TÜRK MİLLETİ SİZLERİ ASLA UNUTMAYACAK / AFFETMEYECEK
“Yüzlercesini yazmak mümkün ama, gerisi yargının işi…”
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun “Oybirliği” ile aldığı karara göre FETÖ,
“Türk Devletini yıkmak amacıyla kurulmuş silahlı bir terör örgütüdür!”
Sizler, CIA ve MOSSAD uşağı bu örgüte; Türk Ordusuna, Yüksek Yargısına, Bürokrasisine SIZMA imkanı verdiniz. Bununla yetinmediniz ve
örgüt elemanlarını, Türk Devletinin binlerce yıldır “Harim-i İsmet’i” sayılan çok önemli yerlerine (Kozmik Oda) soktunuz. Sayıları 813-848 arasındaki istihbarat elemanlarımızın öldürülmelerine sebep oldunuz. Türk Devletinin vatanımızı savunmak için yaptığı binlerce yıldan süzülerek gelip oluşan
“Savunma Belgelerinin” yabancı istihbarat örgütlerinin eline geçmesine sebep oldunuz. (Türk Milleti sizleri asla unutmayacak ve affetmeyecek)
Sizler, “İslam’ın yolunu, Kalaşnikof ve Kur’an açar” diyen, çözümü kör taassupta ve geçmişte arayan, İran Mollalar Rejimini savunanlarsınız.
Sizler “ İran Devrimi; Sömürgeleşmeye, ezilmeye karşı insanların hakkını koruma devrimidir. Örnek bir devrimdir. İran’daki bu devrim, bütün dünyadaki saadetin çekirdeği olacaktır inşallah” diyen Erbakan’ın yetiştirmelerisiniz. (14. Şubat 2007 İran Büyükelçiliğindeki Resepsiyonundaki konuşması)
Sizler, Humeyni’nin atadığı “Türkiye Mollası” Ali Ekber Mehdipur ile birlikte çalıştınız. Şu an Kum Kentinde yaşayan bu Molla’nın Türkiye’de yaptırdığı tüm terör eylemleri, cinayetler noktası virgülüne kadar devlet tarafından bilinmektedir. “Kudüs Kuvvetleri” “Kürt Hizbullahileri” “Tevhid-Selam” “Kudüs Hizbullahileri” gibi “Ruhullah Humeyni ve Ayetullah Ali Hamaney” tarafından desteklenen terör örgütleri “Ameliyatçı” dedikleri tetikçi-bombacı
elemanlarıyla, Türkiye’de Uğur Mumcu-Prof.Dr. Kışlalı-Gaffar Okkan gibi Vatansever Değerlerimizi katlettirdiler…
İktidara geldiğinizde ilk icraatınız, Anayasanın 42. Maddesini çiğnemek oldu.
Yasaya aykırı Eğitim Kurumları açmanın cezası TCK Md 263’e göre 1-3 yıl hapis idi. Anayasa İhlal suçunu bilerek işlemek pahasına, bu maddeyi TCK’dan kaldırttınız. AKP sayesinde, artık yasaya aykırı dernek-kurs açmanın hiçbir cezası kalmamıştır.
Böylece, Diyanete bağlı resmi kurs sayısı 2002’de 3699 idi. 2025 sonu itibariyle, Diyanete bağlı resmi kurs sayısı 16.600-19.000 arasında oldu.
04-06 Yaştaki bebelere “Tarikatlar-Dini Dernekler-Dini Vakıflar” tarafından devletin hiçbir makamına bilgi vermeden açılan kurs sayısı 2015 yılında
554 idi. 2025 sonunda bu sayı 6.000 in üzerine çıktı.
Yaz Kur’an Kursları (Derslik) 2002 yılında çok az sayıda iken, şu an 117.000
civarındadır. Bu denetimsiz kurslarda her türlü iğrençlik-istismar-tecavüz yaşanmaktadır. AKP’nin izci kolu haline gelen Jandarma Teşkilatı, iktidardan korkusuna olaylara müdahale etmemektedir. Henüz bebek denecek yaştaki milyonlarca çocuk, birer Taliban militanı gibi yetiştirilmektedir.
Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı bu olayların, ülkemizin başına ne tür belalar açacağını ve nasıl önleneceğinin farkında bile değildir.
DOĞRU Partiden başka hiçbir parti şunu söyleyemez;
“Siyasal sorumluluk aldığımızda, Anayasaya ve Yasalara aykırı eğitim Kurumlarının tamamı kapatılacaktır.
Üstelik ağızlarından “Laiklik” kelimesini düşürmezler. Eğer bu defa da Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin yaptığı hatalar tekrarlanır ise, 24 senede yetişen nesiller sayesinde, kendimizi bir sabah İran tipi Mollalar rejiminde buluruz.
(Türk Milleti sizleri asla unutmayacak ve affetmeyecek…)
Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Mayıs 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
ATATÜRK VE GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
Tarihçe Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun’da kutlanmış, 24 Mayıs 1935’te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazanmıştır.[4][5] Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü hâline gelmiştir.[5][6]
Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni, kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir.[5] Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaşmıştır.[5] 19 Mayıs, 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.[7]
12 Eylül Darbesi ile yönetime gelen Kenan Evren başkanlığındaki Millî Güvenlik Konseyi, Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı olan 1981 yılını kanun çıkararak Atatürk Yılı kabul ve ilan etti. Kutlamalar kapsamında “Gençlik ve Spor Bayramı”nın adı da “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirildi.[8]
19 Mayıs 2012’de TRT’nin bünyesinde yayın yapan kanalı TRT 1’in logosu bu bayrama ithafen değişmiştir.Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye’nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır. Üzerinde “Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına” yazan ve “Sevgi Bayrağı” olarak adlandırılan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu’ndaki Tütün İskelesi’nden karaya çıkarılarak Samsun valisine verilir. Daha sonra bayrak, cumhurbaşkanına sunulmak üzere genç atletlere teslim edilir. Samsun’dan yola çıkarılarak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale’den sonra 19 Mayıs törenlerinde Ankara’da cumhurbaşkanına sunulur.
Cumhuriyet’le yaşıt olan bu kutlamalar sadece cumhurbaşkanının katılımıyla Ankara’da gerçekleşmekle sınırlı kalmaz, ülke genelinde stadyumlarda kutlanırdı ama 2012’de, mayıs ayında havanın soğuk olacağı[9] ve bu açıdan öğrencilere ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesiyle başkent Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce okullara gönderilen bir yazıyla engellenmiştir.[10] Bu karar cumhuriyetçi kesimin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır.[11][12] Bu konuda Alper Ayhan tarafından bir dava açılmış ve kazanılmıştır.[13]
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi 12 Eylül 2019/Kategori / Genel ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.