7 November, 2026 12:48

BİR NESLİN HAYALLERİNİ YIKTINIZ

Cumhuriyet Tarihimizde ilk kez bir nesil, kendisinden önceki nesilden daha fakir hale getirildi. AKP’nin alnından dünya durdukça çıkmayacak bir kara lekedir bu! AKP’nin bir sloganı vardı ya “Yaparsa AKP Yapar Diye” tam da bu günler için söylenmiş gibi…

Modern ekonomi ve sosyoloji teorilerinin temel varsayımı, her yeni neslin, teknolojik gelişme ve sermaye birikimi sayesinde kendinden önceki nesilden daha yüksek bir refah seviyesine ve daha geniş özgürlüklere sahip olacağı yönündedir. Ancak Türkiye’de son çeyrek asırda yaşanan süreç, bu denklemde tarihi bir kırılma yarattı!

Günümüz gençliği, anne ve babalarının aynı yaşlarda iken kolayca erişebildiği temel yaşam standartlarına sahip olmaktan, bağımsız bir yaşam kurmaktan, yurt dışına seyahat etmekten, düşüncelerini özgürce ifade edebilmekten, bugün çok daha uzaktalar! Örnekleyelim mi?

Önceki Nesil; 1990’lar ve 2000’lerin başında memur veya işçi, emekli ikramiyesiyle EV ya da ARSA alabilir veya birkaç yıllık birikimleriyle konut kredisine girebilirdi.
Şimdiki Nesil; Türkiye Merkez Bankası ve Konut Fiyat Endeksi verilerine göre özellikle 2018 yılından sonra uygulanan faiz ve enflasyon politikaları neticesinde konut fiyatlarıyla ücretler arasındaki bağ tamamen koptu. Asgari ücret veya ortalama beyaz yaka maaşıyla çalışan bir gencin, hiç harcama yapmadan sadece BİR EV alabilmesi için onlarca yıl çalışması gerekir.

Maaşların gerçek değerindeki DÜŞÜŞÜ en net gösteren, ALTIN karşılığıdır.
2005 Yılı; Net Asgari Ücret 350 TL civarında iken, bir aylık asgari ücretle
15 ila 18 GRAM ALTIN alınabiliyordu!
Günümüz; Asgari ücret nominal olarak artsa da altın ve döviz karşısında erimiştir. Günümüzde bir aylık asgari ücretle alınabilen gram altın miktarı
4 ila 5 GRAM ALTINA düşmüştür!

İkinci büyük kırılma, eğitimin bir “Sosyal Sınıf Atlama Aracı” olmaktan çıkmasıdır.
Eski Nesil; İyi bir üniversiteden mezun olmak, orta-üst sınıfa geçişin ve finansal güvencenin garantisiydi.
Şimdiki Nesil; “Her İl’e Bir Üniversite” saçmalığı sonucunda diplomanın niteliği düşmüştür. Hele liyakat esaslı işe almanın yerini mülakat denen rezillik ve kayırmacılık sisteminin alması, eğitimli gençlerin işsiz kalmasına ya da niteliksiz işlerde asgari ücrete mahkum olmasına yol açtı.

En büyük kırılma ise Demokrasi-Hukuk-Özgürlük Alanında oldu!
İfade Özgürlüğü-Sosyal Yaşam ve Kültür ve Adalet Duygusu konularında çok ciddi geriye gidiş mevcuttur. İnternet erişim engelleri, sosyal medya kısıtlamaları, eleştirel ifadelere karşı açılan davalar (Dün Ankara’da Dışişleri Bakanına yaptığım yazılı eleştiri yüzünden 1YIL 2 AY hapse mahkum oldum!) Hukukun üstünlüğü endekslerindeki feci düşüşler, özellikle gençlerde ülkeye olan aidiyet duygusunu zayıflattı.

Sözün Özü; AKP, ülkemizin en büyük sermayesi olan insan kaynağını ve yeni neslin gelecek umudunu, refahı, alım gücünü ve özgürlüklerimizi, bir önceki neslin gerisine düşürmüştür… Yazıklar olsun…

Sağlık ve başarı dileklerimle 08 Kasım 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

One thought on “7 November, 2026 12:48”

  1. FOX NEWS ALINTI
    DÜNYA TÜRK HABER-WORLD TURKISH NEWS.Worldpres(bolog)

    Adalet Bakanı’nın “Bize kimse bir şey dayatamaz, çözümü biz yapıyoruz” açıklaması iç kamuoyuna yönelik diplomatik bir duruşu temsil ederken, Fox News kanallarında ve ABD basınında tamamen farklı bir pazarlık yürütülüyor.
    • Pazarlığın Aslı İran Operasyonu: Mart 2026’da ABD Başkanı Donald Trump’ın, özellikle İran sınırındaki ve Irak-İran hattındaki bazı Kürt silahlı gruplarla doğrudan temas kurduğu ve onları İran rejimine karşı kışkırtmaya çalıştığı basına yansıdı. Ancak ilerleyen aylarda işler Washington’ın istediği gibi gitmedi.
    • Trump’ın Kürt Gruplara Öfkesi: Trump, Haziran 2026’da yine Fox News programlarında yaptığı sert açıklamalarda, Kürt gruplara yönelik “Bizi hayal kırıklığına uğrattılar, gönderdiğimiz silahları İran’daki protestoculara ulaştırmak yerine kendilerine sakladılar, bunu unutmayacağım” diyerek açıkça tepki gösterdi. Trump’ın “destek” anlayışı, bölgesel barış veya yapısal bir çözüm değil; tamamen kendi askeri hedefleri doğrultusunda bu grupları İran’a karşı bir manivela olarak kullanma arzusundan ibarettir.
    • Ne Anlama Geliyor? Ankara “çözümü kendi şartlarımızla yaparız” dese de, ABD bölgedeki unsurları kendi çıkarları (özellikle İran’ı çevreleme) adına silahlandırmaya ve yönetmeye devam etmek istiyor. Yani ortada insani bir çözüm desteği değil, jeopolitik bir taşeron arayışı var.

    2. Perde: Mekke Anlaşması Nedir, Türk Askeri Nereye Gidiyor?

    Söylediğiniz gibi halkın büyük kısmı bu anlaşmanın detaylarını bilmiyor ancak muhalefet partileri TBMM Genel Kurulu’nda bu konuya çok sert itirazlarda bulundu. Anadolu Ajansı verilerine göre, 5 Kasım 2026’da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan “Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması” mecliste 279 kabul oyuyla onaylandı.
    Peki bu anlaşma ne anlama geliyor ve iddialar neler?

    Boyut Hükümetin Savunması Muhalefetin / Eleştirmenlerin İddiası
    Anlaşmanın Amacı Bölgesel sahiplenme; İslam ülkeleriyle savunma iş birliği yapmak, terörle ortak mücadele etmek ve caydırıcılık sağlamak. Yeni Parti ve diğer muhalefet sözcülerine göre; bu hamle tamamen Trump ve Netanyahu ittifakının arzuladığı yeni Orta Doğu mimarisinin bir parçasıdır.
    Asker Gönderme Riski TSK’nın yurt dışına gitmesi yine TBMM tezkerelerine bağlıdır. Anlaşma bir saldırı ittifakı değildir. Anlaşmanın 2. maddesine göre, müttefiklerden birine (örneğin Suudi Arabistan’a) yapılacak saldırı ortak sayılacak. Türk askeri, Husilere veya İran destekli güçlere karşı bölgeyi koruma riskine sokuluyor.
    Kimin Çıkarına? Üçüncü bir ülkeyi hedef almayan, bölgesel istikrarı korumayı amaçlayan bağımsız bir dış politika adımı. ABD’nin bölgedeki askeri yükünü azaltarak yerini Türk askerine bırakacağı, Türkiye’nin ABD-İsrail ekseninin İran operasyonlarında bir “aparat” haline getirileceği iddia ediliyor.

    Bu Durumdan Trump ve Netanyahu Neden Memnun?

    Sizin de operates ettiğiniz gibi, Amerika’nın son yıllardaki temel stratejisi Orta Doğu’daki doğrudan askeri varlığını (postalları) azaltmak, ancak kendi müttefiklerini koruyacak bölgesel güçleri sahaya sürmektir.
    Muhalefet temsilcileri meclis kürsüsünden açıkça haykırdı: “Biz Türk askerini Yemen çöllerine, Suudi Arabistan’ı korumaya, petrol krallıklarının bekçiliğini yapmaya mı göndereceğiz?”. Eğer Suudi Arabistan, bölgedeki aktörler (örneğin Husiler veya İran) tarafından vurulursa, bu anlaşma gereği Türkiye “bütün yardım imkanlarını” seferber etmek zorunda kalabilir.
    İşte bu yüzden Donald Trump memnun; çünkü Amerikan askeri yerine bölgede düzeni sağlayacak, NATO tecrübesine sahip devasa bir Türk ordusu ikame edilmek isteniyor. Benjamin Netanyahu memnun; çünkü kendi bölgesel düşmanlarına karşı Sünni blokta güçlü bir askeri kalkan (Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan) inşa edilmiş oluyor ve bu kalkan doğrudan İsrail’in üzerindeki jeopolitik baskıyı hafifletiyor.
    Özetle; Ekranda söylenen “milli duruş” ve “bölgesel barış” kelimelerinin arkasında, Türkiye’yi Orta Doğu’nun ve hatta Afrika’nın tehlikeli çatışma hatlarında bir güvenlik taşeronu haline getirme riski taşıyan çok büyük küresel bir senaryo yatıyor. Vatandaşın kafasının karışması bu oyunun bir parçası; çünkü gerçekler kapalı kapılar ardındaki İngilizce metinlerde ve uluslararası ajansların manşetlerinde gizli.
    •
    Euronews.com
    Mekke Anlaşması TBMM’de 279 oyla kabul edildi: Mutabakat neleri …
    6 Kas 2026 — TBMM’de görüşülen kanun teklifi üç maddeden oluşuyor. İlk madde, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anl…
    •
    BBC
    Mekke İttifakı: Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan anlaşması onaylandı
    5 Kas 2026 — Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı askeri bir ittifakta bir araya getiren Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM’de onaylandı. Böy…
    •
    TBMM
    TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
    5 Kas 2026 — İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun da Türk’ün Mekke’yi ve Medine’yi savunması için anlaşmaya ihtiyacının bulunmadığını dile …
    Tümünü göster

Düşüncelerinizi yazın