FON VURGUNUNUN BÜROKRASİDEKİ 1 NUMARASI
Kamuoyunda "fon vurgunu" olarak anılan gerek finans piyasalarındaki manipülasyon ve usulsüzlük soruşturmaları gerekse yüksek karlı fon dolandırıcılığı davaları, devletin denetim mekanizmaları ve kamu idaresinin niteliği açısından çok ciddi ibretler sunmaktadır.
Soruşturmaların siyaset, denetim bürokrasisi ve finans kollarına kadar genişlemesi —özellikle eski bakan, AKP Genel Başkan Yardımcıları milletvekili, SPK başkanvekili ve BDDK daire başkanları gibi kritik kademelerdeki isimlerin tutuklanması veya soruşturulması— tablonun vahametini gözler önüne sermektedir.
Devlet yönetiminde ve kamu idaresinde esas olan ilke "tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak ve kamu otoritesini kişisel veya zümresel menfaatlerin üstünde tutmaktır." Ancak gelinen noktada bu tutuklamalar birkaç temel başlıkta değerlendirilmelidir:
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) gibi kurumlar, piyasaların güvenliğini, şeffaflığını ve vatandaşın birikimini korumakla yükümlü bağımsız ve anayasal temelli denetim organlarıdır. Bu kurumlarda üst düzey görev yapmış kişilerin rüşvet, irtikap veya çete bağlamında suçlanarak tutuklanması, devletin denetim zırhında delikler oluştuğunu gösterir. Bekçi, kasayı soyacak olanla iş birliği yaparsa, o piyasada ne güven kalır ne de adalet.
Yolsuzluk ve dolandırıcılık vakaları yalnızca birer "bireysel ahlak" sorunu değildir! Liyakatin, hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın ikame edilemediği sistemik zafiyetlerin sonucudur. Kamu makamında bulunan kişilerin adının bu tür ilişkilere karışması, millete verilen hizmet sözünün açıkça ihlalidir. Soruşturmaların hangi mevkide olursa olsun sonuna kadar yürütülmesi, "devletin saygınlığı" açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Yıllardır kamuoyunun gündeminde olan dolandırıcılık ve kural dışı finansal hareketlerin (Seçil Erzan davası veya sermaye piyasasındaki tasfiye edilen fonlar ve rüşvet çarkı dâhil) yargı önüne taşınması adalet adına olumlu bir adımdır. Ancak unutulmamalıdır ki:
- Adalet sadece alt düzey faillere veya aracı adamlara ceza kesmekle tecelli etmez.
- Soruşturma, bu kanunsuz düzenden imtiyaz ve haksız kazanç sağlayan tüm siyasi ve bürokratik ayaklara uzanmalıdır.
"Devletin dini adalettir." Adaletin olmadığı, denetimin kişisel nüfuz veya ahlaksız tekliflerle sakatlandığı bir yerde ne ekonomide istikrar sağlanabilir ne de toplumda huzur.
Son tutuklamalar yargının işletilmesi açısından elzem olsa da, asıl önemli olan hukukun üstünlüğünü ve devlet kurumlarındaki liyakati amansız bir şekilde yeniden tesis etmektir. Aksi takdirde bir olay kapanır, başka bir usulsüzlük baş gösterir.
Saray ve Adalet Bakanı bu soygunu çözmek istiyorlarsa, finans piyasasındaki KURUMLARIMIZIN Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerinin çoğunun atanmasında “Karar Verici” pozisyonunda olan,
Türkiye Varlık FONU Başkan Vekili ve Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erişah Arıcan’ın C. Başsavcılığınca davet edilip, ifadesine başvurulması gerekir.
Konumu ve görevleri itibarıyla Prof. Dr. Erişah Arıcan’ın, bu vurgunlardan haberinin olmaması asla mümkün değildir.x
Fon Vurgununun Bürokrasideki 1 no su Prof. Dr. Erişah Arıcan’dır.
Bu kişiyi alın, çok şey aydınlanacaktır. Sonrasında ise, bu soygunun Siyasetteki 1 Numarasını söyleyelim! Tamam mı Sayın Bakan?
Sağlık ve başarı dileklerimle 09 Kasım 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı