12 EYLÜL 1980/ 46 YIL ÖNCE
Askeri Darbe nedir, nasıl gelir, ne zararlar verir, gençlere anlatmak isterim.
Dün yani bir gün önce, eşimle keyifli bir akşam yemeğinden sonra, Bergama’nın serin bir gecesinde “Bergama Belediye Başkanı ve eşi” olarak yattık. Gece, Belediye’nin dahili santral telefonundan “DARBE” olduğunu haber verdiler. Sadece siyah-beyaz TRT TV var. Açtık, “Kenen Evren ve o günün Beşleri” Menemen testisi gibi sıralanmışlar, Milli Güvenlik Konseyi bildirisini okuyorlar, ve Türk Milletine diyorlardı ki; “TSK idareye el koymuştur!” Belediyeler halkı ekmeksiz bırakmamak için çalışacaklardır….”
Telefonlar kesik, yalnızca dahili santral belediye içi çalışıyor.
Rahmetli Işılay Saygın ile 15 gün önce açılışını yaptığımız “Modern Ekmek Fabrikasının” telefonunu çevirdim. Bir ses, buyrun dedi!
“Evladım kimsin sen, sesini tanıyamadım” dedim. Sert bir sesle “Sen Kimsin” dedi. Ya sabır diyerek; Ben Belediye Başkanı” dedim!
Cevap; “Haa o iş bitti kardeşim. Sen Belediye Başkanı filan değilsin.
Ben “Fırından Sorumlu Asteğmen” dedi! Haydaaa, ne işin var çayda!
4-5 saat sonra onlarca Polis, Asker geldi. Sanki onlar beni değil de, ben onları görevden almışım ve düşmanları imişim gibi, beni alıp götürdüler.
Nereye mi? Doğru Alay Komutanlığına! Alay Komutanı Karşıyakalı Selçuk Albaydı! Birlikte yeyip içtiğimiz, insani ilişkileri çok iyi olan bir subaydı. Masasında oturuyor ve elinde bir kağıt tutuyordu.
Beni getirenler omuzlarımdan içeri doğru ittirdiler. Albay “Çıkın” diye emir verdi. Elindeki kağıdı (Darbecilerin TV’de okuduklarının, yazılısı!)
Selçuk Albay, orada yokmuşum gibi, okumaya devam ediyordu. Ne oturun, ne buyur etme!
Ben de, masasının önündeki konuk koltuğuna oturup, bir sigara yaktım.
Albay bozulmuştu, sinirden çenesi titriyordu.
“Ne yapıyorsun sen? Bu ne laubalilik?”
“Selçuk, kendine gel. Tamam darbe olmuş anladık, silah sende yetki sende. Onu da anladık! Ne yapacaksan yap, ama bana numara yapma” dedim.
Başkan, Gözaltındasınız. Belediye Başkanlığınız da bitti. Yeni bir Başkan atamam lazım. Kim layıktır diye sormak için seni getirttim” dedi.
Belediye Meclis Üyeleri içinde iki partiden de (AP-CHP) daha önce Başkanlık yapmış kişiler var. Birini Belediye Başkanı yap, dedim.
Selçuk Albay; Oooo, sen darbeyi henüz anlamamışsın! Tüm seçilmişlerin görevleri sonlandırıldı, dedi.
Ben ayağa kalktım ve; “Kimi istersen onu Belediye Başkanı yap. Şimdi beni ya tutuklat ya da bırak evime gideyim” dedim.
“Evinizde, ikinci bir emre kadar Polis-Asker nezaretinde gözaltındasınız. Her türlü ziyaret, görüşme yasak” dedi.
Kaç gün gözaltında kalacağımıza kim karar verecek, diye sordum?
Edremit Tugay Komutanımız Tuğgeneral Orhan Kilercioğlu, dedi.
11 yıl sonra, darbeye muhatap olan biz vatan evlatları Doğru Yol Partisini kurduk. 1991 seçimleri için dağ bayır dolaşıyoruz. Haydaa bir de ne görelim? Orhan Kilercioğlu Paşa emekli olup bizim partiden Ankara MV olmuş! Bakanlar Kurulu açıklanınca “Yolsuzluklardan Sorumlu Devlet Bakanı” diye onu gördük.!
Darbe yap, seçimle gelenleri görevden al, adamların hayatlarını çal, sonra da demokratik düzene geçtik diye, adamları tepesine çık…
BU darbe işinden en çok Erdoğan korkar! Çünkü darbeler felç gibidir. Nerenizden vuracağı hiç belli olmaz. 15 Temmuz’da başkaları darbe yapacağına “Hulusi*Hakan-Davutoğlu-Sinirlioğlu” gibiler yapsın daha iyi olur der…
Sağlık ve başarı dileklerimle 12 Eylül 2026 (46 Yıl sonra)
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı