ERDOĞAN, MİLLİ OLDU!

Bacakların çarpıklığı, genellikle gelişmemiş ülkelerde görülen bir futbolcu hastalığıdır. Sağlıklı beslenemeyen, kemiklerini güçlendirecek gıda ve vitamin takviyesi almayan futbolcuların belli bir süre sonra bacakları, içten dışa doğru çıkıntı yapar. Halk arasında buna “Vos-Vos veya eski model Skoda” gibi bacakları var, denir.
Erdoğan’ın dayı-dayı yürümesi, uzun yıllar amatör kümede topçuluk yapmasından dolayı bacaklarının çarpıklaşmasındandır.

-Erdoğan, yıllarca top peşinden koştu ama dişe dokunur bir takıma gidemediği gibi, amatör kümede bile “MİLLİ” olamadı.

-Siyasete girdi, daha Milletvekili olmadan Obama’nın odasına girdi, EŞBAŞKAN oldu ama MİLLİ olamadı.

-Parayı- Gücü çok sevdi. Ofer- Hariri- Berlusconi-Barzani- Yasin El-Kadı-Seyyid Kutup ve son olarak Reza Zarrab’ ı çok sevdi ve kefil oldu ama MİLLİ olamadı.

-Kendi işadamlarımızla iş tuttu, bir emriyle damadın gazetesine 630 Milyon Dolarlık “Haram Havuzu” kurdu. Fakat en sevdiği iş adamı “Türk Milletinin a.ına koyayım” deyince, zengin oldu ama MİLLİ olamadı.

-Amerika’dan tercüman olarak Egemen Bağış denen adamı getirtti, adam Kur’an-ı Kerim ve ayetleri ile alay edince gene çuvalladı, yine MİLLİ olamadı.

-Ağzıyla, Tek Bayrak-Tek Devlet-Tek Millet-Tek Dil dedi, tamam bu defa milli olacak dedik, Habur’dan gelen katiller; “Ne pişmanlığı lan, biz pişman değiliz, Türk kanı içtik ondan şişmanız. Biz zafer kazanmış savaşçılarız” dediler, delikanlının MİLLİ olma hevesi yine fos çıktı.

-İstiklal Harbine gidiyoruz, dedi. Atatürk Cumhuriyetinin tüm eserlerini 2-3 yıllık kira geliri karşılığı sattı. Yaptığı harbin İstiklal değil, “İSTİKBİLAL” kurtuluş savaşı olduğu anlaşıldı, MİLLİ olamadı.

-Bu Haşhaşinler, Milli Ordumuza Kumpas kurdular dedi, Kumpası kuranın kendisi olduğu bizzat kendi Polis Şefi tarafından açıklandı yine MİLLİ olamadı.

-Kendi Bakanı, polise; “Uymayın o Savcının emirlerine. 3-5 adam gönderir aldırırım içeri o “or..pu çocuğunu” dedi ve Milli Devletten kilometrelerce uzağa gitti, MİLLİ olamadı.

-Bize yasak koyan mahkemeye biz yasak koyarız, dedi yine MİLLİ olamadı.

Anayasa Mahkemesi, gâvur icadı olan Twitter denen belayı açtırınca, Başbakan Erdoğan çok bozuldu ve “Ben bu karara saygı duymuyorum. Bu karar milli değildir” dedi.
Milli Devletin yararını koruyamayan Erdoğan’a, AKP tarafından “Milli Devletin Koruyucusu” olarak “MİLLİ Başbakan” sıfatı verildi ve Erdoğan sonunda MİLLİ oldu, hadi vatana, millete hayırlı olsun gari…

CUMBABAYI BULDUK;
“Köyün birinde bir hırsız, cami cemaatini canından bezdirmiş. Cemaat tam namaza durduğunda, usulca içeri giren hırsız, gözüne kestirdiği üç-beş ayakkabıyı çalıp kaçarmış. Kimse namazı bozmaya cesaret edemediğinden, hırsız da yakalanmazmış.
Sonunda tuzak kurup hırsızı yakalamışlar, Jandarmaya teslim etmişler. Fakat iki ay sonra hırsız yine köye gelmiş.
Cami Cemaati bakmış bu hırsızdan kurtuluş yok, çareyi hırsızı İmam yapmakta bulmuşlar. İmam Camiden en son çıktığı için, artık kimsenin ayakkabısı çalınmamış.”

İşte çare;
Siz de İmamı Cumbaba yapın, rahat edin. Bu kadar basit. Yakışır %43’ e…

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Nisan 2014
Rifat Serdaroğlu

2 thoughts on “ERDOĞAN, MİLLİ OLDU!

  1. ERDOĞAN, MİLLİ OLDU!

  2. Sn. Üstadım, millet zaten Erdoğan’dan ibaret değil mi?
    Siz, “MASUM PROVOVAKATÖRLER” başlıklı yazınızda “AKP=1 kişi” demediniz mi?
    Erdoğan’a göre, millet de, AKP’ye oy verenler olduğuna göre, kendini millet yerine koyuyor… Yani “millet=AKP=Erdoğan”
    Dikkat ederseniz Erdoğan kendi menfaatine dokunan bir durum için: “Bunlar millî menfaatlerimize aykırı” ifadesini kullanıyor. Yani Erdoğan “millî menfaat” dedi mi, biz onu “kendi âlî menfaat” olarak anlayacağız, demektir.
    Habervaktim’in yazılarını okuyabildiğim tek yazarı olan Sn. Ahmet Türk:
    “17 Aralıkta patlayan fosseptik çukurundan sızanlara “memba suyu” muamelesi yapan, yayılan pis kokuyu “misk-i amber” gibi içerisine çekmek zorunda kalan, kabahati ise büyük bir pişkinlikle başka bir kurumun izinsiz altyapı çalışması dolayısıyla kasten vurduğu bir dozer kepçesine bağlayan bir stratejiyle (yönetilen) seçim süreci” sonunda…
    Bilhassa “muhafazakâr” ve “mütedeyyin” seçmenin “imanın en zayıf derecesi sayılan buğzetme” hakkını kullanıp, yolsuzluk yaptığına inandığı siyasi organizasyona vermeyeceği oyla ders vereceğini sanıyordum…
    Yanılmışım!” diyor ve şu acı gerçeği vurguluyor:
    “Bu seçimde bu millet irfanını susturdu!”
    Yahut da birileri milletin irfanını susturdu!..
    Öyle veya böyle, neticede irfandan yoksun tek kişilik bir millet olmuşuz, vesselam!..

Düşüncelerinizi yazın