18 June, 2024 13:28

ÇUVAL-ELDİVEN-DON

Badem Cemaati, Reisleri için;
“Reis delikanlı adamdır, kabadayıdır, kodu mu oturtur, vurdu mu devirir!
İsrail Cumhurbaşkanına bir adet “Van münits” çekti, adam yerinden kalkamadı bile! Kendisine şeyhülislam dedirten bir arkadaşının damadını “Top Bakanı” yapmıştı. Bakan ondan habersiz bir ihale bağlayınca, herkesin içinde bir Osmanlı tokadı çakışı var ki, şimşek çaktı sanırsınız” diye söylerler…

İnsanları çok iyi tanıyan, bir bakışta içlerini okuyan, “insan sarrafı” gibi bir büyüğüm vardı. Yıllar önce bana şöyle demişti;
“Bu adama dikkat et. Bunun gibi yalan söyleyeni, sabah söylediğini akşam inkâr edeni, dün ak dediğine bugün kara diyeni, dün dostum dediği kişiyi ertesi gün kanlı düşman ilan edeni başka bir yerde göremezsin. Analar böylesini bir daha doğuramaz. Bunun kabadayılığı da çakmadır. Zayıflara, korumasız olanlara karşı kabadayıdır ama zoru görünce anında boyun eğer…”

Rahmetli dostum ne kadar doğru söylemiş! Gerçekten Erdoğan hiç cesur değilmiş… Beraberce hatırlayalım mı;
-Amerikan Askerleri Barzani’nin Peşmergeleri ile beraber, Kuzey Irak’ta
Resmi Görevli” Türk Askerlerinin başlarına çuval geçirmiş, ellerine ters kelepçe takmış ve bilinmeyen bir yere götürmüşlerdi!
Gazetecinin biri Dönemin Başbakanı Erdoğan’a sormuştu; “Efendim bu üzücü durum karşısında nota vermeyi düşünüyor musunuz?” Yanıt;
“Ne notası kardeşim, müzik notası mı” olmuştu!
Türk Askeri başına çuval geçirilmesiyle kalmış, Erdoğan üstelik Amerika ve PKK uşağı Barzani’ye “Onur Konuğu” unvanı vermiş, Irak’taki Amerikan askerleri için de sağ salim evinize dönün diye dualar etmişti!

-ABD Başkan Yardımcısı bu olaydan sonra “Biz Türkiye ile el ve eldiven gibiyiz” demişti! Erdoğan bu söz için;
“Görüyorsunuz, ABD ve biz stratejik ortağız. Diyarbakır’ı merkez yapacağız. Bizim görevimiz var” diye sevinmişti!
Hâlbuki politik jargonda bu söz, “Biz ateşi elimizle değil, eldivenle tutarız” veya “Biz pis işlerimizi ellerimizi kirletmeden yaparız” anlamında hakaret ifadesi idi…

-Alman Meclisi, son derece haksız-yanlış-usulsüz-hukuksuz-yetkisiz bir kararla Türk Devletini “Soykırımcı” ilan etmişti.
Türk Devletini temsil eden Erdoğan’ın bu durumda ciddi tepki koymasını bekledik. En azından NATO Toplantısına katılmamasını istedik. Ama nerde!
Erdoğan, sanki Türk Milletine iftira atılmamış, hakaret edilmemiş gibi şen şakrak, yeni damat gibi ortalarda dolaşıp duruyordu…

Yakında ABD Başkanından veya Alman Şansölyesinden şunu duyabilirsiniz;
“Bir Türkiye ile çok yakınız, tıpkı don ile g.t gibiyiz, yapışığız yani!”

İyi be arkadaş, madem çok yakınız niçin hep biz eldiven veya don olup, bu emperyalist ülkelerin ayıplarını örtmekte kullanılıyoruz?

Bu can alıcı sorunun yanıtı belli değil mi?
Ne demiş atalarımız; “At binicisine göre kişner!”
Siz, ata bile binmesini bilmeyen birini süvari diye başa geçirirseniz, başınıza çuval da geçirirler, sizi eldiven de yaparlar, g.tlerine don da yaparlar.
Uyanma zamanı hala gelmedi mi?

“Zengin Bedevi, oğlunu okuması ve medeniyet nedir, öğrenmesi için Fransa’ya göndermiş.
Oğlan okumuş etmiş, dönmüş memleketine.
“Eeee anlat bakalım nasıl oralar, medeniyet neymiş” demişler.
Oğlan dili döndüğünce anlatmış medeniyeti. Anlatmış ama, anlayan kim? Tüm kabile, trene bakar gibi bakıyormuş! Babası “Hadi göster şu medeniyeti” diye bağırınca, Sonunda kaldırmış kandurasının eteklerini (Kandura=Arap erkeklerin giydiği yere kadar uzanan entari)
“Bu demiş külot! Yani, don. Herkes bunu giyiyor Fransa’da .İşte medeniyet budur!”
Hiçbirinin altında don yok, aval-aval bakmışlar, ama Reis alkışlayınca tüm kabile oynamaya başlamış! O sırada kardeşlerinden biri yalvarmış; “Ne olur çıkart da bir de ben giyeyim, ben de medeni olayım” diye.
Bizimki çıkartmış ve donu kardeşine vermiş!
Kardeşi giymiş donu ve döne-döne göstermiş herkese!
Fransa’dan gelen ağabey suratını buruşturup; “Çok ilkeller be Baba, bunlar asla medeni olamazlar!
Donu bile ters giyiyor. Ya Şevket, diye bağırmış kardeşine; Medeniyeti ters giymişsin. Sarı lekeli tarafı öne, kahverengi lekeli taraf arkaya gelecek…”

Not;
Halkın Filozofu Bergamus uzaktan bağırarak seslendi;
Başkan, sık-sık Anayasa değiştirmeye kalkmayın, yönünüzü kaybedersiniz.
Anayasa DON mu ki, hergelenin k.ıçına uydurmak için kesip, biçesiniz. Siz kıçınızı Anayasa uyduracaksınız…

Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Haziran 2024
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Eş Genel Başkanı

Düşüncelerinizi yazın