18 April, 2026 14:43

TÜRKİYE SİZİN SÖMÜRGENİZ Mİ A İDİOT?

ABD Ankara Büyükelçisi diye bir salak var. Başkanının tıpkısı!
Bir değil, iki değil, üç değil sürekli Türkiye Cumhuriyeti Devletini aşağılayan beyanatlar veriyor. Sanki Türkiye sömürgeleri o da Sömürge Valisi!

Ülkemizin kuruluş tapusu olan Lozan Antlaşmasını parlamentosunda onaylamayan tek ülke olan Amerika’dır.
ABD Büyükelçisi (emlakçı) konuşmalarında Lozan’ı, T.C’nin laik-üniter ve ulus devlet yapısını defalarca eleştirdi ve Türkiye’nin Osmanlı millet sistemine dönmesi gerektiğini söyleyerek MONARŞİ tavsiye etti!

Öncelikle, Türkiye’yi yönetenlerin bazı tarihi gerçekleri bilmeleri şarttır. Bunları bilmeyen ve uygulamayan siyasilerin, Barack denen adamdan farkları yoktur;
Devlet İnsanının duruşu, muhatabınızın tavrını belirler. (Atatürk’ün Hatay meselesinde “Bana çizmelerimi giydirmeyin” deyişi ve savaşmadan problemi çözmesi gibi)
-Ülkenizdeki yabancı diplomatların sınırlarını, yasalarla ve yönetim tarzınızla çizmez, boş alanlar bırakırsanız, o alanların işgaline yol açarsınız.
-Trump manyağı ve Emlakçı Büyükelçinin anlayacakları dille söylemek gerekirse; “Siz eşek olmayı kabullenir veya bu fırsatı karşı tarafa verirseniz, size semer vuran çok olur.Eğilen baş, yükün altından kalkamaz. Kendinizi zayıf gösterirseniz, rüzgara karşı duramazsınız.

En son Antalya Diplomasi Forumunda, 150’den fazla ülkeden 20’ye aşkın devlet ve hükümet başkanı, 15 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, 40’tan fazla Dışişleri Bakanı, çok sayıda uluslararası kuruluşun, yüzlerce Türk Devlet yetkilisinin katıldığı toplantıda konuşan emlakçı Barack, benzer sözlerini, herkesin yüzüne bakarak söyledi!
Ne Cumhurbaşkanı, ne Dışişleri Bakanı, ne bir tane Dışişleri Bakanlık yetkilisi bu salak Büyükelçiye haddini bildirmedi!

Bu pısırıklık, uyuşukluk, korkaklık, emlakçı Büyükelçi gibi düşünen, ipin ucunu ABD-İSRAİL’e kaptırmış, demokrasi ve Milli Duruşla ilgileri olmayan, ülkemizi sözde demokratik bir monarşiye dönüştürmek isteyen Cumhur İttifakından (AKP/MHP/HÜDA-PAR/DEM) kaynaklanmaktadır.

Türk Devletine, Türk Milletine hakaret eden ve hakarette ısrar eden bu salak Büyükelçi, Türkiye’den derhal gönderilmelidir.
Kızılcagün Platformu olarak 19 Mayıs’ta, onbinlerce “Atatürk Askeri” olarak
ABD Ankara Büyükelçiliği önünde “DEFOL BARRACK” diye haykıracağız.
Bu salağı ülkesine gönderirken, Hakan Fidan adlı ABD aşığını da yanına versek iyi olmaz mı?

Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Nisan 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

2 thoughts on “18 April, 2026 14:43

  1. DÜNYA TÜRK HABER -WORLD TURKISH NEWS gök taanrı dönemin de türklerin delet yönetimi Gök Tanrı inancının hakim olduğu İslamiyet öncesi Türk devletlerinde yönetim, dini ve hukuki temellere dayanan merkeziyetçi ama danışmaya açık bir yapıdaydı. Türk Hakanlar İdare Ettikleri Oba Boy gibi Toplu yaşanan Bölgelerde Hakanın Görelendirdi yöneticile Hakan Adına göre yaparlardı e bu boy liderleri halkın hertürlü yaşamından sorumlu idi Bilhassa görevleri Fakir yoksul halkı kollamak yardımları sağlamaktı Hakan toplumda fakir olan bakıma muhtaç insanları gördüğünde boy başkanlarına oba başkanlarına sorardı neden bu oba da yemek aş pişmiyordiye ve o idarecileri cezalandırıdı Bu dönemdeki yönetim anlayışının temel unsurları şunlardır: Kut Anlayışı: Devleti yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından hükümdara ve ailesine verildiğine inanılırdı. Bu inanca göre ülke, hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı ve bu durum taht kavgalarına yol açabilirdi. İkili Teşkilat: Devlet genellikle “Doğu” ve “Batı” olarak ikiye ayrılarak yönetilirdi. Doğu’da asıl hükümdar (Kağan/Han) bulunurken, Batı’da ona bağlı olarak hanedan üyesi bir “Yabgu” görev yapardı. Kurultay (Toy): Devlet işlerinin görüşüldüğü danışma meclisidir. Hükümdar, savaş, barış ve töre gibi kritik konularda boy beylerinden oluşan bu kurula danışırdı. Töre: Hükümdarın yetkilerini sınırlayan yazısız hukuk kurallarıdır. Kağan dahil herkes töreye uymak zorundaydı, bu da adaletin devletin temeli olduğunu gösterirdi. Sosyal Devlet Anlayışı: Hükümdarın temel görevi halkın refahını sağlamak, “açları doyurmak ve çıplakları giydirmek” olarak görülürdü. Hatun’un Rolü: Kağan’ın eşi olan Hatun, devlet yönetiminde söz sahibiydi; elçileri kabul eder ve kurultay toplantılarına katılırdı. Kut anlayışının Osmanlı dönemine kadar nasıl bir değişim geçirdiğini veya İkili Teşkilat’ın yıkıcı etkilerini daha detaylı incelemek ister misiniz?

  2. DÜNYA TÜRK HABER -WORLD TURKISH NEWS gök taanrı dönemin de türklerin delet yönetimi Gök Tanrı inancının hakim olduğu İslamiyet öncesi Türk devletlerinde yönetim, dini ve hukuki temellere dayanan merkeziyetçi ama danışmaya açık bir yapıdaydı. Türk Hakanlar İdare Ettikleri Oba Boy gibi Toplu yaşanan Bölgelerde Hakanın Görelendirdi yöneticile Hakan Adına göre yaparlardı e bu boy liderleri halkın hertürlü yaşamından sorumlu idi Bilhassa görevleri Fakir yoksul halkı kollamak yardımları sağlamaktı Hakan toplumda fakir olan bakıma muhtaç insanları gördüğünde boy başkanlarına oba başkanlarına sorardı neden bu oba da yemek aş pişmiyordiye ve o idarecileri cezalandırıdı Bu dönemdeki yönetim anlayışının temel unsurları şunlardır: Kut Anlayışı: Devleti yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından hükümdara ve ailesine verildiğine inanılırdı. Bu inanca göre ülke, hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı ve bu durum taht kavgalarına yol açabilirdi. İkili Teşkilat: Devlet genellikle “Doğu” ve “Batı” olarak ikiye ayrılarak yönetilirdi. Doğu’da asıl hükümdar (Kağan/Han) bulunurken, Batı’da ona bağlı olarak hanedan üyesi bir “Yabgu” görev yapardı. Kurultay (Toy): Devlet işlerinin görüşüldüğü danışma meclisidir. Hükümdar, savaş, barış ve töre gibi kritik konularda boy beylerinden oluşan bu kurula danışırdı. Töre: Hükümdarın yetkilerini sınırlayan yazısız hukuk kurallarıdır. Kağan dahil herkes töreye uymak zorundaydı, bu da adaletin devletin temeli olduğunu gösterirdi. Sosyal Devlet Anlayışı: Hükümdarın temel görevi halkın refahını sağlamak, “açları doyurmak ve çıplakları giydirmek” olarak görülürdü. Hatun’un Rolü: Kağan’ın eşi olan Hatun, devlet yönetiminde söz sahibiydi; elçileri kabul eder ve kurultay toplantılarına katılırdı. Kut anlayışının Osmanlı dönemine kadar nasıl bir değişim geçirdiğini veya İkili Teşkilat’ın yıkıcı etkilerini daha detaylı incelemek ister misiniz?

    ertuğrul demirözcan feiha1919@gmail.com, 18 Nis 2026 Cmt, 17:59 tarihinde şunu yazdı:

    DÜNYA TÜRK HABER -WORLD TURKISH NEWS gök taanrı dönemin de türklerin delet > yönetimi Gök Tanrı inancının hakim olduğu İslamiyet öncesi Türk > devletlerinde yönetim, dini ve hukuki temellere dayanan merkeziyetçi ama > danışmaya açık bir yapıdaydı. Türk Hakanlar İdare Ettikleri Oba Boy gibi > Toplu yaşanan Bölgelerde Hakanın Görelendirdi yöneticile Hakan Adına göre > yaparlardı e bu boy liderleri halkın hertürlü yaşamından sorumlu idi > Bilhassa görevleri Fakir yoksul halkı kollamak yardımları sağlamaktı Hakan > toplumda fakir olan bakıma muhtaç insanları gördüğünde boy başkanlarına oba > başkanlarına sorardı neden bu oba da yemek aş pişmiyordiye ve o idarecileri > cezalandırıdı Bu dönemdeki yönetim anlayışının temel unsurları şunlardır: > Kut Anlayışı: Devleti yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından hükümdara ve > ailesine verildiğine inanılırdı. Bu inanca göre ülke, hükümdar ailesinin > ortak malı sayılırdı ve bu durum taht kavgalarına yol açabilirdi. İkili > Teşkilat: Devlet genellikle “Doğu” ve “Batı” olarak ikiye ayrılarak > yönetilirdi. Doğu’da asıl hükümdar (Kağan/Han) bulunurken, Batı’da ona > bağlı olarak hanedan üyesi bir “Yabgu” görev yapardı. Kurultay (Toy): > Devlet işlerinin görüşüldüğü danışma meclisidir. Hükümdar, savaş, barış ve > töre gibi kritik konularda boy beylerinden oluşan bu kurula danışırdı. > Töre: Hükümdarın yetkilerini sınırlayan yazısız hukuk kurallarıdır. Kağan > dahil herkes töreye uymak zorundaydı, bu da adaletin devletin temeli > olduğunu gösterirdi. Sosyal Devlet Anlayışı: Hükümdarın temel görevi halkın > refahını sağlamak, “açları doyurmak ve çıplakları giydirmek” olarak > görülürdü. Hatun’un Rolü: Kağan’ın eşi olan Hatun, devlet yönetiminde söz > sahibiydi; elçileri kabul eder ve kurultay toplantılarına katılırdı. Kut > anlayışının Osmanlı dönemine kadar nasıl bir değişim geçirdiğini veya İkili > Teşkilat’ın yıkıcı etkilerini daha detaylı incelemek ister misiniz? > >

Düşüncelerinizi yazın