5 August, 2026 11:30

BİN KİŞİLİK SOYGUN ÇETESİ VE BİZİM KADERİMİZ!

Siyasetteki tiyatroyu, kurulan kirli ittifakları görüyor musunuz?

Bir tarafta iktidar, yanında yıllardır stepnelik yapan MHP, diğer tarafta Hizbullah’ın meclisteki açık uzantısı HÜDA PAR…
Yetmedi, son zamanlarda bu koroya DEM de eklendi! İmralı’daki terör başıyla yakınlaşmalar, kapalı kapılar arkasında yürütülen pazarlıklar tavan yaptı. Yeter ki koltuklar korunsun, yeter ki kurdukları bu tatlı yağma düzeni bozulmasın!

Peki, bu iktidarın yolsuzluklarını bilmeyen var mı?

Cümle alem biliyor ki cumhuriyet tarihinin en büyük, en pişkince soygunları bu dönemde yapıldı. Devasa ihaleler, hortumlanan kamu kaynakları, buharlaşan milyarlar… Normal bir hukuk devletinde yer yerinden oynar, Yüce Divanlar kilitlenirdi. Peki, bizde tek bir soruşturma açıldı mı? Açamazlar! Çünkü yargıyı kendi emir erleri haline getirdiler. Hakim de kendilerinin, savcı da! Bir tek yolsuzluk dosyasını bile mahkeme salonunun önünden geçirtmiyorlar. Açıkça ve net olarak söylüyorum: Bunlar devletin ve milletin kasasına el uzatmış HIRSIZLARDIR!

Gelelim madalyonun diğer yüzüne…

Türk Milleti; lâik Cumhuriyeti, demokrasiyi ve hukuk devletini korusun, bu gidişata bir dur desin diye ana muhalefet partisini destekliyor. Destekliyor ama onların içinden de lağım kokuları yükseliyor. Belediyelerdeki rant kavgaları, ihale paylaşımındaki kirli ilişkiler, hırsızlığa bulaşan kadrolar… Dışarıdan bakan bir yabancı, Türkiye’yi "Hırsızlar Cenneti" sanır!
Sanır ki bu ülkede namuslu adam kalmamış, 85 milyonun tamamı çürümüş…

Oysa gerçek bu değil!
Bu millet hırsız değildir! Bu ülkenin vatanını seven, helal lokma yiyen milyonlarca insanı bu çürümüşlüğün ortağı değildir.

Toplasanız, iktidarıyla, muhalefete sızmış rantçılarıyla toplumun kanını emen topu topu BİN, bilemediniz İKİ BİN kişilik bir şebeke var! Bu İKİ BİN harami; koskoca bir ülkenin demokrasisini katlediyor, devletin bütün kaynaklarını kurutuyor, milletin geleceğini karartıyor. 85 milyon vatandaş ise bu bir avuç azınlığın soygununu seyretmek zorunda bırakılıyor.

Peki, bu cendereden nasıl çıkacağız? Bize ne lazım?

Celladına Aşık Olmaktan Vazgeçeceğiz: "O gitsin de ne olursa olsun" veya "Bunlar giderse devlet yıkılır" korkutmacasını çöpe atacağız. Siyaset kurumunu bu İKİ BİN rantçının at koşturduğu bir pazaryeri olmaktan çıkartacağız.

Tarafsız ve Bağımsız Yargıyı mutlaka kuracağız: Parti rozetine, unvanına bakılmaksızın; ister iktidardan ister muhalefetten olsun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen her bir hırsızı yargının ve Yüce Divan’ın önüne dikeceğiz. Soyulan her kuruşu bu milletin kasasına geri koyacağız.

Temiz Siyaset Yasasını getireceğiz: Siyaseti bir zenginleşme, devlete çökme aracı gören çakalları sistemin dışına iteceğiz. Mal varlığını milletin önünde şeffafça açıklayamayan hiçbir kimseye devlet yönetimi teslim edilmeyecek.

Bu vatan, İKİ BİN hırsızın ve onların işbirlikçilerinin babasının çiftliği değildir. Türk Milleti kendi öz gücünün ve iradesinin farkına vardığı gün, bu harami düzeni yerle bir olacaktır. Az kaldı!

Sağlık ve başarı dileklerimle 06 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı