NE OLDUĞUNU ANLAYAMADIK!

Gelişmiş Demokratik Ülkelerde esas olan, Sivil Toplum Örgütleri- Katılımcı Demokrasi ve Şeffaflıktır.
Bu ülkelerde, bir devlet kurumunun binlerce sayfalık raporundansa, gerçek bir sivil toplum kuruluşunun bir sayfalık raporu çok daha değerlidir ve o dikkate alınır.

DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) böyle bir Sivil Toplum Kuruluşuydu!
DEİK; Türkiye’nin ve Türk Özel Sektörünün küreselleşme sürecine “Yüksek Katma Değerli” uyumunu hedefleyen ve bu amaca ulaşmak için sınai işbirliği başta olmak üzere, dış ticaret ağının genişletilmesi ve hizmet sektörünün yurt dışına açılması için çabalayan, gayret gösteren dış dünyada itibarı olan
çok yararlı bir Sivil Toplum Kuruluşu idi.

Sonra bu DEİK, bir gecede “TORBACI” AKP Hükümetinin torbasına son anda atılıp, kapatılıverdi!
TOBB/DEİK Başkanı Hisarcıklıoğlu, Erdoğan’dan korkusuna sesini dahi çıkaramadı!
TÜSİAD/DEİK Türkiye-Amerika Başkanı Haluk Dinçer ise;
Tam olarak ne olduğunu anlayabilmiş değiliz” dedi…

“At Sahibine Göre Kişner” diye bir atasözümüz vardır.
Kimileri, tarihe “DEİK’i kuran başkanlar” olarak geçerler, kimileri de ülkenin en yararlı STK’sı olan “DEİK’i kapattıran başkanlar” olarak tarihe geçerler.
DEİK’i kapattıran bu başkanlar Erdoğan tarafından ciddiye alınsalardı, en azından fikirleri sorulurdu!
Fikirleri bile alınmadığı halde niçin o koltuklarda otururlar, niçin hala Erdoğan’ı toplantılarına davet etmek için yarışırlar, neden ülkeyi bölünmeye götürecek olan bir sürece “Akil İnsan!” olarak destek verirler anlamış değilim.
Çünkü ben bu iki makama baktığımda “BOŞ” iki koltuk görüyorum…

“Tam olarak ne olduğunu anlayamadık” diyen ve Erdoğan’dan korkusuna seslerini çıkaramayan sözüm ona iş dünyasından “tık” çıkmazken,
İzmir’den bir yiğit ses şöyle haykırıyordu;
“Bana 20 yıldır kurulamayan Türk-İsviçre İş Konseyi’ni kurma görevi verdiğinizde (İsviçre tarafını iki yılda ikna eder iken) tek geçerli argümanımız DEİK’in iş dünyasını temsil eden bir Sivil Toplum Kuruluşu olduğu ve Devletlerarası değil, iş dünyası organı olduğu idi. Rahmetli Üzeyir Garih’in vefatından sonra;
“Geç şu Belçika İş Konseyinin başına ve karşı tarafın (Fabrika Metal) yerine
Belçika İşverenler Konfederasyonu olmasını sağla” dediğinizde, yine tek geçerli argüman, DEİK’in TÜSİAD gibi sınırlı sayıda üyesi olan bir derneğin değil, TOBB gibi tüm Türkiye Özel Sektörünün bir kuruluşu olduğu idi.
Bu DEVLETLEŞTİRME operasyonu Türkiye’yi ileri değil, geriye götürür.
DEİK’e yaklaşık 20 yılımı verdim, yazıklar olsun. Bu mudur demokratikleşme, bu mudur serbest ekonomi, darbelere karşı olduğunu iddia eden insanlara bak. Danışmadan, konuşmadan, tartışmadan yapılan asıl bu darbedir. Ülkem adına son derece üzgünüm.”

Bu sesin sahibi, DEİK Türkiye-Fransa-İsviçre-Belçika İş Konseyleri eski başkanı Uğur Yüce’dir.

Anladınız mı şimdi BAŞKANLIK nasıl olurmuş? Ama sizler bunu anlayamazsınız, çünkü şimdi bulunduğunuz yere “HAK EDEREK” gelmediniz!
Biriniz hile yoluna başvurdu, yönetim içinde ayak oyunlarıyla kendisini yönetim kuruluna alan başkanına darbe yaptı öyle seçildi, diğeriniz aile ismine sığınıp öyle geldi!
Bu yüzden sizlerden, sadece sorumlu olduğunuz kuruluşları değil, ayağınızdan pantolonunuzu da alsalar sizin sesiniz çıkmaz, çıkamaz.

Değerli Okurlar;
AKP Hükümetinin bu yaptığı tam tamına, demokrasiye-sivil topluma-katılımcılığa-şeffaflığa karşı yapılmış bir DARBEDİR.
İstanbul’da bir mahallenin yerini değiştirerek orada yaşayan insanların iradeleri dışında mallarının çalınmasıyla, Türk Özel sektörünün elinden DEİK gibi bir kuruluşun çalınması arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de demokrasiye ve Türk toplumuna karşı yapılmış birer darbedir.

Sayın Hisarcıklıoğlu;
Şimdi sana niçin kızdığımı anladın mı? Koltuğunu muhafaza uğruna, DEİK’i kuran büyüklerinin emeklerinin çalınmasına ses çıkarmadığın için, Türk demokrasisine darbe yapılmasına karşı çıkmadığın için, pısırıklığın-korkaklığın için kızıyorum.
Hadi, durma hemen yine mahkemeye ver beni. Utanmadan tazminat da iste,
hadi koş…

Eyy Türk Milleti;
Yedi uyuyanları geçtin be mübarek millet!
Türk Vatanı elden gidiyor, hala uyanmaya niyetin yok mu?

Sağlık ve başarı dileklerimle 15 Eylül 2014
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “NE OLDUĞUNU ANLAYAMADIK!

  1. NE OLDUĞUNU ANLAYAMADIK!

  2. Sn.Bakanım Sevgili kardeşim : malumunuz! Dünya nın en büyük savaşçısı M.Gandi* “”İnsanlarınız uyumuyor da uyuyor numarası yapıyorsa”””Boşuna uğraşma yınız !?…demiş…Ben %100 hak vermemle beraber,kabul de etmiyorum(!)?…79 yılımın 72 si nde savaştım…Savaşacağım..Sevgi ve saygılarımla

  3. Tepemizde “KARA BULUTLAR” dolasiyor Ülkemizi hem Ic de, hem Dis da agir Sorunlar bekliyor; Siyasi Ekonomik ve Terör sarmali gün gectikce daha da yaklasiyor Unutmamak gerek ki,Köpeklerle ugrasanin isirilma tehlikesi cok yüksektir…Insallah Halkimiz silkelenir ve kendine gelir var olan Tehlikeyi elele bertaraf eder aksi taktir de bir Irak bir Suriye olacagimiz kesin Ordumuza silah biraktiran ama PKK ya biraktiramiyan üstelik hergün güclendiren bir sistem den Ülkemize hayir gelmiyecegi acikt

  4. Sn.Bakanım Sevgili Kardeşim; Allaha sen; yahuuu; Senin başka işin yok mu da Tutturmuşsun bir:::Vatan ! Millet!..Memleket!…Sen bir kere bu gün **Gaga (!)?** yı hava alanında karşılayıp! heyecandan ağladın m(!)?…onu söyle…

Düşüncelerinizi yazın