SÜTÜ BOZUKLAR!
Adalet Bakanı Akın Gürel!
Gerçekten yolsuzlukları ortaya çıkarmak mı istiyorsunuz? Adresini Polisin bildiği Eski Meslektaşınız Zekeriya Öz’ü getirtip, sorgulayın…
Bu deyimin anlamı, sütçüden veya marketten alınan sütün bozuk çıkması veya bozuk süt satanlar değildir.
Anasından emdiği sütün yani mayasının bozuk olduğu, kötülüğün genlerine işlediği ve ahlaksızlık yapan kimseler için kullanılır.
Bu kişilerde ar-namus-hayâ-helal-doğruluk-dürüstlük ve cesaret duyguları yoktur. Bunlar için tek geçerli şey, kendi menfaatleri ve siyasi-maddi güçtür.
17/25 Aralık 2013 tarihinde Türkiye, derinden sarsıldı! Tarih boyunca hem Türkiye’de, hem de yurt dışında çeşitli yolsuzluk-hırsızlık olayları görmüş okumuştuk! Bunlar “Sütü Bozuk” kişilerin yalnızca menfaat sağlamak için yaptıkları pis işlerdi! Bu olay farklıydı!
İlk kez bir devlet, seçimle işbaşına gelen hükümet tarafından, hem hırsızlık hem de rejimi devirmek için organize bir şekilde göz göre-göre soyuluyordu…
Dönemin Başbakanının, çocuklarıyla ve kamu görevlileri ile yaptığı konuşma tapeleri, Bakanların çocuklarıyla iğrenç konuşmaları, Bakanın televizyon canlı yayınında dönemin Başbakanını açıkça suçlaması, hırsızlık-rüşvet paraları, sıfırlama çalışmaları, para kasaları, para sayma makineleri, aylık kirası 20 bin avro olan evlerde oturan Bakan çocukları, evinde milyonlarca avro-dolar saklayan banka genel müdürü, kaçak saatler, avanta piyanolar yani pisliklerin “sadece” bir kısmı ortalığa dökülmüştü…
İzniniz olursa o gün badem ekibinin neler yapmadıklarını konuşalım. Olur mu?
-Dönemin Başbakanı; “Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Bu iddiaların doğru olmadığı ispat edilinceye kadar, yerimi kendi partimden (X) arkadaşıma bırakıyorum. Bağımsız Yargı hiçbir etki altında kalmadan görevini yapmalıdır.
Yolsuzluk-Hırsızlık-Rüşvet gibi iddialar araştırılmazsa o toplum çöker. Bizler namuslu insanlarız, haram ve kul hakkı yemeyiz, buyrun araştırın” diyemedi…
-Dönemin Başbakanı; “Benim ve çocuklarımın yaptığı söylenen konuşmaların montaj olduğu, ses kayıtlarının düzmece olduğunu ispat etmek için, yurt içinde ve yurt dışındaki uzman kuruluşlara başvurdum, işte belgeleri, gerçek ortaya çıkacak” diyemedi…
-Dönemin Başbakanı; “Benim yaptığım iddia edilen telefon konuşmalarının doğru olmadığını kanıtlamak için ‘telefon trafik kayıtlarını çıkarttım’ , bakın o anlarda ben bahis konusu telefonlar ile o konuşmaları yapmamışım” diyemedi…
-Dönemin Başbakanı; “Ben kimseye devletten ihale verip, onlardan alınacak avantalarla 630 Milyon Dolarlık bir ‘Haram Havuzu’ oluşturun ve medya grupları satın alın demedim. Binali’ye iftira ediliyor. Bunu televizyonlarda söyleyen müteahhitler yalan söylemektedirler. Onlar hakkında dava açacağım.
Adı geçen medya grupları bağımsız yayın organlarıdır” diyemedi…
-Bakanlar; “Tüm bu iddialar yalandır, iftiradır. Bizler namuslu insanlarız. Çocuklarımız bu servetleri helal yoldan kazandılar ve devlete vergilerini verdiler, işte belgeleri. Gerçekten aklanmak için lütfen bizi Yüce Divan’a gönderin. Aklanalım ve bizlere bu kumpası kuran alçaklardan hesap soralım”
diyemediler…
Hepsi birden sustular, ne bir basın bülteni ile ne bir basın toplantısı ile ne bir tv programı ile kendilerini savunamadılar.
Bu korkunç olay sadece Yüce Divandan kaçırılan basit bir “hırsızı koruma” olayı değildir. Bu olay AKP üst yönetiminin gerçek yüzüdür.
Yazıyı Filozof Bergamus ’un bir deyişiyle tamamlayalım;
“İhanet bumerang gibidir. Devletine, milletine ihanet edenler en kısa zamanda kendi yakınları tarafından ihanete uğrarlar…”
Bu çirkin olaylar ve bugünlerde yaşanan rezilliklerin canınızı acıttığını biliyorum, tıpkı elinize diken batmış gibi! Ama unutmayın ki, dikenin üstü gül ’dür!
Görelim bakalım Yüce Mevlam neyler, neylerse güzel eyler…
Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı