MİT- MİLLETİ İZLEME TEŞKİLATI

Türk Devletinin, Lâik Cumhuriyetin, Hukuk Devletinin, Atatürk İlke ve Devrimlerinin bekçisi olan Türk Milli Ordusu, Bademler ve onların
“Federe İslam Devleti” hedefi için ciddi bir tehlike idi.
Önce Türk Ordusu çökertilmeliydi. Bunun için ABD Derin Devleti- CIA Tutsağı Cemaat ve AKP’ li Bademler bir araya geldiler ve bir plan üzerinde anlaştılar.

AKP Hükümeti ve Erdoğan, Cemaatin Amerika’da yetiştirilmiş elemanlarına devletin en önemli koltuklarını ikram etti. Cemaatin Polisleri, Cemaatin Savcılarıyla, Amerikalı uzmanların denetiminde çalışarak sahte dijital deliller, sahte belgeler ürettiler. Bunlar tarafından bir yerlere bombalar-silahlar gömüldü ve imzasız ihbarlarla bu silahlar, koyanlar tarafından bulundu ve
suç Türk Subaylarının üzerine yıkıldı.
“Kasaptaki ete soğan doğramadığını” söyleyen zavallı paşalar ve koltuk meraklısı Tombalak paşalar, göz göre- göre silah arkadaşlarını bademlere sattılar.
Türk Ordusunun Komuta Heyetinin yarıya yakını zindana atıldı. Geri kalanlar ya sessizliğe büründüler, ya da Bademlerin emir eri oldular.

Sırada Polis Teşkilatı vardı.
Türk Ordusunun çökertilmesinde kullanılan Cemaat elemanları, görevlerini yerine getirince bizzat Başbakan Erdoğan tarafından “Paralel Devletin” elemanı olarak, “Başbakan’a böcek koymakla” suçlanmaya başlandı.
Bir gecede binlerce polis darmadağın edildi. Tam bir kıyım yapıldı.
Kış günü Polis Sürgünü öyle bir hal aldı ki, kendi atadıkları İzmir İl Emniyet Müdürünü 31 gün sonra, yine kendileri görevden aldılar!
Türk Emniyet Teşkilatının yarıya yakını darmadağın edildi. Geri kalanlar ya sessizliğe büründüler, ya da Bademlerin özel koruması oldular.

Yargının başı kel mi;
Kendi mesleki bilgileri, becerileri, dürüstlüklerinde eksiklik olduğu için kendi güçleriyle bir yerlere gelemeyen bazı çapsız Yargı mensupları, Cemaatin ve Bademlerin adamı olmayı utanmadan kabul ettiler. Badem-Cemaat işbirliği,
bu kişilere, hiçbir namuslu ve erdemli Yargı mensubuna yaptıramayacakları işleri yaptırdılar. Bu iki güç bazı kişileri tetikçi olarak kullanıp, insanların hayatlarını kararttı, özgürlüklerini ellerinden aldı.
Bademlerin bunlarla işleri bitince, üstüne üstlük Bademlerin hırsızlıkları-yolsuzlukları ortaya çıkmaya başlayınca, bunlar da tu-kaka ilan edilip, kış günü Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın emrine girmekte bir sakınca görmeyen HSYK tarafından darmadağın edildiler.
Sıra kendi elemanlarını darmadağın eden HSYK’ nın dağıtılmasına gelmişti. Bademler işi öylesine azıttılar ki, çaycıdan, temizlikçiye kadar herkesi görevlerinden alacak yasayı, kokmayan Gül’e gönderdiler.
Türk Yargı Mensuplarının yarıya yakını darmadağın edildi. Geri kalanlar ya sessizliğe büründüler, ya da Bademlerin özel elemanı oldular.

Darmadağın edilecek, çökertilecek neresi kalmıştı?
MİT. Eski adıyla Milli İstihbarat Teşkilatı. Geçmişinde ülkemize çok sayıda şerefli hizmetlerde bulunan kurum, aslen Ağrı’lı olan ve Van’da akrabaları bulunan, Amerikan eğitimli, Kürtçe bilen (!) emekli Başçavuş Hakan Fidan’a 2009 yılında “Paket Servis, yerinde teslim” formülüyle teslim edildi.
Fidan, PKK’ nın üst düzey yöneticileriyle Oslo’da yapılan görüşmeler kamuoyuna yansıyınca, Cumhuriyet Savcılarının takibinden Büyük Abileri, Gül ve Erdoğan’a sığınarak kurtuldu. Erdoğan bir gecede yeni bir yasa çıkartarak Fidan’ı “şimdilik” korumasına aldı.
Şimdiki MİT Yasası ise, MİT’e demokratik dünyada hiçbir devlette olmayan “Denetimsizlik ve Yasal Dokunulmazlık” vermeyi amaçlıyor. Eğer bu yasa böyle çıkarsa, Türkiye’de hiç kimsenin yasal güvenliği kalmayacaktır.
Oslo’da PKK ile “Silahlı PKK güçlerinin, Diyarbakır’da ve bölgede Polis yapılması” konusunda anlaşan Fidan’ın önünde, artık Türk Milletinden başka bir engel kalmadığı anlaşılıyor.
PKK’ nın bölgede özel kıyafetli, silahlı “Asayiş Güçleri” oluşturması ve
TC Devletinin tüm yöneticilerin trene bakar gibi bunları seyretmesinin başka bir açıklaması olabilir mi?
Türk Milli İstihbarat Teşkilatının, Bademlerin Kürtçü-Bölücü politikalarına karşı çıkan yönetim kademesinin yarıya yakını dağıtıldı. Geri kalanlar ya sessizliğe büründüler, ya da Badem Özel İstihbarat Kuruluşunun elemanları olmayı içlerine sindirdiler.

Tüm bu tahribatların, yıkımların tesadüfen olduğunu sananlar ya haindirler ya da salaktırlar. Hepsi bir büyük oyunun parçasıdır. Gitmek istedikleri hedef, Kürtçülerin şimdilik özerk olacakları “Federe İslam Devletidir.”
Sonra dört parçadan oluşan yapıyı birleştirip, ikinci İsrail olacak
“Büyük Kürdistanı” kurmak çocuk oyuncağı olacaktır.
Başbakan Erdoğan’ın bu sıralar ağzına Öcalan’ı ve Esed’i almaması, dikkatleri sürekli olarak kendi kurdurduğu “Paralel Devlete” çekmesi, BDP’ nin yolsuzluk ve hırsızlık olaylarında bile Bademleri desteklemesinin esas sebebi budur.

Başarabilecekler mi? Elbette ki hayır. Türk Milletinin direncini asla kıramayacaklar ve hepsi ama hepsi, mevkileri ne olursa olsun, mutlaka gerçek Bağımsız Türk Yargısına hesap verecekler ve cezalarını çekeceklerdir.
Şu an dahi panik halindedirler. İçlerindeki sözü dinlenen, eli kalem tutan düşünce insanlarının bunlardan teker-teker kaçtıklarını ibretle görmekteyiz.
Maaşlı elemanları olarak ellerinde Nagehan Alçı-Abdülkadir Selvi- Akif Beki- Rasim Ozan Kütahyalı kaldı. Tıpkı Bekri Mustafa’nın imam olması gibi, Bademleri savunmak bu dörtlüye kaldıysa, bırakın hayal kurmaya ve istihbaratçılık oynamaya devam etsinler. Sonları yakındır…

Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Şubat 2014
Rifat Serdaroğlu

4 thoughts on “MİT- MİLLETİ İZLEME TEŞKİLATI

  1. Uluslarin Kurmus olduklari gizli teskilatlar;Devletin gözü kulagi ve düsmanin yapacakarina karsi politikalar gelistirmek,önleyici tedbirleri yerine getirrmek olmustur.Bizdeki kuruldugu günden beri,kendi insanlarini fisleyen,izleyen,gözleyen olmus.Bu böyle olunca da ic cekismeleri tetiklemis ama bunlardan hic ders alinmamis.Bir kac satir yazi ile birsey kotarmaya calisanlarin bütün cabalari bosa gider.Bunu da yasadigimiz dünyada izliyor görüyoruz.Allah Millete AKIL verssin.

  2. MİT- MİLLETİ İZLEME TEŞKİLATI

  3. Sevgili Serdaroğlu

    Ağzına sağlık…..Allah sana uzun ömür versin….seni okudukça kalmayan umudum adeta tazeleniyor, yeniden filizleniyor…..umarım o güzel satırlarını ilerki günlerde de okuyabiliriz…….

  4. Bu yönetim tarzi ve yasaklar sadece Ortadogu ülkelerine yakisir önünde T.C ibaresi bulunan ülkemize yakismaz. kendi cikarlarini ülkenin ve milletin üzerinde görmek hainliktir halkin nesesini kendine nese, tasasini kendine tasa edinmeyip, aksine daha da geren kini öfkeyi intikami tesvik edip, toplumu bölen yönetim tarzi önünde T.C ibaresi bulunan ülkemize yakismaz .Adalet gibi kutsal bir kavrami paspas yapip halkimizin yüzde doksaninin güvenini kaybetmesi bir ulus icin cok onur kirici bir durumdur önünde T.C ibaresi bulunan ülkemize yakismaz.zengini sevip yoksulu yok sayan sadece maddi ve iktidar gücünden baska hicbirseyi görmeyen ülke yanip tutussa tüm nüfusumuz bir gecede yok olsa bile umrunda olmayan yönetim tarzi önünde T.C ibaresi bulunan ülkemize yakismaz.Her hareketi “Saibeli” her sözü yalan, her lokmasi “haram” olan önünde T.C ibaresi bulunan ülkemize yakismaz…GÜRHAN

Düşüncelerinizi yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s