu
Sn. Serdaroğlu, içerde yüzlerce insan terör örgütü üyeliğinden, terör örgütüne yardım ve yataklık etmekten, terör örgütü kurmaktan yıllardır en kötü şartlarda yatarken (çürürken) silahlı terör örgütü üyelerinin ellerinde silahları ile yol kesip, kimlik kontrolü yapması aklı selim sahibi hangi insan tarafından normal karşılanabilir, aklı selim sahibi hangi kamu görevlisi buna karşı çıkanları çözüm sürecini baltalamakla suçlayabilir? Akıl, izan, vicdan sahibi hangi insan bunların yaşandığı bir ülkede demokrasinin varlığından dem vurabilir? O, içerde terör örgütü üyesi olarak yatan yüzlerce kişi varken terör örgütüne her türlü yardımı sağlayan, görmezlikten gelen kamu görevlilerinden bir kişinin bile yargılanmaması hangi hukuk sisteminde eşitlik ilkesiyle bağdaştırılabilir? Bütün bu olayların teşvikçisi olan bir Başbakan hala anketlerde % 44 oy oranı ile yine kamu oyu yoklamalarında en üst sıralarda yer alabilir? Bütün bunlara muhatap olduğu halde hala hayatından memnun olan halka mazohist değil de ne denir?
Sn. Serdaroğlu Başbakanımızın Korumaları uzman bir ekipten oluşuyor herhalde, bugün dudak okuyucuları devredeydi, yarın büyük ihtimalle düşünce okuyucuları devreye girecek!!! Beşiktaş gibi kalabalık bir muhitten hergün Başbakanlık ofisine binlerce koruma ve yüzlerce araçla giden kendi tabiriyle ceberrut bir Başbakanımız olunca Beşiktaş’ta karakol şefkatini tatmamış bir kişi bile kalmaz, çünkü Beşiktaş demek çArşı demektir ve çArşı da polis şefkatine karşıdır…Utanır, sıkılır fazla ilgiden, alakadan. Hergün onlarca, yüzlerce insan karakola gidecekse Beşiktaş Meydanı Taksim Meydanı’na döner…Kritik dönemlerden geçiyoruz, toplum gerilmiş durumda, tansiyon yüksek, 1500 kişilik koruma ordusuyla dolaşıp bir de dudak ve beyin okuma tekniklerini kullanırsanız delikanlılık taslayamazsınız. Dudak okuyanlar, baş danışmanlar nedense dudak okumasını beceriyorlar da yabancıların verdiği ilanları okurken hoplamaya başlıyorlar, neymiş efendim onlar bizi tanımıyorlarmış, bir de tanısalar kim bilir neler derlerdi? Demokrasinin İngiliz’i, Türk’ü olmaz. Bu ne tahammülsüzlüktür kıç’a kıç diyen CHP milletvekilini topa tuttular, şimdi dudak okuma çıktı Allah daha kimbilir neler gösterecek? Gezi olaylarında demokrasimiz başarılı bir sınav vermişmiş ama görülüyor ki AKP iktidarı bu olaylardan hiç ders almamış. Ya dudak okumayı bırakacaksın ya Başbakanlık çalışma ofisini daha uygun bir yere taşıyacaksın ya da o ofise gitmek için başka yollar kullanacaksın. Ne Türkiye ne de başka bir ülke bu güne kadar dudak okutan bir Başbakanla tanışmamıştı. Eski köye yeni adetler mi gelmeye başladı? O kadar üniversite mezunu işsizken dudak okuyan 1500 kişilik ceberrut ve izbandut koruma ordusunun yarattığı görüntüleri bir daha görmek istemiyoruz…