ON VURUP BİR SAYACAKSIN

Çocukken yaramazlık yaptığımızda rahmetli babaannem arkamızdan bağırırdı;
“Sizi gidi yaramazlar. Çok oldunuz artık. Sizi yakalayınca on şipka (ince, yaş ağaç dalı) vurup bir sayacağım!”

AKP üst yönetimindekiler çocuk olsalar gerçekten on vurup, bir saymak gerek. Çünkü bir türlü akıllanmadılar.
Herkes bilir ki Devletlerarası ilişkilerde karşılıklılık esastır.
Hiçbir yöneticinin, devletimize ait olan bir varlığı, bir avantajı, bir fikri karşılıksız olarak bir başka devlete devretmeye hakkı yoktur. Bu hareket ihanetle eşdeğerdir.

Yunanistan, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Harekatından sonra NATO’ dan ayrılmıştı.
Daha sonra dönmek için çırpınmaya başladı. NATO’ya katılmak için tüm üye ülkelerin evet demesi gerekir. Türkiye bu kozu elinde tutuyor, gerek AB üyeliğimiz gerekse Kıbrıs’ta bugün başımıza bela olacak olayları önlemek ve KKTC’yi resmen tanımaları yönünde şart koşuyordu.
12 Eylül Askeri darbesi oldu. 1980 Eylül ayının sonuna doğru Kenan Evren, Yunanistan’ın tekrar NATO üyesi olmasını kabul etti!
Kendisine “ne yaptınız” diyen Dışişleri Bakanlığı bürokratlarına;
“Meraklanmayın, ABD Genelkurmay Başkanı General Rogers benim dostumdur. Bana söz verdi, bizi AB’ye sokacaklar” dedi. Aradan 39 yıl geçti, AB’ye girdik mi?
Bir zavallı paşanın şahsi kaprisi yüzünden neler kaybettiğimizi düşünebiliyor musunuz?
Türkiye AB’ye giremedi. Kenan Evren ve General Rogers, Türk Milletinin bu konudaki ümitlerini alarak kara toprağa girdiler. ABD’nin Türkiye’de darbe yaptırmasının sebeplerinden biri belki de bu olay idi…

Asker Paşadan çektiğimizi şimdi de sivil ve dikta heveslisi paşa bozuntularından çekiyoruz.
AKP Hükümetleri de bu konuda en az Evren kadar suçludurlar. Anlatalım;
AKP, 2011 yılında Vakıflar Kanunu’na geçici 11. Maddenin eklenmesiyle Cemaat Vakıflarının mallarının iadesi, iadesi yapılamayan mallar için tazminat ödemesinin yolunu açtı.
Her biri paha biçilmez ekonomik ve tarihsel değerler taşıyan bu Rum-Ermeni-Musevi-Bulgar-Süryani vs. mallar, karşılığında hiçbir şey istenmeden devredildi…

Bazıları devamlı şunu söyler dururlar; “Vermekle, doğru yaptık. Onlar bizim ata yadigarı vakıf mallarımızı vermiyorlarsa, kendileri utansınlar!”

Şimdi buradan tüm Türk Milletinin huzurunda AKP’ye soruyorum;
Ben, Girit’teki bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan bir camimizi onarıp, insanlığa armağan etmek istiyorum. Eyy AKP, bana Yunan Hükümetinde izin alabilir misin? Alamazsın, vermezler!

Yunanistan’da yaşayan Türk kökenli Yunan Vatandaş Müslümanlar, kendi müftülerini seçebilirler mi?
Seçemezler, seçtirmezler!
Seçilmiş İskeçe Müftüsü rahmetli Mehmet Emin Aga’ nın mahkemesine bizzat gittim. Adamcağızı, aylarca hapis yatırdılar.

Şimdi buradan tüm Türk Milletinin huzurunda yine AKP’ye soruyorum;
Yunan Hükümeti, ülkesinde yaşayan ve kendi vatandaşı olan Müslümanlara, müftülerini seçme izni vermiyor.
Peki siz, Fener-Rum Patriği Bartholomeos ’un Lozan Antlaşmasını ihlal ederek atadığı Bursa Metropolünü, AKP Hükümeti olarak nasıl resmen tanırsınız?
Bu yakınlık nereden geliyor?
Erdoğan ve Çipras’ın baş başa görüşmesinde, görüşmeye iki tarafın da tercüman almamasının sebebi nedir? Çipras mı Türkçeyi iyi biliyor, yoksa Erdoğan mı Rumcayı gayet iyi biliyor?

Tekrar söylüyorum; Kimsenin Türk Milletinin varlıkları üzerinden keyif bağışlamaya hakkı ve yetkisi yoktur. Bunu yapanın gideceği yer Yüce Divandır…
Yarın devam edelim!

Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Mayıs 2019
Rifat Serdaroğlu