19 January, 2026 12:39

TARİHİMİZİ BÖLDÜRMEYİZ

Eşbaşkanlıktan sonra sıra, Gazze Barış Kurulu Üyeliğine geldi, Trump, Erdoğan’ı bu Kurula aldı. Aynı kurulda İsrail de var! Ele ele Gazze’yi, bir sahil cenneti haline getirirler. Gazze’deki soykırım mı? O işe Bilal Oğlan Galata Köprüsü altında bakıyor! Yazıklar olsun…

Kişinin verdiği hüküm, bilgisi ve gözleyebildiği alan ile sınırlıdır.
Bunun dışındaki bilgiler ve dünya o kişi için “Yok” demektir, çünkü bilmez!
Hele bu kişi çok az kitap okuduysa ve yalan yanlış bilgi kırıntılarını sapık kafalardan almışsa, dar görüşlü ise, o ağzını her açtığında çevresine zarar verir.

Böyle hassas dönemlerde ülkeyi yönetenlerin ayrılıkları körükleyici değil, birleştirici barışçı bir dil kullanmaları aklın gereği değil midir?
Erdoğan’ın son incisi şu oldu; “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 hatta son 600 yılımızı soyutlayıp, eski Türk Tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa, biliniz ki o kişi milletimizin de, devletimizin de hasmıdır!”

Bu sözleri söyleyen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı!
Kimsenin Türk Tarihini inkâr etmek veya bölmek gibi bir niyeti yok. Tabii ki Erdoğan ve AKP’den başka! Cumhuriyet Dönemi için “ZULÜM DÖNEMİ” diyenler, “REKLAM ARASI VERDİK” diyenler, TC Devletinin kurucuları için “İKİ AYYAŞ” diyenler, “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” ilkesinden nefret edenler AKP’liler değil mi? Türk Tarihi ezelden başlar, inşallah edebe kadar gidecektir

Bizim tarihimiz özgürlükler tarihi değil, adalet arayışlarının tarihidir. Esasında sadece bizim değil, tüm Doğu medeniyetinin ana kavram arayışı zaten budur, yani adalettir.

Türk Dünyasına bakarsak;
-Kutadgu Bilig’in yönetenlerden istediği tek şey, adaletli olmalarıdır!
-Nizamülmülk’ün devlet yönetimine hediye ettiği Siyasetname adlı kitabının konusu da Sultanın adaletli olması ve adaletle yönetmesidir!

Osmanlı’da da durum aynıdır.
-Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın yazdığı “Devlet Adamına Öğütler” kitabının özünü adalet oluşturur.
Bazı dinci yazarlar lâikliği, zorbalık ve darbeler üzerinden anlatmaya çalışırlar. Darbe dönemleri için bu belki söylenebilir. Ancak Lâikliğin karşısına konan “İslam Teokrasisinin” yaptıkları, darbecilerin yaptıkları yanında tek kelime ile caniliktir. Örnek verelim;
-Hz. Peygamberin soyunu kurutan Halife Muaviye’nin iktidarı değil miydi?
Dikkatinizi çekerim; Lâik Muaviye değil, Halife Muaviye’nin iktidarı!
Bu cinayetlere bir de oğul Halife Yezid’in işlediği cinayetleri ilave ederseniz, facianın boyutunu görebilirsiniz…
-Sünni İslam’ın kurucusu İmam Azzam Ebu Hanife’yi hapiste kimler öldürttü!
-Osmanlı’nın ilk Padişahı Osman Bey, Amcasını öldürten ilk Padişahtır.
1.Murat, evladını ve kardeşini ilk öldürtendir. Öldürülme ya da boğdurulmayı yasalaştıran Fatih Sultan Mehmet’tir. İlk Şeyhülislam öldüren Padişah 4.Murat’tır.

Ne diyor Erdoğan ve dostu ABD Büyükelçisi Barrack? İslam medeniyetine dönmeliymişiz! Aslımız buymuş!
Hz. Peygamberin soyunun kurutulmasından başlayıp, iktidar ve güç için İslam’ı kullanıp kesip-doğrayan, halkı soyan siyaset mi senin neslin?
Listeyi tam yazmaya kalksak, inanın medeniyetin “M” si kalmaz.

İslam dinini, bunların kirli ellerinden ve seccade şeytanlarından kurtarıp, mübarek amacına hizmet eden bir yapıya kavuşturmalıyız.
Bunun sigortası da Lâikliktir…

Çıkmışlar bir de Büyük Atatürk’ü ve Lâikliği eleştiriyor. Atatürk ve Lâiklik olmasaydı, bırak saraylarda oturmayı, o sarayın önünden geçemezdiniz!

Sağlık ve başarı dileklerimle 20 Ocak 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı

Düşüncelerinizi yazın