19 April, 2026 11:25

SABAH OKULA GÖNDER AKŞAM MORG’TAN AL…

Bir topluluğun bir araya gelişi sadece bir insan yığını olmaktan çıkıp bir “MİLLET” bilincine erişmesi, rastgele bir olay değildir. Millet olmak, derin tarihsel ve kültürel bir inşa sürecidir.

Bir topluluğun millet olabilmesi için “Ortak” paydasında buluştuğu bazı vazgeçilmez unsurlar vardır.
Ortak Tarih ve Kader Birliği (Sadece geçmişi paylaşmak yetmez. Geçmişteki acılarda beraber üzülmek, ders çıkarmak, zaferlerde sevinmek)
Dil Birliği (Dil, kültürün taşıyıcısıdır. Duyguların, düşüncelerin ve ortak hafızanın nesilden nesile aktarılmasını sağlar)
Kültürel Miras ve Gelenekler (Ortak örf, adet, sanat ve yaşam biçimi toplumu kenetleyen görünmez bağlardır)
Vatan Sevgisi ve Aidiyet (Yaşanılan toprağı sadece bir arazi olarak değil, kutsal bir yuva olarak görmek)
Ortak İdealler (Geleceğe dair benzer hedeflere beraberce yönelmek)

Bizler, bu vatanda yaşayanlar, gerçek anlamda bir millet olabildik mi?
Sözüm öncelikle, Türk Milletinden “Yönetim Vekaleti” isteyen, iktidar ve muhalefet olarak görevlendirilen TBMM’deki partilere, “Örgütlü Toplum” olmanın gereği var olan sözde STK’lara, İşveren ve İşçi kuruluşlarına ve toplumun tümünedir!

Eğer, Türk Milletinden bir süre için yetki almış bir iktidar, SAHİBİ-PATRONU olan milletinin fertlerinin hakkını koruyamıyor, YOLSUZLUĞA bulaşıyor ve emperyalist devletlerin yararına iş tutuyorsa, toplum olarak, vatanın sahipleri olarak bizler, bu hırsızları yakalarından tutup alaşağı edemiyorsak, biz henüz Türk Milleti olamamışız, demektir.

Eğer, Bakanlık sorumluluğunda olan bir otelde, kontrolsüzlük ve rüşvet yüzünden çoğu çocuk olan 78 vatandaş ölüyor ve ilgili Bakan istifa edip, milletten özür dileyeceğine, devletimizin koy’larını kendi şirketi üzerine kaydettiriyorsa ve iktidar onu kanundan kaçırıyorsa millet o Bakan’ın kafasında o koltuğu kırmıyorsa, biz Türk Milleti olamamışız demektir.

Bir iktidar, Cumhuriyetin değerlerini, millet olmanın şartlarını, çağdaş demokrasinin gereklerini bilmiyor ve ülkesini paramparça edecek bir projeye destek vermek için, sözde “Terörsüz Türkiye” yalanıyla milletini kandırmaya çalışıyor ve toplum buna sessiz kalıyorsa, biz Türk Milleti olamamışız demektir.

Eğer bu ülkede, Anne-Babalar “Sabah Okuluna gönderdikleri çocuklarının cesetlerini akşam MORG ’tan alıyorlarsa” ve o ildeki Valisinden, Emniyet Teşkilatına, Türk Devletinden maaş alan bürokratlarına kadar kimse konuşmuyor ve maaş almaya devam ediyorsa, biz Türk Milleti olamamışız demektir. Eğer dün Ergani’de olduğu gibi, bir ilkokulun bahçesine yıldırım düşüyor ve çocuklar ölüyorsa (Paratoner yokluğundan) Ergani’deki yöneticilerin koltuklarında oturup, devletten-milletten maaş almaya hakları yok, demektir.

Eğer ülkemizin Güneydoğusunda bir yetişkin kız öğrenci, Türk Bayrağını yere atıp, elinde İsrail Bayrağı sallıyor ve kimse o kıza doğruyu göstermiyor, görmezden geliyorsa, geleceğe dair hedeflerimiz yok demektir.

Şunu kimse unutmasın!
Değerlerini kaybeden toplum, her türlü iç ve dış saldırıya açıktır, kendini savunamaz. Esasında, Doğruda, güzelde, çağdaşlıkta, özgürlükte birleşemediğimiz değerlerimiz YOK OLMAMIŞTIR!
Cahil, Türk Milletini, Türk Devletini ve Cumhuriyetimizin Kurucularını sevmeyen, ihanete düşmüş bir iktidar tarafından “İdeolojik Yapımız” örselenmiş, ayrıştırılmış olduğundan dağılmıştır

Bilimle, İlimle, Analitik düşünceyle, Türk Milletinin tümüne saygı ve sevgi duyarak yaklaşırsanız, dünyanın hiçbir milletinde olmayan desteği, başarıyı alırsınız. Siyaset bir sanat gibidir, sanatkârlarla ve adanmışlarla yapılır.
Bir yüzükle gecekondudan gelip siyaset yoluyla zengin olmakla, servetinin hesabını veremeyen adalet adamlarıyla bir adım atılamaz.

Bizler DOĞRU Partililer olarak, yıllar süren çalışmalarımızın programlarımızla, bu zor görevi başarırız. Takdir ve karar sizlerindir…

Sağlık ve başarı dileklerimle 20 Nisan 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

One thought on “19 April, 2026 11:25

  1. Sayin Serdaroglu,

    sizin bu yaziniza hak vermemek mümkün degil. Ben yaziyi üzülerek ve hatta biraz da gözlerimin yasardigini hissederek okudum.

    Bir ülkede yasayan insanlarin yarisi demokrasiden, cagdasliktan, medeniyetten yanaysa ve yerinde saymak yerine ileriye dönük düsünüyorsa, fakat diger yarisi da devamli 1500 sene geriye gitmek istiyorsa, bu insanlar hakikaten bir millet olamamislardir!

    Enseyi karartmak istemiyorum fakat buradan nasil cikabilecegimizi de bilemiyorum. Belki de yüzlerce sene daha bekleyecegiz bir millet oluncaya kadar… Her “Allah” , “Peygamber” diyenin, oruc tutuyormus gibi, namaz kiliyormus gibi yapanin “hakiki” bir müslüman olmadigini, sadece yalanci bir sarlatan oldugunu hepimiz anlayincaya kadar…

    Yazilarinizdan cok faydalaniyoruz. Bizlere bu bilgileri vermekten cekinmeyin. Saglikli, basarili, güzel günler dilerim. Herzamanki gibi, Frankfurt´tan bolca selam size ve bütün mesai arkadaslariniza…

    Zeki Selenga


Düşüncelerinizi yazın