Yurtdışında yaşayan kardeşim ve kızı, geçen ay Türkiye’ye geldiklerinde bir turla “Karadeniz” gezisine katıldılar. Rize’ye geldiklerinde şehri gezerlerken yaşlı bir bey yanlarına yanaşır ve nereden geldiklerini sorar. “İzmir’den” yanıtını alınca yaşlı adam yüksek sesle şöyle der;
“Kızım, vallahi de billahi de İzmirlileri kıskanıyorum. Bizimkinin ne mal olduğunu siz Türkiye’nin bir ucundan anladınız ve oy vermediniz de, biz burnumuzun dibindeki adamı 11 sene sonra tanıyabildik. Yazıklar olsun bizlere…”
Dün “Yeni Merkez Bankamız” başlığıyla yazılan yazıya, okuyuculardan çok sayıda tepki geldi.
Hepsi olayı protesto eden, adeta isyan eden tepkilerdi.
Bunlardan (M.A) adlı okuyucumun yazısı aynen şöyleydi;
“20.09.2013 tarihli Yeni Merkez Bankamız başlıklı yazınızda TC Devletinin sadece vergi alma hakkından vazgeçtiğini belirtmişsiniz. Bence Madde 5-1 ve Madde 5-2 daha vahimdir.
Bu maddelere göre şu an bizi yönetenlerin ve yandaşlarının İslam Kalkınma Bankasında açacakları hesaplara kimse ulaşamayacak demektir. Yani Hırsızlıkla, yolsuzlukla elde edilen servetler bu bankada gizlenecek, bir nevi İsviçre Bankası olacaktır. Mısır konusunda Suud Kralını eleştiren şahıs ve etrafı, konu menfaat olunca otel odalarına kadar gidip, pohpohlamakla meşguldürler.”
Suudi sermayesi olan İslam Kalkınma Bankasına tanınan “dokunulmazlık ve ayrıcalıklar” İsviçre Bankalarında dahi yoktur. Hatırlarsanız, bazı haysiyet cellatları Baykal’a seçim öncesinde attıkları bir iftirada, Baykal’ın İsviçre Bankasında 1 Milyon Doları olduğu iddia etmişlerdi.
Baykal, mahkeme kararıyla “İsviçre Bankalarında hiç hesabı yoktur” belgesini alıp, aklanmıştı.
Fakat Başbakan Erdoğan için Wikileaks Belgelerinde “İsviçre Bankalarında 8 adet hesabı var” iddiası ortaya atılınca, Erdoğan aynı işlemi yapmamış, şüphe alnına yapışmıştı.
O şüphe hala Erdoğan’ın alnında yapışık olarak duruyor.
Şimdi İslam Kalkınma Bankasında açılacak hesapları kimse denetleyemeyecek!
İktidar sayesinde zengin olanlar, hırsızlık paralarını burada saklayabilecekler. Rüşvet paraları bu karanlık bankada kendilerine yer bulacak. PKK gibi terör örgütleri uyuşturucu ve terörden elde ettikleri kanlı paraları burada gizleyebilecekler. El-Kaide, hükümetlerden aldığı haraçları ve Afganistan’da yetiştirilen uyuşturucu paralarını, adı “İSLAM” olan bu bankada istifleyecek!
Yalnız bu uyanıkların bilmesi gereken bir finansal gerçek var. Amerika izin vermeden 50 dolar dahi, dünya bankacılık sisteminde dolaşamaz. Dolaşıyorsa, ABD izin verdiği içindir. Zamanı geldiğinde ABD, bu paraya mutlaka el koyar. PKK Terör örgütünün uyuşturucu parasının bir kısmını senelerce ABD finans sisteminde tutup, geçen sene ansızın el koyduğu gibi, kirli parayı kendi cebine alır. Bu konuda Amerika kadar sıkı takipçi ve gaddar bir ülke yoktur.
Kirli parayı, “Bavulla” elden ele iletmenin de çare olmadığını “Deniz Feneri” olayında gördük.
İşin özü;
“Haram Para Saklanamaz.” Bir yerden kokusu çıkar. Bu güne kadar, devleti soyanlardan paçayı kurtardığını sananlar olabilir. Ama bunları dikkatle incelediğinizde, ya kendisinden ya çocuklarından, ya da en yakınlarından, haram paranın burunlarından fitil-fitil geldiği görülecektir.
Hele AKP gibi, haram para olayları artık fıkralara konu olacak hale geldiyse, vay onların haline…
“Yaşlı bir teyze köy çeşmesinden doldurduğu testisini zorlukla taşıyormuş. O sırada köye gelen yabancılardan biri, yaşlı teyzeye yardım için testiyi almış ve evine kadar taşımış.
Yaşlı Teyze teşekkür ettikten sonra sormuş; ‘Oğul sizler kimlerdensiniz, ben sizi tanıyamadım?’
Testiyi taşıyan kişi, ‘Bizler AKP’liyiz, köye propagandaya geldik’ diye cevap vermiş.
Yaşlı Teyze adama uzun-uzun baktıktan sonra şöyle demiş;
‘A be oğul, niçin baştan söylemediniz. Ben bu suyla abdest alacaktım!’
Not: Sayın Muhalefet Partileri yetkilileri, bu kanun TBMM’den geçerken sizler neredeydiniz?
Zahmet olmazsa, konuyu inceleyip, Anayasa Mahkemesine götürebilir misiniz?
Sizleri yorduk, kusura bakmayın!
Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Eylül 2013
Rifat Serdaroğlu
“DEDESİ HARAM YEMİŞ, TORUNUNUN DİŞİ KAMAŞMIŞ” Diye bir Atasözümüz vardır. Bunlar bizim atalarımızdan olmadıklarından bu sözü bilmezler. Saygılarımla. tevfikaltanakıncıoğlu
Dinciler icin onemli olan para ve iktidar olup mali goturmektir.Uzulerek yaziyorum,siyaset A.S sirketi oldugu icin her devresi aynen devam eder.Siyasi partiler kanunu ile SECİM yasasi degismeden TURKİYE gelecek nesilleri yok edecek bir ucuruma dogru gitmektedir.Atatuk haricinde gelmis,gecmis ve bugunkiler de dahil hicbir siyasiya. KUl HAKKİMİ HELAL etmiyorum.
Sayın Serdaroğlu, Muhtemelen bilginiz vardır. Fakat ben her olasılığa karşı sizi tekrar bilgilendirmek istedim. Ziraat Bankası internet hesabına girildiğinde, bağışlar bölümünde Kızılay, Darüşşafaka, LÖSEV gibi kuruluşlar yanında Denizfeneri içinde bağış toplanıyor. Almanya da mahkum olmuş Türkiye de suçluların suçları hasır altı edilerek temize !!! çıkarılmış bir kuruluşa devlet banaksı nasıl bağış toplayabilir. Yukarıdaki konu dışında sizden bir ricam daha olacak. Türkiye’nin birçok üniversitesinde bu adamlar kadrolaşıyor ve yetenekleri sınırlı insanlara kadro veriliyor. Bu arada yıllardır, aylardır hakkettiği kadroyu alamayan bilim insanları var. Ben Profesör üm kadro sorunum yok. Fakat kadro alamayan meslektaşlarım için sesimi yükselttiğim için kara listeye alındım. Almanya da bir üniversiteden davet aldım. Bu davetin geçerli olması için üniversitemin evet demesi gerekiyor. Fakat aksi oldu ve ben davet aldığım üniversiteye gidemedim. Bilimsel aktivitem engellendi. Gerekçe olaraktan emekliliğime 2 yıl kaldığı bana bildirildi. Ben bu nedenle mağdur oldum, ama siz benim magduriyetimi yazasınız diye sizi bilgilendirmiyorum. Asıl yazmanızı arzu ettiğim konu şu; hakkı olan demokratlara verilmeyen kadroların yandaşlara haksız yere dağıtılması. Bu konuda bir yazı yazarsanız çok makbule geçecek Sevgi, saygı ve selamlar. Prof Dr Doğan Perinçek
Eşim özel bir okulda hademe olarak çalışıyor. okulun sahipleri arasında tanınmış akpliler var. maaşı, asgari ücret.
İşe girerken konuşulan, sabah 8 akşam altı idi çalışma saatleri..Fakat başladıktan sonra işin rengi değişti. bütün resmi bayram tatillerinde bazen cumartesi pazar da olmak üzere sabahtan akşama kadar çalıştırılmasına rağmen bir kuruş fazla mesai ücreti verilmiyor. okul idarecilerinin maşallahı var. Hepsi dindar.! Alınları secdeden kalkmayan insanlar. Tabi eşim tek değil. bir kaç kişi daha var beraber çalıştıkları ve onlarda aynı.
Bu idarecilerin para hırsları, vicdanlarının önünde gidiyor.
Burada suç tabi ki; ‘işçinin ücretini alın teri kurumdan veriniz” diyen yüce dinimizin olamaz.
Dini para kazanma aracı olarak görenlerde ve buna müsaade edenlerde.
Son yıllarda da bu politika oldukça yaygınlaşmış durumda.
Selamlar.