7 October, 2025 15:13

NAMUS / DEMOKRASİ / ŞAPKA

Namuslu Devlet Adamı, halkına yalan söylemez!
Yerli Tank yaptık. Altay Tankımız 2018’de arazide, yalanını söylemez!
Kaan Uçağımız havada! (2019) Kaan,5 Yıldır havada, bir türlü inemedi!
Kaan’ın motoru yok, ABD vermiyor. (Fidan)
Bunlar, yalanı urganın üstünde bağdaş kurdurur, Allah’ın cebinden Peygamberi çalar. Cumhur ittifakının sonu ibretlik olacak, göreceksiniz…

Yaşlı Karı-Koca şehrin oldukça uzağında bahçeli bir evde yaşarlarmış.
Tüm varlıkları olan ineği sırayla otlatırlar, sütünden tereyağı yaparlar, 1 kilo olunca da yakındaki bakkala götürüp satarlarmış. Aldıkları parayla da evin diğer ihtiyaçlarını temin edip, geçinip giderlermiş.
Bir gün bakkalın aklına kurt düşmüş, acaba tereyağı gerçekten 1 kilo mu diye!
Yaşlı adam ertesi gün tereyağını getirmiş, bakkal “amca şunu bir tartalım” demiş. Tartmış, tereyağı 900m gram gelmiş! Bakkal sinirle “Amca bu ne iş, düpedüz hırsızlık bu” diye hakaret etmiş!
Adam sıkılarak şunu demiş; “Evlat bizim terazimiz var ama dirhemimiz yok. Senden 1 kilo şeker almıştık ya, işte onu dirhem yaptık onunla tartıyoruz”…

Kişinin kendi namus kantarında arıza varsa, o hiçbir zaman doğruyu tartmaz. Tıpkı Cumhur İttifakı gibi!
Sen yıllarca Fethullah Gülen ile yan yana, can cana, iç içe çalış, adama methiyeler düzüp göklere çıkar, ne istedilerse ver, sonrada suçu gariban memurların, ana kuzusu zavallı erlerin üzerine at!
Üstelik bir de “Demokrasi Kahramanı” diye hava at! Böyle uyanıklık olur mu?
Bu olay, hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği, hiçbir Savcının da üzerini asla örtemeyeceği kadar büyük ve organize bir suçtur.
Türkiye şu an, en az FETÖ/PKK/PYD terör örgütü kadar tehlikeli, devlet destekli bir organize suç örgütünün tehdidi altındadır. Türkiye’de hukuk-adalet-özgürlük askıdadır. Erdoğan’ın ağzından çıkacak her laf, maalesef “kanun” hükmündedir, İstediği adamı zindana attırabilir, istediğini çıkartabilir. Böylesine kontrolsüz güç, dikta rejimlerinde bile yoktur.
Erdoğan, FETÖ/PDY adlı terör örgütüne neler verdiğini Savcılara ve Türk Milletine anlatmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 86 milyonda
1 hisse sahibi olarak, bunu devletimden talep etmek, en doğal hakkımdır…

Gelelim “ŞAPKA” meselesine! Sevgili Gençler;
Güzel ülkemizde Ümmetçilerin yaptığı üç beş tane, yapımında kesin ŞAİBE bulunan eser haricinde ne kadar dünya çapında, baraj- demir çelik-petrokimya-boru hatları-otoyollar-enerji hatları-sanayii tesisi-istihdam ve katma değer üreten tesisler varsa, yapımında Demirel’in emeği, teri, bilgisi ve katkısı vardır.
Demirel, Ümmetçiler gibi taklitçi değildi. O bir proje adamıydı.
Düşünür, projelendirir, devletin uzmanlarını çalıştırır, finans problemini çözer ve yatırımı başlatırdı. Devletin olanakları elverdiğince de tamamlatırdı.
Cennetmekân Demirel çok zeki ve çok esprili biriydi..
Gazeteci, Demirel’e sorar; Efendim her darbeden sonra şapkanızı alıp gittiğiniz söyleniyor. Ne dersiniz?”
Demirel yanıt verir; “Şapkayı bırakıp öyle mi gideydim kardeşim!”

Demirel, Türk Milletini onun kurumlarını, gözü gibi sever ve üzerlerine titrerdi. Özellikle Cumhurbaşkanlığı zamanında Türk Ordusunun değerli komutanları ile sık-sık sohbet eder ve ordumuzun da demokratlaşması ve modernleşmesi için insanüstü gayret sarf ederdi. Demirel aynı zamanda halkla çok iyi iletişim kurabilen mükemmel bir meydan hatibiydi. Hiçbir darbe sonrası halkı sokaklara çağırmadı. İsteseydi bunu çok rahat yapabilirdi. Hiçbir vatandaşının burnu kanamasın diye bunu asla ve bilerek yapmadı.
Demirel için, 6 defa darbe yoluyla gittiğini söyleyip alay eden Ümmetçiler, Demirel’in 7 defa demokratik seçimle, Türk Milletinin desteğiyle geldiğini söylemezler. Demirel, sıkıntıyı kendi çekti, dava arkadaşları da seve-seve çektiler ama Türk Milletine sıkıntı çektirmedi.

Demirel namuslu bir Devlet Adamıydı. Maruz kaldığı darbelerin hiçbiri ona tek bir kuruşun hesabını soramadı…
Demirel’i yaşamı boyunca iki yeğeni de çok üzdü ve istismar etti.
Demirel Başbakan iken “Hayali İhracat Kaçakçılığından” aranan Yahya’yı hapse kendisi attırdı. Cumhurbaşkanı iken, Yeğen Murat’ın bankasına el koymak isteyen Bakanlar Kurulu Kararını anında imzalayarak, yürürlüğe koydurdu.
Nur içinde yat Sayın Cumhurbaşkanım. Unutulmayacaksınız, unutturmayacağız!

Sağlık ve başarı dileklerimle 08 Ekim 2025
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı

One thought on “7 October, 2025 15:13

  1. Buyuk insan, Türk Buyugu DEMIREL’e sevgilerle, ozlemle…

    Demirel’siz bir Türkiye tatsiz.

    Demirel, Ecevit, Erbakan vd 12 Eylul oncesi devlet adamlarimiz olmayinca, halkin da, sehirlerarasi yolculuklarin, otobuslerin, camilerin de, pazarlarin da, ezanlarin da, mizah dergilerinin de, sinemalarin da, cadde ve sokaklarin da tadi tuzu kalmadi. Turkiye cok tatsiz, yavan, hayalet gibi, yok gibi. Metruk Turkiye. Boyle bir toplumda ölümün, ölmenin tanimini da yapmak mumkun degil, cunku karsilastirma yapilacak canlilik yok, hayat yok. Demirel’in deyimiyle ulke musekkin almis gibi. Yeni Türkiye ölümün oldugu yerden cazip degil, belki daha da olgun.

    Bu devirdeki siyasetcilerin de pek bir sorumlulugu yok, onlar da bir ruzgarin eseri, onlar birer aktor sadece birer aktor. Hepimiz gibi onlar da bizlere verilen rollerini oynuyorlar, tarih bu.

    12 EYLUL 1980 DARBESININ SIVIL KULTUREL ETKILERINI GECIKMIS BIR SEKILDE SIMDILERDE CEKIYORUZ. SIMDININ SIVILLERI BUNU DIZGINLEYEMIYOR, BAZI ETKILER TSUNAMI GIBI SONRADAN ORTAYA CIKIYOR, DARBENIN ETKISI LINEER Y=x seklinde, yani dogrusal zaman araliginda ortaya cikmiyor.

    Bu tur cansiz bir toplum kendine KANIKSAMA huyuyla zarar veriyor. Olumden fazla olgunluk her yeni gelismede insanlari mutsuzluga ve geriye goturuyor, bunda kuresellesmenin sosyokulturel etkilerinin de buyuk etkileri var. Boyle bir toplumda gelisme, organizasyon, koordinasyon mumkun degil. Eski siyasetciler yeniydi, bir ruh vardi, devleti taniyorlardi. Ancak onlar kuresellesmenin dayatmaci sosyokulturel etkilerine, hazir beton kaliplari gibi yasam sekillerine dayanabilirler ve toplumu da dayanikli kilabilirlerdi.

    Bugun sadece Abdurrahman Dilipak, Nihat Genc bir seyler soyluyorsa guveniliyor, inaniliyor. Cok eskiden o kadar cok kisiye, -siyasetciler dahil- inaniyorduk ki, bu bizi mutlu kiliyordu.

    Bugunku toplumumuzda bir ortulu, gizli agnostizm ve yer yer de nihilizm var, bu insanlarimizi, hepimizi huzursuz ediyor.

Düşüncelerinizi yazın