BOŞ VER ALDIRMA

Zekâ ürünü olan mizah, hayatın güldürücü yanlarını ortaya koyan bir sanat türüdür.
Mizahın gücü, ülkedeki demokrasinin standardı ile doğrudan ilgilidir.
Demokrasi varsa mizah da vardır, ülkede mizah yoksa demokrasi de yoktur.
Mizahın olmadığı yerde baskı vardır, otoriterleşme vardır, faşizm vardır,
tek adam diktası vardır.

Türkiye, boğazına kadar yolsuzluğa-hırsızlığa batmış bir Başbakan tarafından bilerek, dikta yönetimine ve felakete sürüklenirken sizleri mizah yoluyla bir parça gülümsetebilmek isterim. Becerebilirsek ne âlâ…

Nihat Sırdar, Show Radyoda sabahları ve akşamları program yapan çok takdir ettiğim ve dinlediğim mükemmel bir radyocudur. Gerek zekâsı, gerekse yüzbinlerce dinleyicisiyle kurduğu sıcak ilişki her türlü takdirin üzerindedir. Nihat Sırdar, bazen “Boş Ver Aldırma” diye gırgır bir şarkı dinletir.
Yazıyı okurken siz de Youtube üzerinden “Boş Ver Aldırma” yazıp dinlerseniz yazıyı daha keyifle okursunuz.

Şarkının sözleri ve nakarat bölümü şöyle;
Bisiklete binersin / Bizim evde inersin / Eğer baban sorarsa / Teker patladı dersin.
Şapka şapka üstüne / Bu şapkanın aslı ne / Erkekler şapka takar / Kel kafanın üstüne.
Karpuz bıçaklanır mı / Suyu saçaklanır mı / Bizim oğlan şaşırmış / Baldız kucaklanır mı?

Boş ver aldırma /Alırım diye kandırma / Çok hoşuma gidiyor / Sahildeki dondurma.

“Şimdi bakın bakın komutanım, şimdi biz gerekçeyse gerekçeyi, ben öbür tarafa 4 tane adam gönderirim, 8 tane boş alana füze de attırırım. Problem değil o! Gerekçe üretilir. Olay böyle bir iradenin ortaya konması. Biz savaş iradesi ortaya koyuyoruz, her zaman yaptığımız şeyi, akıl yürütme hatasına düşüyoruz. Gerekirse oraya da (Süleyman Şah Türbesi) bir saldırı düzenleriz, oraya da, oraya da biz saldırtırız…”

Bu konuşmayı bir mafya babası, bir çete reisi yapmıyor. Bu konuşmayı bir Hukuk Devleti olduğu Anayasasında yazan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli kurumlarından biri olan MİT’ in başındaki bir devlet memuru yapıyor!
Bu adam Tayyip’in Müsteşarı…

O zaman Nihat Sırdar’ ın ilk dörtlüğünü değiştirip, AKP iktidarına uyarlayalım;
Bisiklete binersin / Suriye’de inersin / Evlatlarımız ölürse / Tayyip istedi dersin.

“Abicim hiç sen o konuda sen rahat ol, sen rahat ol. Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne yatarım ya… Senin İçişleri Bakanlığında bir şeyin yok. MİT’ te bir şeyin yok. Maliyede bir şeyin yok…”

Bu konuşmayı bir mafya ayakçısı, çetenin iş takipçisi kumar düşkünü bir polis eskisi yapmıyor.
Bu konuşmayı çeşitli şehirlerde Valilik, Kamu Güvenliği Teşkilatında Müsteşarlık, Milletvekilliği yapmış bir İçişleri Bakanı yapıyor. Herhangi bir Avrupa ülkesinde benzeri bir konuşma yapılsa, adamı anasından doğduğuna bin pişman ederler. Ama bu adam, Tayyip’in Bakanı…

Kasa kasa üstüne / Bu kasanın aslı ne / Bakanlar neden yatar / Reza Zarraf’ın önüne.

“Ve la entüm ağbüd! Oğlum ben her gün, her Cuma bir tane ayet sallıyorum. Google’ a gir, Kur’an’dan atıyorum kardeşlik, Kur’an’da nankörlük, Kur’an’da bilmem ne diye search yap, hepsi çıkıyor. Oradan beğen bir tane salla gitsin. Bakara 156. Ha ha ha… Bu Bakara iyi makara…”

Bu konuşmayı da, bir ateist, bir şaklaban, bir meczup yapmıyor.
Bu konuşmayı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müzakereleri yürütmekle görevi bir Bakan yapıyor. Bu adam Tayyip’in Bakanı…

Google tırtıklanır mı / Ayetler saçaklanır mı / Egemen oğlan şaşırmış / Kur’an bıçaklanır mı?

Kaliteyi, seviyeyi, insana ve inanca olan saygıyı görüyor musunuz?
Uyuşturucu tüccarı ve El-Kaide Lideri Hikmetyar’ın dizinin dibinde oturan adamların, devlet yönetmeye kalkmaları sonucu koskoca Türkiye Cumhuriyeti ne hale geldi? Görgüleri, akılları ancak Türkiye’yi bir Ortadoğu ülkesine çevirmeye yetti. Ortada ne devlet kaldı, ne de devlet adamı…

Bisiklete binersin / Kısıklı’da inersin / Eğer baban sorarsa / Sıfırladım babacığım dersin.

Hop trinom paralelli, taralel taralel taralelli…

Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Nisan 2014
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “BOŞ VER ALDIRMA

  1. BOŞ VER ALDIRMA

  2. Üstadım, kalbine, kalemine sağlık!..
    Baştanberi bizi idare edenlerin çarpıklıklarını, ama ciddi, ama espritüel çok güzel gözler önüne seriyorsun… Ama şu da bir gerçektir ki, Hz. mevlana’nın dediği gibi:“Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabileceği kadardır.”
    Sonuç ortada değil mi?
    Bu seçim sonuçlarını en güzel yorumlayanlardan biri de Sn.Gültekin Avcı. Okumayı değer:
    http://www.bugun.com.tr/akp-secmeninden-tehlikeli-mesaj-yazisi-1044171

  3. Yolsuzluğa batmış bir başbakanı halk neden seçiyor acaba? Makarna yardımı aldığı için mi yoksa bazı yazarların dediği gibi koyun olduğundan mı? Geçmişte; önce seçtiği halde sonra indirdiği Demirel, Ecevit, Özalı politikadan silen halk mı koyun, yoksa ülkeyi G20 arasına sokan, milli gelirini üçe, ihracatını dörde katlayan, simit fiatını  bir milyon liradan bir liraya indiren, devlet borçları vadesini 6 aydan 10 yıla çıkaran, faizleri % 70 den % 7 ye düşüren ve mutlak rakamlar olarak da indiren iktidara ekonomide çok kötü yönetiliyoruz diyenler mi yalancı? Güneydoğu ve doğuda % 2-5 arası tercih edilen CHP yi destekleyenler mi, yoksa BDP ile başabaş oy alan iktidara iftira atanlar mı vatan haini? 28 şubat sonrası bütün bankaların yönetim kurullarına bir emekli general atanmışken 25 bankanın 50 milyar doları hortumlamasını görmemek körlük olmuyor da, bankaların değerlerini Basel 2 rasyolarına yükselten iktidarı destekleyen halk mı kör oluyor? Almanyadan aldığımız tankların modernizasyonu için İsraile 600 milyon dolar ödeyen, İnsansız hava araçlarını da milyar dolarlardan aynı ülkeden alan, hükümetler unutuluyor da  yolsuzluk şayiaları nedeniyle bunların hepsi ve fazlasını Türkiyede üretenler mi suçlu? Demokrasi havarileri halka koyun derken acaba kimler tarafından seçileceklerini düşünüyor. Seçimden beklediği sonucu alamayanlar, halkın sevinci ve övüncü ve hergün 1.5 milyon kişinin kullandığı Marmarayın açılışına neden katılmadıklarını sorguluyor mu? Gezi olaylarında ağaç  bahanesiyle esnafın dükkanlarını yağmalayanlar, 1940 da topçu kışlasını yıkanların neden boşalan yere ağaç yerine, İnönünün heykelini diktiklerini düşünüyor mu aydınlar? Istanbulda çok takdir ettikleri halde partizanlıkla Kadir Topbaş’a oy vermeyen, Belediye hizmetleri dökülürken İzmirde, genel seçim olmadığı halde aynı kişiyi seçenler gerçek koyunlar değil midir?          

Düşüncelerinizi yazın