18 February, 2022 03:37

MUTLAKA OKUNMALI VE MUTLAKA PAYLAŞILMALI

Zaman-Samanyolu-Yeni Gündem-Taraf gibi yayın organlarında çalışmış gazetecilerden cemaatçiler, ikinci Cumhuriyetçiler, sözde demokratlar, lümpen liberaller muhalif kanallarda tekrar görünmeye başladı! Türk Ordusunu, Cumhuriyetin kurumlarını perişan ettikleri yetmiyormuş gibi, akılları sıra bize demokrasi dersi vermeye kalkıyorlar!

Bu, Cemaat-Tarikat Demokratlarına (!) göre, ne kadar yobaz varsa, ne kadar Şeriat Devleti taraftarı varsa, ne kadar Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı varsa onlara konuşmak serbest, onların her dedikleri doğru, ama bir siyasetçinin, bir laik bilim adamının, bir emekli General’in konuşması yasak. Konuştukları an “Bunlar darbecidir” teranesi başlıyor…

28 Şubat 1997’de MGK’da alınan tavsiye kararlarını ve Erbakan Hükümetinin bu kararları uygulamasını bile “28 Şubat İşkencesi” olarak konuşurlar.

Türk Milleti, şu gerçeği artık anlamalıdır;
28 Şubat, Türk Devletinin, Anayasal kurumları eliyle irticaya karşı kendini savunmasının adıdır. Aksini iddia eden yobazlar, alınan kararlardan bahsetmezler, yalan söylerler!

Cumhurbaşkanı Demirel Başkanlığında 28 Şubat MGK’da alınan ve Erbakan Hükümetince uygulanan kararları aynen yazıyoruz. Bu kararları okumadan, 28 Şubat gerçeğini ve bugünkü Türkiye’yi anlamanız mümkün değildir!
1)Anayasamızda, Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4’ncü maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması için mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.

2)Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Ülkedeki tüm eğitim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olması) gereği Milli Eğitim Bakanlığına devri sağlanmalıdır.

3)Genç nesillerin körpe dimağların öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, Vatan ve Millet sevgisi, Türk Milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinden korunması bakımından;
a)8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı,
b)Temel eğitimi almış çocukların, ailelerin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kur’an kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

4)Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke inkılaplarına sadık aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü, milli eğitim kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanununun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.

5)Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler, belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığınca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmelidir.

6)Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile menedilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.

7)İrticai faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askeri Şura kararları ile TSK’dan ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK’yı dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının TSK ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.

8)İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasadışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK’dan ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkan verilmemelidir.

9)TSK’ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler, diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde uygulanmalıdır.

10)Bu maddenin tam metni, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ilgilendirdiği için yayınlanmadı.

11)Aşırı dinci kesimin Türkiye’de mezhep aykırılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler, yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

12)T.C Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasası ve bilhassa Belediye Yasasına aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.

13)Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye’yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmalıdır.

14)Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

15)Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak, rejim aleyhtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.

16)Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu tür yasadışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.

17)Ülke sorunlarının çözümünü “Millet” kavramı yerine “Ümmet” kavramı bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yönden önlenmelidir.

18)Büyük kurtarıcı Atatürk’e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir…

İşte Bademler tarafından üzerinde fırtınalar kopartılan, “Demokrasiyi-Özgürlükleri” katlettiği söylenen 28 Şubat “Tavsiye” kararları bunlardır! Bu kararlar Başbakan Erbakan, Başbakan Yardımcısı Çiller, Devlet Bakanı Abdullah Gül, İçişleri Bakanı Meral Akşener ve Kültür Bakanı İsmail Kahraman tarafından ıslak imza ile imzalandı ve uygulandı.
Meral Akşener, yayınladığı genelgeler ile Valiler ve Kaymakamlar vasıtasıyla 28 Şubat kararlarının en ateşli uygulayıcısı idi.

Hükümet 28 Şubat’tan sonra yaklaşık 4 ay daha devam etti. 30 Haziran 1997 tarihinde, içinde benim de bulunduğum vatansever Milletvekillerinin gayretiyle yıkıldı…

Aziz Türk Milleti;
Sizlerden istirhamımız, bu kararları okumanız, incelemenizdir. Göreceğiniz gibi Erbakan Hükümetinden istenen her tedbir, ya Anayasa emridir, ya da Yasa emridir.
Yani MGK, hükümete sadece “Anayasa ve Yasalara uyun” diye tavsiye kararı almıştır.

28 Şubat’ta, hepsi yargı kararına bağlanarak işten çıkarılan kamu görevlisi sayısı 3.250 dir.
15 Temmuz’da Bademler, bir gecede, yargı kararı olmadan KHK ile 150.000 kişiyi kamudaki işinden atmıştır. 28 Şubat denince dibi yanmış gibi yaygara koparan Bademlere bunları lütfen sorun! 28 Şubat ile bugünkü özgürlüklerimizi karşılaştırın. Cezaevlerine atılan fikir insanlarını,
Atatürkçü vatansever Komutanlarımızın zindanlara atıldığını asla unutmayın.
DOĞRU Parti yetkililerini Ulusal TV Kanallarına çıkartmamalarının sebeplerinden biri budur.

Yarın size, 28 Şubat kullanılarak, Türk Ordusunun nasıl çökertildiğini, İhvancı-Şeriatçı kesimin
Türkiye’yi nasıl soyduğunu anlatacağız…
Kongrelerimizi yapmak üzere SİİRT-BATMAN-DİYARBAKIR’dayız. Türkiye’ye sesleneceğiz!

Sağlık ve başarı dileklerimle 18 Şubat 2022
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

One thought on “18 February, 2022 03:37

  1. *Ortada bir suç varsa 25 yıl niçin beklendi.. Suç unsuru/ unsurları; 28 Şubat ‘’Tavsiye Kararları’’nın içeriği mi; yoksa, tavsiyeleri hazırlayan ekibin ‘’Yasal Yetkilerini Aşması’’ mıydı..
    Bu arada, olay(?!) tarihinden tam ‘’25 yıl sonra’’ Suç(?!) kabul edilip, verilen Ağır cezanın, yasalarımıza uygunluğu olsa bile ‘’Evrensel Hukuk’’ açısından uygunluğu (tartışmasız) savunulabilir mi..
    Halen hakim, savcı, avukat yetiştiren 100 küsür Hukuk Fakültemizdeki yüzlerce akademisyenimizden, (doğrudur veya Yanlıştır diye) bir kaç ”Cılız dahi olsa” ses çık(a)maması tuhaf değil mi..
    Aynı akademisyenlerimiz ”Ergenekon; Balyoz Davaları” sürecinde de sus-pus olmaları da garip değil miydi.. Bilim insanlarının, ”Niçin var olduğunu, Görevlerinin ne olduğunu, ” (Bilimsel Etik Dahil) evrensel bilim kriterleri açısından sorgulamaları gerekmez mi..
    Ayrıca, İdam cezasının kaldırılıp, Apo’ya bile özel donanımlı/sağlıklı koşullarda infaz imkanı sağlanmışken; Çoğunluğu 80-90 yaş arasında olan ve pek çok hastalıktan muzdarip bu yaşlı insanların, hapishane/hücre koşullarında tutulmaları (dolaylı) idam cezası gibi değil midir..

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s