ECDADIMIZ SOYGUNU NASIL YÖNETİRDİ?
CB Erdoğan için “Ecdat” denilince akan sular bile durur!
Osmanlı’da “Fon Vurgunu” benzeri bir soygun yaşansaydı, Ecdat nasıl yönetirdi, tarihi belgeleri araştırarak yanıt vermeye çalışalım!
Klasik dönem Osmanlı Devlet Aklı, mevzuat dışı para toplama, halkı veya nüfuzlu kişileri dolandırma, güveni kötüye kullanma ve yetki istismarı gibi durumları doğrudan “Nizam-ı Alem’in” yani (Kamu Düzeninin) ihlali olarak kabul ederdi.
Böyle bir tablo Osmanlı zamanında yaşansaydı, Padişahın ve Divanın tutumu şu aşamalardan oluşurdu;
1) Doğrudan “Müsadere” (Mallara ve Servete El konulması)
Divan-ı Hümayun, vurguncuların, ortaklarının ve 1. Derece yakınlarının tüm menkul ve gayrimenkullerine Dersaadet Kadısı eliyle derhal el koyardı.
2) “Ehl-i Hibre” ve Kadı Hesaplaması (Bilirkişi incelemesi)
Kadı Divanı toplanır ve bilirkişi kabul edilen (Ehl-i Hibre) denilen tarafsız uzmanlar, kayıp , zimmet tutarı, ana paranın tutarı hesaplanırdı.
3) Kayıp Miktarına Göre Mağduriyetin Giderilmesi.
Osmanlı’da kul hakkı ve kamu vicdanı esastı. Paralar toplanınca önce ana paralar ödenmeye çalışılırdı.
4) Müteselsil Sorumluluk ve Görevlilerin Cezalandırılması
Bu tür soygunların bürokratik nüfuz ve makam koruması olmadan yapılamayacağı için, olaya göz yuman, imza atan görevliler, esas suçlulardan DAHA AĞIR CEZALARA çarptırılırdı.
CB Erdoğan, ecdadımızın yolundan gitmiş mi? İlgisi, alakası yok!
Osmanlı döneminde “Fon Vurgunu” benzeri bir olay yaşansaydı ne olurdu tahmin edebilir misiniz?
Aynı anda iki tane Padişah olamayacağına göre Erdoğan, o dönemde olsa-olsa ancak Baş Vezir olabilirdi. (Padişah’ın Sarayının kapısının önünden bile geçemezdi ya! Mesela dedik!) Yani, Baş Vezir Erdoğan, Padişah’a karşı birinci derece sorumlu kişi olurdu!
Erdoğan’ın kendisinin ve 1. Derecede yakınlarının tüm mallarına el konur, hepsi ya Sultanahmet Zindanına ya da Tersane/Kasımpaşa Zindanına götürülürdü…
Olur mu Serdaroğlu, demeyin. Bal gibi olurdu!
Ecdadımızla iftihar ediyor, onları örnek alıyor, Cumhuriyet Rejimini, bir çeşit Padişahlık olan Azerbaycan rejimine benzetmek istiyorsak, onlar gibi davranmak zorundayız. Yok öyle, Ecdadımızın işimize gelen yöntemlerini alalım, işimize gelmeyenleri atalım, uyanıklığı!
Her zaman Osmanlı BÖREĞİ yemek olmaz, bir de Osmanlı KÜREĞİ var, ondan da tatmak gerek…
Not:
MHP Milletvekilleri, hadi Milliyetçiliğinizi, Ülkücülüğünüzü kaybettiniz. Aklınızı da mı kaybettiniz? Neyi alkışladığınızın farkında mısınız?
Bahçeli TBMM’de, DEM İmralı Heyeti ile konuşurken “İmralı’ya gittiğinizde
Sayın Öcalan’a benden selam söyleyin” diyor, sizler alkışlıyorsunuz!
Sizler neden İmralı’ya gitmiyorsunuz? Gidin, Öcalan’ın şehitlerimizin kanlarıyla yıkadığı o pis elini öpün, bağlılıklarınızı bildirin. Sizlere yakışan budur!
Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Ekim 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı