11 October, 2026 10:24

DEVLETİN ASALAKLARI

Devleti bir kurumlar ve kurallar bütünü, toplumsal sözleşmenin (Anayasa)
özü olarak görenler, kamu malını “Ortak Miras” olarak tanımlar, dokunmazlar bile! Bu anlayıştakilere göre devlet olanaklarını kişisel-zümresel veya dar grup çıkarları için kullanmak en büyük ahlaksızlıktır.

Liyakat yerine etnik, mezhepsel, ideolojik veya akrabalık temelli partiler ve topluluklar ise; şeffaflık, denetlenebilirlik ve hukuk kurallarının eşit uygulanmasından nefret ederler.
Kurumsal denetimin zayıfladığı, liyakatin gözetilmediği ve “bizden olanlar” korumacılığının hakim olduğu dönemlerde usulsüzlük, rüşvet, hırsızlık ve kamu olanaklarının suistimal edilmesi çok kolay zemin bulur.

Hesap verebilmeyi zorlaştırmak için, çoğu zaman “Kimlik Siyaseti” teşvik edilir. Ve bu tehlikeli silah, soygunları gizlemek için “perde” olarak kullanılır.

CB Erdoğan, “İzmirli estetik Cerrahını ve 3’ncü eşini AKP’ye” kayıt toplantısında şunları söyledi;
“Bizim bir planımız var. Adım adım sabırla o planı uyguluyoruz!”

O planı ve uygulamasını organize eden güçleri bizler çok iyi biliyoruz.
Zaten ne CB Erdoğan’da, ne Bakanlarında, ne parti kadrolarında ne de ikinci nesil “Pudracı-Foncu- Gay Barcı” Ak Gençlikte, böyle bir planı yapacak birikim ve zeka yoktur. Plan, ABD-İSRAİL İstihbarat Örgütleri ve onların seçtikleri “Ekonomik ve Yıkımcı Tetikçiler” tarafından yapıldı ve maalesef uygulanıyor!
Bu aşağılık planın uygulanmasında en büyük etken, özellikle Ana Muhalefet Partisinin ve diğer muhalefet Partilerinin de, bilerek veya aptallıklarından, Erdoğan tarafından yönetilmeye razı olmalarındandır…

Emperyalist Eşkıyalar, bölerek yönetecekleri ülkede, yönetime getirdikleri elemanlarından öncelikle şunları isterler;
“Ordunu zayıflat ve kontrol altına al-Tarımı bitir-Ekonomiyi çökert”

Ordu ve Tarım yıkımını daha sonra yazacağız. Bugün ekonomiyi yazalım!

İlk kural; “Taşları bağla, köpekleri serbest bırak” emridir.
Bunun için ülkenin en liyakatli denetim ve planlama kuruluşları devre dışı bırakılır. Hangileri mesela?

-Devlet Planlama Teşkilatı (DPT); 1960’ta kuruldu. Devletin 5 yıllık kalkınma planlarını ve kamu yatırımlarının verimliliğini denetleyip yönlendiren özerk teşkilat idi. 2011’de kapatıldı.
-Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü; Kırsal kalkınma, su ve arazi denetimini sağlayan bu köklü kurum 2005 yılında kapatıldı.
-Hesap Uzmanları Kurulu; 1945’te kuruldu. Ülkemizin en nitelikli ve özerk bu kurulu, en büyük vergi kaçaklarını ve kara para incelemelerini yapardı!
-Maliye Teftiş Kurulu; 1879’dan beri devlet maliyesini denetleyen bu güzide kurum 2011’de tamamen kapatıldı.
-Gelirler Kontrolörleri; Maliye bünyesinde vergi incelemesi yapan özerk bu kurum AKP tarafından kapatıldı.
-Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu; KİT’leri, Devlet Bankalarını, Kamu Şirketlerini denetleyen, doğrudan Başbakanlığa bağlı BAĞIMSIZ kuruldu. Ve AKP tarafından 2010’da kapatıldı.
-Başbakanlık Teftiş Kurulu; Tüm Bakanlıklar ve devlet kurumları üzerinde en üst teftiş yetkisine sahip kurumdu. 2018’de kapatıldı. (Devlet Bakanı iken, bir şikayet üzerine bu kurul tarafından denetlendim. Şimdi bir Bakanı denetleyecek bir kurum var mı?)
-Mülkiye Teftiş Kurulu/Bakanlık Teftiş Kurulları; 2018’de bir KHK ile bu kurullar birer “Rehberlik ve Denetim” personeline dönüştürüldü…

Bir İktidar, bir Bakan, bir Genel Müdür, denetlenmekten niçin korkar? Yanlış bir iş yapmıştır da ondan!
AKP, RAHATÇA ÇALMAK için devletin köklü denetim kurullarını kapattı. Cumhuriyetin bu denetim kurulları kapatılmasaydı, yıllık kişi başına gelirimiz 30 Bin Dolar seviyelerinde olurdu! Yazık değil mi bu millete?
Türk Milleti hala bu hırsız takımına oy vermeye devam edecek mi?
Bana bu soygun düzenini durduracak bilgi, görgü ve deneyime sahip bir tane Muhalefet Genel Başkanı gösterir misiniz?

Sağlık ve başarı dileklerimle 12 Ekim 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı