BAŞÖRTÜLÜ ÇIPLAKLAR

Başbakan Erdoğan, sağ yanına “Şeriat” isteyenleri- El Kaide’yi-El Nusra’yı-Müslüman Kardeşler Örgütünü- Hizbullah’ı ve Hamas’ı aldı.
Sol yanına ise Kürtçü-Bölücü-Marksist Leninist PKK Narko Terör örgütünü aldı.
Bunlara şirin görünmek, desteklerini almak uğruna, “Türkiye Cumhuriyetinin” Üniter yapısından, lâiklik ilkesinden ve sosyal hukuk devleti anlayışından bilerek ve planlayarak çok ağır ödünler verdi.
Başbakan Erdoğan ve ekibinin, “Yüce Divanda” yargılanmalarını gerektiren en önemli sebeplerden biri de budur.

Erdoğan’ın Başbakanlık uçağından yazarlarını hiç ayırmadığı, yurt içi-yurt dışı tüm gezilerine beraberinde götürdüğü, eleştirilere rağmen elinden düşürmediği, desteklediği bir gazete var. Akit Gazetesi, yani Başbakan’ın en sevdiği-beğendiği gazete! Gezi direnişçilerine çok ağır hakaretler eden
Akit Yazarı Mustafa Durdu, şunları yazdı;
“Dinsizlere yaranmak için el pençe divan duran namazsız dindarlar(!) şimdi de ortaokulda başörtüsü olmaz, diye terane tutuyorlar. Neymiş? Ortaokuldakiler çocukmuş! Bilimsel verilere göre, Türkiye’de kız çocuklar için baliğ olma yaşı azami 11-13 aralığıdır. Bu da Ortaokul çağına tesadüf ediyor. Dolayısıyla ortaokulda örtü bal gibi olur. Örtünmek ortaokul ile başlamalıdır. Müslümanları Allah’ın yasaları bağlar. Örtünmenin diğer bir tezahürü de mecbur kalmadıkça kadınların erkekler içinde bulunmamasıdır. Dolayısıyla kızların okulları da ayrı olmalıdır.
Bir hükümet mensubu, toplumun çarşafa hoş bakmayacağını söylemiş.
Bu haber yalan değilse büyük bir gaftır. Kur’an’da Nur 31’ de örtü emredilir, Ahzab 59’ da örtünün nasıl olacağı ifade edilir.
Hanımların örtünmesi gereken örtü “Cilbab’dır.” Cilbab’ın sözlüklerdeki karşılığı ise; Çarşaf-ihram-Baştan Aşağı Örtünülen tek parça elbisedir.
Kur’an’da başörtüsü yok, diyenlere şunu demek lâzım;
Doğrudur, Kur’an’da başörtüsü değil, çarşaf vardır. Günümüzde namaz kılmayan İslamcıların en büyük eseri, sokaklarda dolaşan başörtülü çıplaklardır. Tesettürü değil de hep başörtüsünü gündeme aldılar, tesettürü sadece başörtüsü olarak kabul ettiler.
Sonuç ortada; Başları kapalı, altları açık, dar kot pantolonlu tesettürsüz başörtülüler…”

Başbakan Erdoğan’ın gazetesindeki bu yazıyı okuduktan sonra, El-Nusra militanlarının insanları nasıl canlı-canlı kestiklerini düşünün. 12-13 yaşındaki kız çocuklarının bu militanlara, mollalar tarafından seks kölesi olarak gönderildiklerini hatırlayın. Hizbullah militanlarının, insanları domuz bağı ile bağlayıp, ensesinden kestiklerini, üzerlerine beton attıktan sonra, o betonda yıllarca namaz kılmalarını da lütfen unutmayın.

İşte Başbakan Erdoğan’ın sağ yanında tuttuğu, örtülü ödenekten para ve silah verdiği has adamları bunlardır. Erdoğan bunlara laf söyletmez, bir dediklerini iki etmez.

Bugün Erdoğan’ın sağ yanındaki adamlarını yazdık. Yarın sol yanındaki adamlarını yazacağız.
Yazıyı bağlarken Akit Yazarı Mustafa Durdu’nun sorduğu soruyu Cumhurbaşkanı ve Başbakana soralım;
Sayın Eşleriniz sıkmabaş denilen “Türban” kullanıyorlar, fakat çarşaf giymiyorlar.
Sizlerin bu konuda ne düşündüğünüzü lütfen Türk Milleti ile paylaşır mısınız?

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Ekim 2013
Rifat Serdaroğlu

2 thoughts on “BAŞÖRTÜLÜ ÇIPLAKLAR

  1. Namaz kılarmış gibi görünüp, Allahsız olmaktansa, aracasısız, tefecisiz doğrudan, vicdanımdan Allah’a inanmayı yeğlerim. İnsanlık tarihi 50.000 yıl, hristiyanlık 2.000, müslümanlık 1.300 yıldır. Kumaşın icadı da herhalde 1500 yıldır. Kara çarşaf haçlı askerlerinin giydiği kumaştır. Haçlı seferleri bittikten sonra elde kalan siyah kumaşların tüketilmesi amacıyla rahibelere uzun çarşaflar giydirilip, sıkmabaşla da başları kapatılmıştır. Bunlar gibi din tacirleri asla Kuran’ın Türkçeye çevrilmesini bu nedenle istemezler. Herkese afyon haline getirdikleri dini yutturmak için. İyi bayramlar…

  2. Bu Mustafa DURU denen adam, örtünme konusunda ahkam kesmiş ama, ayetleri açıkça yazmamış. Yazsaydı millet ayetlerin ne anlama geldiğini anlayacak ve doğru yolu bulacaktı. Korkuları da bu zaten ve bu yüzden kafa karıştırarak insanların Kur’an’ı öğrenmesini engellemek. Madem o yazmadı ben yazayım o zaman: Sözünü ettiği Nur 31 nci ayet şöyledir:
    Nur 31 : Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
    Ahzab 59 ise : Ahzab 59 : Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir. Eksik bıraktığı Araf 26 ncı ayeti de ben ekleyeyim ki Kur’an’da bu üç ayetten başka örtünme ayeti de yoktur:
    Araf 26 :Ey âdemoğulları! Şu bir gerçek ki size, edep yerlerinizi örtecek giysi de indirdik, süs ve gösterişe yarayacak giysi de… Ama korunup sakınmaya yarayan giysi en hayırlısıdır. İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Düşünüp öğüt almaları umuluyor.
    Görüleceği üzere Ahzab 59 da dış elbiseler, parantez içinde, çevirenin şahsi görüşü gereği ” cilbab” olarak adlandırılmıştır. Gerçekle alakası olmadığı açıktır..
    Madem ki bu yazar kendisini dini konularda otorite kabul ediyor,ben bu arkadaşa başka şeyler de öğreteyim: İslam senin babanın malı değildir, öyle istediğin gibi eğip bükemezsin, zorlayamazsın,ölçüyü aşamazsın, aşırıya kaçamazsın! O zaman şu ayetleri de öğren bakalım çok bilmiş:
    Bakara 256 : Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan kesin olarak ayrılmıştır. Artık her kim
    Tağut’a küfredip Allah’a iman ederse, işte o, en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, işitir, bilir.
    Gasiye 21 : Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
    Gasiye 22 : Onların üzerinde bir zorba değilsin!
    Nisa 171 : Ey Ehlikitap! Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin! Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyin! Meryem’in oğlu İsa Mesih, Allah’ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem’e atmıştır. Artık Allah’a ve resullerine inanın. “Üçtür!” demeyin. Son verin, sizin için daha iyi olur. Allah Vâhid’dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O’nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter.
    Maide 77 : De ki: “Ey kitap verilenler, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve bundan önce şaşmış, birçoklarını da şaşırtmış ve yolun doğrusundan sapmış bir kavmin keyifleri ardından gitmeyin!”
    Bakara 41 : Ve beraberinizdekini tasdik edici olarak indirdiğim Kur’an’a iman edin, O’na inanmayanların ilki siz olmayın, ayetlerimi de bir kaç paraya değiştirmeyin ve Benden sakının artık benden.
    Enam 119 : O, size, çaresiz kaldığınız haller dışında, yasakladığı şeylerin tümünü ayrıntılı olarak bildirmişken, üzerine Allah’ın adı anılmış olanlardan niye yemeyeceksiniz? Evet, birçokları bildiklerinden değil, yalnızca çarpık arzularıyla insanları sapıklığa düşürüyorlar. Şüphesiz o ölçüyü aşanları en iyi bilen Rabbindir.
    Nisa 58 : Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah işiten ve bilendir.
    Ali İmran 103 : Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
    Ali İmran 105 : Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.
    Rum 32 : Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.
    Şura 13 :Sizin için, dinden, Nûh’a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim’e, Mûsa’ya ve İsa’ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: “Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!” Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.
    Siz ve sizin gibi dincileri yalanlayan daha pek çok ayet var ama şimdilik bu kadarı yeter. Bunları öğrenip içşelleştirdikten sonra( tabii yapabilirseniz) diğerlerini de öğretirim.
    Şimdi bir soru: Kur’an kursu açıp duruyorsunuz ama Arapça okunuşunu öğretiyorsunuz. Neden Türkçe’sini öğretmiyorsunuz? “Okullarda Kur’an öğreteceğiz ama Arapça okuyacaklar, bir şey anlamayacaklar” diyebilen kerameti kendinden menkul bir eğitim bakanı bile gördü bu millet! Sizin gibi dincilerin eline vermişler bir kalem, gazetelerde de bir evlek yer, aklınıza eseni yazıyorsunuz ama millet yemez bunları. Neyse şimdilik bu kadar yeter!

Düşüncelerinizi yazın