O koltuk, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sana emanet ettiği bir koltuktur.
O koltuk, gelip geçen iktidarların valisinin değil, Devletin Valisinin oturabileceği bir koltuktur.
O koltuk, tüm Türk Vatandaşlarına devletin şefkatli elini, eşit olarak uzatacak kişilerin oturabileceği bir koltuktur.
O koltuk, o ildeki tüm kamu kuruluşlarının “Hukuk Devleti” İlkesine uymasını sağlayacak kişilerin oturabileceği bir koltuktur.
O koltuk, kamuyu ve halkı, hırsızların, fırsatçıların, avantacıların, yasa tanımazların şerrinden koruyacak ve yasaları hâkim kılacak kişilerin oturabileceği bir koltuktur.
O koltuk, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Valisi olmayı hak eden, Türk Milletine, Hukuka ve Adalete saygılı, onurlu kişilerin oturabileceği bir koltuktur.
-O koltuk, İzmir’in Urla İlçesi Zeytineli Köyündeki Cennet Koyunda, Başbakan’ın çocuklarının ev alması için “Sit Alanını” 1. Dereceden, 3. Dereceye döndürecek
arazi simsarlarının oturabileceği bir koltuk değildir.
-O koltuk, AKP Adayı Binali’nin pisliğini örtecek kişilerin oturabileceği bir koltuk değildir.
-O koltuk, yetkisini yasalardan alan namuslu memurları tehdit ederek, görevlerini engellemeye kalkan kişilerin oturabileceği bir koltuk değildir.
-O koltuk, hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti, devleti soyanları korumak için kullanılacak bir koltuk değildir.
-O koltuk, Cumhuriyet Savcılarının ve Türk Mahkemelerinin kararlarını yok sayacak kadar gözü dönmüş kişilerin oturabileceği bir koltuk değildir.
-O koltuk, Türk Milletinin verdiği makam arabasında giderken, aracın sağ ön tarafında dalgalanan şanlı Türk Bayrağına saygı duymayanların oturabileceği bir koltuk değildir.
“İzmir Valisi” sıfatını üzerinde taşıyan Mustafa Toprak, sözüm sanadır.
Sen hangi hak ve yetkiyle Cumhuriyet Savcısının verdiği kararı ve emri dolaylı yollar kullanarak, engellemeye kalkarsın?
Cumhuriyet Savcısı, gerçekten yanlış bir iş yapıyor ve sen de bunu tespit ediyorsan, sorumluluğu üzerine alıp, Savcının emrinin uygulanmaması için polise niçin “YAZILI EMİR” verip, bunu bir tutanakla hem HSYK’ya gönderip
hem de kamuoyuna açıklamıyorsun?
Sen Anayasa ve Yasaların üzerinde bir kişi misin ki, bunları çiğnersin?
Sen görevini yasaların emrettiği şekilde yapan devlet memurlarının, kış gününde sürülmelerine niçin karşı çıkmıyorsun? Sen bu İl’in en büyük
mülkî amiri değil misin?
Çık ve görevden alınan İzmir Cumhuriyet Başsavcısının hazırlayıp HSYK’ya gönderdiği dosyadaki senin ve İzmir eski Emniyet Müdürü Ali Bilkay’ın konuşmalarını yalanla ve dava aç.
Ya yalanla ya da o koltukta bir dakika daha oturma. Kalk o koltuktan…
Vali Mustafa Toprak;
Burası İzmir, sakın başka bir yerle karıştırma. Bu şehirde herkes en az senin kadar Vali’dir, bunu böyle bil. Yakında ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksın.
Türk Milleti 12 yıllık AKP İktidarı zamanında çok valiler gördü.
Kömürü kendisi dağıtan vali gördü.
Buzdolabını sırtlayıp seçim için dağıtan sapık valiler gördü.
AKP İl Başkanı gibi çalışan valiler gördü.
Sorumlu olduğu İl’i, PKK militanlarına “serbest bölge” haline getiren
valiler gördü.
El-Kaide militanlarıyla kucak-kucağa olan valileri de gördü;
Fakat senin gibi, koltukta oturabilmek uğruna hırsızları-rüşvetçileri kollayıp, hukuk devletinin dibine zehir dökeni ilk defa gördü. Elbette ki bu yasa tanımazlığının hesabını, Türk Yargısı önünde vereceksin.
Bu can bu bedende olduğu sürece bu konunun takipçisi olacağımızı bilmeni isterim. Elinden geleni ardına koyma. Burası İzmir…
Not:
Dürüst-namuslu Binali Bey;
Bana İzmir Valisinin, senin bacanağını niçin bu kadar sevdiğini anlat.
Anlat ki, sana rağmen, senin talimatın olmadan, İzmir Valisi nasıl böyle çılgınca bir iş yapıp, emrindeki polise “Savcıların emirlerini dinlemeyin” diye baskı uygulayıp, hapse girmeyi dahi göze alabiliyor?
Bana anlat Binali. İzmir Valisi ile senin haberin olmadan Ulaştırma Bakanlığındaki ihaleleri organize edip, demet-demet dövizleri çantaya indirirken enselenen değerli Bacanağının arasındaki aşkı-sevgiyi anlat.
Yoksa bunların aralarında “Erzincanlılar Ortaklığı mı” var?
Yoksa bunlar da mı Süslüman?
Anlat Binali anlat. Bana, Bacanağını anlat. Anlat ki 30 Mart’a kadar adaylığını sürdürebilesin ve direnebilesin.
Anlat ve diren Binali, Hemşerin Vali seninle, polis seninle, devlet seninle!
Millet mi, İzmirli mi, boş ver onları, basarsın parayı halledersin nasılsa!
Denizde kum, sende para! Nereden ve nasıl bulduysan…
Sağlık ve başarı dileklerimle 27 Ocak 2014
Rifat Serdaroğlu
Yine bir İzmir valisine Atatürk’ten ders;
İzmir’de ilk İktisat Kondresi yapılacaktır. O akşam kordona bakan bir salonda akşam sofrası kurulmaktadır. Misafirler sofrada yerlerini alırken, tüm hazırlıklar yapılmaktadır. O zamanlar her ilde parti müfettişleri bulunuyordu. İzmir parti müfettişi de hazırlıklara nezaret etmekte, sağa soşa emirler yağdırmakta bu arada yemek verilecek salonun tüm perdelerini sıkı, sıkıya kapattırmaktadır. Atatürk’ün bu durum canını sıkar. Parti müfettişini yanına çağırır, vali de yanında oturmaktadır. Müfettişe ” neden perdeleri kapatıyorsunuz? üstelik bu emirleri hangi yetkiye dayanarak veriyorsunuz?” diye sorar. Müfettiş ” efendim, birazdan sofrada içki içilecek, halkın görmemesi için kapattırıyorum” diye yanıtlar. Atatürk çok sinirlenir “Bakın, perdeler kapanırsa halk, daha kötü şeyler düşünür, hem bu ilde ita amiri validir, o isterse, güvenliğimize halel gelmemesi için her emri vermeye yetkilidir. O isterse ben dahi bu salondan çıkamayız. O nedenle valinin görevlerine sakın müdahale etmeyin, hemen bir telgraf hazırlayın, merkeze alındınız. Valiye döner; sayın vali, sakın ola bir daha görevlerinize ben dahil hiç kimsenin müdahalesine izin vermeyin. Çünkü siz devletin valisisiniz. Siyasi iktidarlar gelip geçicidir, ama devlet, siz valiler sayesinde baki kalacaktır” der. Nereden nereye, nasıl çürüttüler bu devleti, unutulmamalıdır ki koca çınarları o küçücük kurtlar çürütür.
Sn. Arınç diyor ki Başbakanın bildiklerini bir bilseniz. Başkaları hakkında bildikleri herkesin bildiği şeyler, çoğu da yalan, ama kendisi hakkında bildiklerini bilsek zaten çoktan o koltuğu bırakması gerekirdi…
KALK O KOLTUKTAN
harikasın sayın bakanın senden aldıgım feyz bilgilerle herkezi aydınlatmaya çalışıyorum.
yazki bilmediklerimizi ögrenelim etrafımıza ögretmeye çalışalım. kalemine ve aklına saglık…
SÜPERSİN Rıfat :)))))))))))))))