5 February, 2026 17:13

SAFLIK MI HAİNLİK Mİ?

Yazıyı tamamlarken, Sayın Zeydan Karalar’ın tahliye haberini aldım. Kendim tahliye olmuş gibi sevindim. İnşallah herkes “Tutuksuz Yargılanma” hakkından yararlanır. Bu konuyu ayrıca konuşacağız. Başkan’a, ailesine ve Adana’ya hayırlı olsun…

Saflık; Kolayca aldatılabilme durumu, aldanma!
Hainlik: Kutsal sayılanlara el uzatma, kötülük etme, görevi kötüye kullanma, aldatma!

Tarih 20 Şubat 2014, dönemin Başbakanı Erdoğan, Memur-Sen tarafından Ankara’da düzenlenen toplantıda konuşuyordu;
“Biz bu paralel örgütü 12 Eylül’de darbeci paşalara yaptığı yalakalıktan,
28 Şubat’ta sırtımıza sapladığı hançerden, “beceremediniz artık bırakın” manşetlerinden biliriz. Ama inanın bu kadar büyük bir düşkünlüğün, bu kadar büyük bir ihanetin içinde olmamışlardı. Aldanmışız, gerçekten çok safmışız!”

Bu cümle dikkatlice okunursa, Erdoğan’ın durumunun salt saflıkla açıklanamayacağı anlaşılır.
Hem FETÖ’nün ne olduğunu 46 yıl önceki 12 Eylül’deki ve 26 yıl önceki
28 Şubat’taki davranışlarından bildiğinizi ve örgütü tanıdığınızı, sırtınızdan bıçaklandığınızı 2014’te söyleyeceksiniz ama yine de FETÖ ile yıllarca iş birliği yapacaksınız.
Bu davranışın karşılığının adı dünyada mevcut 8 bin kadar dilin hepsinde saflık olarak değil, ihanet olarak geçer…

Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesinin hedefinin ne olduğunu bildiğiniz halde, bu projeye “Eşbaşkan” olmanın ve tüm İslam ülkelerinde projenin uygulanmasına ortak olmanın adı da bütün dillerde saflık değil, ihanet olarak geçer…

Biz bu satırlarda yıllardır, Erdoğan’ı ve Türk Devletinin karar vericilerini uyarmaya çalıştık.
Devletimizin değerli bürokratlarını dinleyin, yakın tarih uzmanlarımızla konuşun dedik ama onlar CIA beslemesi, Ortadoğu uzmanı, AKP yalakası hainleri dinlemeyi tercih ettiler, televizyonlara hep bu hainleri-pislikleri çıkarttılar!
Şimdi TV’lerde Erdoğan’ı savunacak kimse kalmadı, Bilal Oğlan babasını savunuyor!

Dedik ki, “Çözüm Süreci” dediğiniz bu süreç Türk Devletine kurulmuş bir tuzaktır, ihanet sürecidir sakın bu yola girmeyin, dinlemedikleri gibi bizlere kendi Savcılarının olduğu mahkemelerde çile çektirdiler!
Abdullah Gül ve Erdoğan’a “Her şey çok güzel olacak” dedirttiler ve ülkeyi “Çözüm Süreci” denen kör kuyuya attılar. Şimdi ikinciyi deniyorlar.
Ne kadar hain ve oğlak varsa (şarkıcı-türkücü) Akil İnsanlar diye Türk Milletinin üstüne saldılar. Erdoğan “Nobel Barış Ödülü alacaksın” diye avutulurken, PKK ülke içindeki silahlı örgütlenmesini tamamladı.
Erdoğan Başbakanlık koltuğunda otururken bu ülkede PKK yol kontrolü yaptı, vergi adı altında haraç topladı, Askerlik Şubesi gibi çalışıp, dağa adam topladı.
Güvenlik güçlerimiz Başbakan tarafından birliklerinden çıkamaz hale getirildi.

Şimdi, Türkiye’yi vatan bilen vicdan sahiplerine soruyorum;
Üst üste, aynı oyunu bir daha sahneleyerek, hiçbir olumlu adım atmadan, Öcalan’ı serbest bırakmak bilerek, yıllarca sürdürülen bu feci durumu sadece “Saflık” ile değerlendirmek yeterli midir?
Bu stratejik Körlüğün adı, tüm devletlerde “İhanet” değil midir?

Değerli Okurlar;
Ben bu yazıları tarihe not düşmek ve Türk Devletinin namuslu-vatansever bürokratlarını uyarmak için yazıyorum. Bu ülkede yaşayan hiç kimse Büyük Atatürk’ün şu sözünü unutmamalıdır;
“İhanetin nedeni olmaz, bedeli olur. O bedel bir gün mutlaka sorulur…”

Sağlık ve başarı dileklerimle 06 Şubat 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı

Düşüncelerinizi yazın