23 September, 2021 04:18

HALK DALKAVUKLUĞU

Son günlerde yine, bazıları bilmezlikten bazıları tıynetleri gereği ihanet etme hastalığından kaynaklanan ve ülkeye zarar verecek olayları görür olduk.

Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı başkanlığındaki CHP Heyetinin Barzani’yi ziyaret etmesi, ziyaret sonrası Mensur Barzani’nin söyledikleri, Kılıçdaroğlu’nun doğru tespitinin ardından HDP eski Eşbaşkanı Temelli’nin CHP’ye Öcalan’ı muhatap olarak göstermesi ve HDP mevcut yönetiminin sesiz kalıp, Demirtaş’ın cezaevinden konuşması sizlere oldukça ilginç gelmedi mi?

Durum böyle olunca, bazı tarihi gerçekleri hatırlayıp kendimize çekidüzen vermenin, hafızalarımızı tazelemenin zamanı geldiği düşüncesiyle, bilgilerimizi paylaşmak istedik…

Herkes şu gerçeği bilmeli ve kabullenmelidir;
T.C Devletinin kuruluş felsefesi “ULUS DEVLET” modelidir. Devletimiz çok etnikli, çok dilli, çok dinli, çok hukuklu ve farklı sosyal sınıflara göre kurulmamıştır.
Bu şekilde kurulan devletlerin (Yugoslavya-Çekoslovakya-Afganistan) ne hale geldiklerini yakın zamanda gördük. T.C Devleti, diğer ulus devletler gibi adını kurucu unsur olan Türk Milletinden almıştır. Almanya’yı Almanlar, Fransa’yı Fransızlar kurduğu ve kendi adlarını ülkelerinin adı yaptıkları gibi.

T.C Devleti, Selçuklu İmparatorluğu- Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun devamıdır. Bu üç devlet aynı coğrafya ve aynı halk üzerine kurulmuştur. Halkın tamamı Türkçe konuşur ve Orta Asya’dan gelmişlerdir.

T.C Devletinin üzerinde kurulduğu topraklar, 1071 Malazgirt Savaşı, 1081 İzmir’in Fethi, 1331 İznik’in Fethi, 1389 Kosova’nın Fethi, 1453 İstanbul’un Fethi ve bu böyle devam eder. (15 bin yıl önce Anadolu’ya gelen Ön Türkler’i başka bir yazıda anlatırız)

Bugün, Türkiye’de hak iddia eden etnik grupların hiçbirisi Türk devletlerinin kuruluşunda yoktur.
Arapların, Süryanilerin, Kürtlerin ve diğer Ortadoğu halklarının oturduğu Arabistan ve Ortadoğu bölgesinin fethi 1517 yılıdır. Yani bu halklar, bu coğrafyadaki Türk Devletine sonradan ilave edilmişlerdir. Atatürk’ün Cumhuriyeti ilan etmesiyle de herkes “Tebaa-Köle” olmaktan kurtulmuş ve eşit vatandaşlar olmuştur.

Bu ülkede, farklı diller konuşan, faklı inançları yaşayan yurttaşlara karşı yasal ayrımcılık yapılamaz.
Herkes eşit hak-paylaşım-sorumluluklara sahiptir. Kardeşlik duygusu içinde, farklılıklarımızı koruyarak ama onları bölücülük unsuru yapmadan yaşama olgunluğuna artık erişmemiz gerekmektedir.

Türkiye’nin esas sorunu “DEMOKRASİ SORUNUDUR.”
Güneydoğuda, kişi hak ve özgürlüklerinde veya anayasal haklarında sorun yaşayan bir vatandaşımız şunu bilmelidir. Onun sorunlarının aynısını, hatta daha fazlasını ben de yaşıyorum. Tüm sorunlarımızı meşru zeminlerde ve demokrasimizin standartlarını her gün yükselterek çözebiliriz.
Bölgesel olarak çözüm ararsak yanlışa düşeriz. Türklerden al Kürtlere ver, Kürtlerden al Ermeni soylulara ver, onlardan al Çerkezlere ver! Bu bizi kaosa sürükler ve batırır. Bu tuzağa düşmememiz gerekir.

Eğer bu ülkede Anayasamızın teminatı altında huzur ve kardeşçe yaşamak istiyorsak, problemlerimizi çözerken, bizi temsil eden ve devletimizi yönetenlerin aldıkları kararlara uyacağız.
Vergi verme, su-elektrik parası ödeme, askere gitme, devlete karşı savaş, devlete ve millete saygı gösterme, sonra da bölünmeye gidecek hak taleplerinde bulun. Buna kimsenin hakkı yoktur.

Özellikle Siyasal İslamcı İhvancı partiler ve aşırı soldan dönen çakma liberaller, ülke bütünlüğümüze zarar verecek söylemlerden kaçınmalıdırlar.
Kürt soylu vatandaşlarımız çoğunluğunun olduğu gibi bu ülkede, barış ve refah içinde yaşıyorlarsa, onlar da tavırlarını net olarak göstermelidirler.
Terörün her türlüsüne karşı olduklarını ve terör grupları ile aralarına mesafe koyduklarını açıkça söylemelidirler.
Kimseye, etnik kökenini-ana dilini-inancını-kültürünü unut demeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
Etnik kökenimiz hepimizin onurudur ve devletin bunları korumak görevidir.
Ama öncelikle ve muhakkak, Türk Milletinin Kürdü-Çerkez’i-Arnavut’u-Laz’ı-Gürcü’sü-Boşnak’ı olalım.

DOĞRU Parti, sorumlu ve milli bir parti olarak, oy uğruna halk dalkavukluğu yapmayacak, Türk Milletine yalan söylemeyecektir. Anayasamızın ilk altı maddesine inanan herkesi kucaklamak ve Türk Milletini yeniden bir ve büyük yapmak en birincil görevimizdir.
Cumhuriyetin değerlerine, Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlı çağdaş, demokrat, hukukun üstünlüğüne inanan laik ve milli bir parti olarak, Kürt Sorunu konusunda da bu çerçevede davranacaktır.
Siyasi görüşümüz ne olursa olsun unutmamamız gereken gerçek şudur;
Hepimiz, özellikle siyasetçiler konuşurken çok dikkatli olmalıyız.
Bilmeliyiz ki haklarını-sorumluluklarını bilen bireyler olmayı başardığımızda, çok büyük işler yapacağız…

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Eylül 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı