29 June, 2026 12:39

ÖCALAN DA DOSTUNUZ MU?

Türk Devletini yönetmeye, yönetim sorumluluğu yüklenmeye talip olan Genel Başkanların ve siyasi aktörlerin, kişisel dostlukları ile toplumsal ve siyasi sorumlulukları arasındaki çizgiyi nerede çizmesi gerektiğini bilmeleri çok önemlidir.

Liderlerin en temel meşruiyet kaynağı, savundukları ideolojik ilkeler, anayasal sınırlar ve toplumsal sözleşmeye olan bağlılıklarıdır.

Bir siyasi liderin kamuoyu önündeki duruşunu, kişisel dostluk ya da vefa ilişkileri değil, temsil ettiği kitlenin hassasiyetleri ve savunduğu temel değerler (Ulus Devlet-Üniter Yapı-Cumhuriyet, Devletin Kurucuları-Tarihsel gerçekler) belirlemelidir.

Kişisel alan ile Kamusal alan arasındaki ayrımı bilmeyen veya karıştıran liderler, hem ülkelerine hem de kendilerine büyük kötülük ederler.
Bu ayrımın farkında bile olmayan liderlerden iki örnek verelim;
1)Erdoğan-Trump Dostluğu! Bugünlerde Trump’ın ağzından Erdoğan ile ilgili olarak bal damlıyor! Fakat bu dostluk, iki ülke arasındaki “Karşılıklılık ve saygı esasına” dayanmıyorsa, biri diğerinin açıklarını bulmuş ve onu kullanıyorsa, o dostluğun ne zaman biteceği bilinmez. Daha geçen yıl Trump denen deli, CB Erdoğan’a yazdığı mektupta “Senin ekonomini batırırım, aptal olma” demedi mi? Mektubu otelinin lobisinde hala sergilemiyor mu?

Trump denen delinin Ankara Büyükelçisi olan emlakçı, daha dün “Erdoğan’ın eksikliği Meşrutiyet’tir. Biz ona bu Meşruiyeti veriyoruz
diyerek, T.C CB’nını yerin dibine sokmadı mı? Erdoğan, bu hakarete bir yanıt veremiyorsa, bunun adı dostluk değil, “rehin alınma” demektir….

2)Öcalan Erdoğan-Bahçeli Dostluğu!
Öcalan ve DEM Parti, LOZAN antlaşmasını (Türkiye’nin Tapusu olan antlaşma) “ Kürtlerin inkar ve imha siyasetinin hukuki temeli olarak” gördüklerini mektupla Türk Kamuoyuna açıklamadılar mı?

Öcalan ve DEM, Lozan’dan bu yana Türklerin, Kürtlere soykırım uyguladıkları yalanını söylemiyorlar mı?

Bu gerçekleri bilerek, Öcalan-PKK-DEM çetesinin taleplerini meşru göstermek için kurulan “AKİL İNSANLAR” heyetine girip, ülkeyi dolaşıp PKK’nın düdüğünü öttürdü ise, o kişi, ya zavallı bir eblehtir, ya da düpedüz haindir. Hiçbir hain, Türk Milliyetçisi olduğunu savunan bir genel başkanın dostu olmamalı. Her partiden vatandaşın katıldığı miting’te onun adını söylenmemeli. Kişisel dostunuz ise, özel yaşamınızda beraber olabilirsiniz!

Türk Milletini yönetmeye talip olan siyasetçilerin hiçbiri, ülkesinin kuruluş belgesi olan Lozan’a, ve devletimizin kurucusu Aziz Atatürk’e en ağır şekilde
hakaret eden saflara, hainlere dostluk elini uzatmamalı!

Memleketimizde yeteri kadar Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı hain yok mu?
Türklüğü kabul etmeyen, demokratik rejimimizi bir Federe İslam Devletine, Türkiye’yi, Ortadoğu ülkesine dönüştürmek için çalışan siyasetçiler yok mu?
Ölüme iyice yaklaşmış iken, Erivan’a hizmet etmek için sürünerek yürümeye çalışan siyasetçiler yok mu?
Rus ve İngiliz’in madalyalı casusu sözde Seyit Rıza’nın yanına heykelini diktirmek için, partisini satan Genel Başkanlar yok mu?

Sizler, Atatürk’ün neden bu sözü bir ilke olarak gençliğe emanet ettiğinin farkında değil misiniz? O söz ne mi?
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Sağlık ve başarı dileklerimle 30 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Düşüncelerinizi yazın