ERDOĞAN PROVOKATÖR MÜ?

Bir Başbakan’ın ülkesine, ülkesinin insanına bu kadar kin dolu olmasını, söylemleriyle ülkesinin birliğine- beraberliğine büyük zararlar vermesini insanın aklı havsalası almıyor.
Erdoğan ya ne söylediğini, ağzından çıkan sözlerin nasıl bir faciaya sebep olacağını bilemiyor, ya da bilerek-isteyerek kinini milletinin üstüne püskürterek insanları birbirine düşürmek istiyor!…

Bir Anadolu kasabası düşünün. Cuma Namazını kılan ve camiden çıkmakta olan kalabalığın içinden biri; “Ey Müslümanlar, uyanın artık. Aşağı Mahallede, başörtülü bir kızımıza saldırdılar. 6 aylık çocuğunu dövdüler. Hanım kızımızı darp ettiler, yerlerde sürüdüler, üzerine işediler, tecavüze kalkıştılar. Haydi, durmayın artık, gidip hadlerini bildirelim” dese ve bu tahrik üzerine toplumsal olaylar vuku bulsa, Cumhuriyet Savcıları Türk Ceza Kanununun 216. Maddesine göre; “Halkın bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik etmekten” dava açarlar. Çünkü böyle bir söylem, davranış, provokasyondur ve ağır bir suçtur.

Türkiye gibi stratejik öneme sahip, demokrasisi ve toplumsal bilinci gelişmekte olan ülkeler açık yara gibidir. Kaşıyıp, insanları kışkırtmak, olay çıkarmak profesyonel provokatörler için kolaydır. Fakat büyük çaptaki toplumsal olayları önlemek çok zordur. Başına gelmeyen asla bilemez.

Yakın tarihte yaşadığımız ve her biri sicilimize maalesef “Utanç Sayfası” olarak eklenmiş bazı acı olaylar, hep tahrikler sonucu olmuştur.

*Kahramanmaraş Olayları; 19 Aralık-26 Aralık 1978
Resmi Verilere göre 150 insanımız öldü, 176 kişi yaralandı. Alevi vatandaşlarımıza ait 200’ ün üzerinde ev, 100’ e yakın iş yeri tahrip edildi.

*Çorum Olayları; Ocak 1980- Temmuz 1980
57 insanımız öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

*Sivas Olayları; 2 Temmuz 1993
37 insanımız, yakılarak öldürüldü.

Bu üç feci olayda da tahrik konusu, “Peygamberimize, dinimize küfrediliyor. İnançlı insanlar hakarete uğruyor” şeklinde olmuş ve mezhep kışkırtmacılığıyla alevlendirilmiştir.

Bu üç olayda da gerek failler, gerekse onların savunmasını üstlenen Avukatların büyük çoğunluğu, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve AKP çizgisinde politika yapan kişilerdir. Bir kısmı halen AKP’ de milletvekili olarak bulunmaktadırlar.
Başbakan Erdoğan da, bu kışkırtma politikasını arttırarak devam ettirmekte,
her sözü ile her konuşması ile toplumdaki ayrışmayı tetiklemektedir.
Üstelik Başbakan Erdoğan, olmamış olayları, olmuş gibi göstererek kendi milletine iftira atmakta ve aksi kanıtlanmasına rağmen yalanı ve tahriki sürdürmekte ısrar etmektedir.

Gezi olayları sırasında gençlerin canlarını kurtarmak için camiye sığınmaları üzerine Erdoğan;
“Camide içki içtiler, postallarla girdiler, kızlı-erkekli eğlendiler” diyebilmiştir.
Cami İmamı ve Müezzininin, “Böyle bir şey olmadı, yaralı gençler doktorlar tarafından tedavi edildiler” demelerine rağmen Erdoğan yalan ve tahrikte ısrar etti, İmam ve Müezzini sürdürdü.

Yine Gezi olayları sırasında Kabataş’ta “Belden üstleri çıplak, deri eldivenli kişiler, başörtülü kızımız saldırdılar, darp ettiler, üzerine işediler, bebeğini arabasından attılar, dövdüler” diyebilmiştir.
Söylediklerinin yalan olduğu, televizyon kameralarıyla ortaya çıkınca,
“Adli Tabip raporunu nerenize koyacaksınız” diye bağırmaya başlamıştır.
Adli Tabip raporu ve darp edildiği söylenen kızın ertesi günkü konuşmaları ortaya çıkınca, susup özür dilemek yerine, kışkırtıcılığa devam etmiştir.

Sayın Cumhuriyet Savcıları;
Başbakan Erdoğan’ın yalan ve tahrik dolu konuşmaları televizyonlarda
“canlı yayınlarla” devam etmektedirler. 30 Mart seçimleri öncesi, Türk Milleti nezdinde itibar kaybetmekte olan Başbakan Erdoğan bu tarz konuşmalarına devam edecek ve gerginlik politikalarıyla tabanını diri tutmaya çalışacaktır. Başbakan Erdoğan toplumu böyle insafsızca germekte diretirse, büyük çaplı toplumsal olayların gerçekleşmesi olasıdır. Mevcut İçişleri Bakanı bu olayları yatıştıracak, halka güven verecek biri değildir. Sizlere Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. TCK 216’ ya göre suç işliyor. Bildiğiniz gibi kendisi sabıkalıdır ve aynı suçu daha önce de işlemiş ve mahkûm edilmiştir.
Lütfen Anayasanın size emrettiği görevinizi yapınız ve Başbakan Erdoğan’ı frenleyiniz.

Başta muhalefet partilerine, medya kuruluşlarına, Tüsiad’a, Savcılara, polislere ve kendi gibi düşünmeyen herkese utanmadan “Vatan Haini” damgasını yapıştıran Başbakan Erdoğan’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının da bir Uzman Doktorlar Heyeti tarafından incelenmesi, yerinde olacaktır.
Bu sağlık kontrolünün yapılması için gerekli hukuki işlemin derhal başlatılması gerekmektedir.

Hastalık bu, ayıp değil ya? Herkesin başına gelebilir. Fakat hiç kimsenin Türk Milletinin menfaatlerine zarar verme hakkı yoktur, haddi de değildir.
Yeter artık…

Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Şubat 2014
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “ERDOĞAN PROVOKATÖR MÜ?

  1. Sanki hemen tipis tipis doktora gidecek iyilesmek istiyecek biriymis gibi rahat huzur onun lügatina ters düser gerilimden huzur alan birine böyle bir teklif anca hakaret olur,Suc duyurusu ve zorla tedavi de bir ise yaramaz bütün kurumlar iradelerini ona kiralamislar sikiysa biri farkli talep yada fikirde bulunsun…

  2. Sayın Rifat Bey, Başbakan Erdoğan sayesinde sadece ülkenin vatandaşları birbirine düşman edilmedi. Onun yüzünde benim babamla aram açıldı. Babam dini bütün bir insan ve kendisi saf dini duygularla bu adama inanıyor. Ben babam gibi yüzbinlerce insanın bu adamın yalanlarına inandığının farkındayım. AKP ye oy veren kemikleşmiş kitleye ne söylerseniz söyleyin hiç bir değişmiyor. Ben bunu babamdan biliyorum. Erdoğan da dini kullanmasını çok iyi biliyor ve babamın da içinde olduğu kitleyi son nefesine kadar kullanacak. Erdoğan bu ülkeden malını mülkünü alıp kaçtığında babam gibi dini bütün insanlar gerçeğin farkına varacaklar ama iş işten geçmiş olacak. Babama bak baba bu adamlar senin iki yeğenini suçsuz yere içeri tıktılar sen hala bu adamları destekliyorsun. Bunu nasıl yaparsın diyorum. Babam kendi kanından olan insanları bir yana itip yine Erdoğan ı destekliyor. BİZ BABAM GİBİ İNSANLARIN GERÇEĞİ GÖRMESİNİ  NASIL SAĞLAYABİLİRİZ. SEVGİ VE SELAMLAR Doğan Perinçek   Not bu arada Çanakkale Üniversitesi tarihinin en büyük yandaş kadrolaşmasını yaşıyor, tüm yurtseverler mağdur ediliyor, yıllardır hak ettikleri kadroları, terfileri verilmiyor. Yurtseverlerin bilimsel çalışmaları engelleniyor. Bizleri yakından izlemek için her fakültenin girişine bazılarının koridorlarına kameralar yerleştiriliyor. İnsanlar tehdit ile sindiriliyor. Bazı demokrat geçinenler menfaat için kandırılıyor ve onların elinden bizler arkadan hançerleniyoruz.    

  3. ERDOĞAN PROVOKATÖR MÜ?

  4. Deerli nsan Serdarolu. Sizin bu yazlarnz, Gelecek nesillerin unutmamas ve imdikilerin de hesap sormas gereken tarihe dlen birer kayttr. Sivas Katillerinin avukatlarndan evket Kazan hari 21 kii AKP st ynetiminde bulunmaktadr.

    Sayglarmla. Memduh Meneke

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s