TÜRK DEVLETİ GÜNEYDOĞUDAN ÇEKİLEBİLİR Mİ?
Güneydoğu Bölgemizin her biri ayrı güzellikte ve değerde olan bazı İL ve İlçelerimiz, PKK artığı pislikler tarafından (DEM) kirletilmeye başladı!
Devlet anlayışımız gereği, bu kirletmeye izin veren, sorumlu iki makam var!
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve İçişleri Bakanı!
Sizler, Anayasa’nın 3’ncü maddesinin, “Türkiye Devletinin Resmi Dili Türkçedir” emrine uymuyor musunuz?
Yer-Semt-Mahalle adlarının, ilgili devlet kurumunun onayı alınarak, Belediye Meclislerinde veya İl Genel Meclislerinde “Değiştirilme Teklifi” yapılabileceğini, Vali’nin onayı ile yürürlüğe gireceğini, bilmiyor musunuz?
Türkiye’nin nüfus yapısı tarih boyunca farklı coğrafyalardan gelen göçlerle ve iç göç hareketleriyle biçimlenmiştir.
Ne oldu da Tuncay Bakırhan ve Tülay Hatimoğlu gibi “Küresel Çete” elemanları aniden bu oyunu tekrar önümüze getirdiler?
“Bölgede Kürtçe levhaların yeniden asılmasına karşı çıkanlar, neden Kürtçenin özgürleştirilmesine de karşı çıkıyorlar” diyen PKK militanı Hatimoğulları gibi şapşikleri, T.C Cumhurbaşkanı neden kabul ediyor?
Bu şapşikler bizim bilmediğimiz neyi biliyorlar ki, hepsi aynı anda “Erdoğansever” oldular?
Artık herkesin kafasına dank etmeli, herkes net olarak bilmelidir ki;
“Eğer her bölge veya her yerleşim yeri, kendi demografik yoğunluğuna ya da tarihsel göç geçmişine göre farklı resmi semboller ve diller geliştirmeye kalkarsa, Balkan göçmenlerinin yoğun olduğu Trakya-Ege-Bursa’da,
Kafkas kökenli vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu Karadeniz’de veya farklı etnik unsurların yaşadığı coğrafyalarda idari ve dile bağlı bir karmaşa doğar. Bu durum, hizmette birliği zedeleyeceği gibi, vatandaşlar arasında “biz ve onlar” ayrımını derinleştirir. Bölünmeye veya ayrışmaya kapı aralayan adımlara karşı durmak, bir etnik gruba karşı çıkmak değil, ortak vatanın ve hukukun üstünlüğünün hakkını savunmaktır…
Gelelim size, İçişleri Bakanı; Bir an için kafanızı İskilipli Atıf’tan-Mustafa Sabri’den-Dürrizade Abdullah’tan kaldırıp, bu meseleye eğilmek istemez misiniz? Güneydoğu Anadolu Bölgemizin tarihi geçmişini kısaca yazayım, isterseniz, beraberce (Korumasız) ikimiz Diyarbakır’a gidelim ve birer konuşma yapalım. Bakalım Diyarbakır en büyük Kürt kenti mi, yoksa tarihteki en büyük Türk kenti mi imiş?
Son BİN SENEDE Diyarbakır’ı ve çevresini yöneten devletler-beylikler;
-Büyük Selçuklu Devleti (Sultan Melikşah)1085-1095)
-İnaloğulları Beyliği (Türkmen Emiri Sadr) 1095-1183)
-Artuklar (S. Eyyubi şehri aldı ve Artuklu Emiri Nureddin Muhammed’e devretti. 1183-1232)
-Anadolu Selçuklu Devleti (Alaeddin Keykubat ve Gıyaseddin Keyhüsrev)
(1232-1240)
-Moğol/ İlhanlı ve Celayir Dönemi; 1394 yılına kadar, Moğol-Türk devleti olan Celayir’iler yönetti.
-Timur İmparatorluğu; 1394-1404) Timur, sonra yönetimi Akkoyunlu Kara Yülük (Aksaçlı Yağız anlamına) Osman Bey’e bırakmıştır.
-Akkoyunlu Devleti; (1404-1507) Oğuzların Bayındır boyundan)
-Safevi Devleti; (1507-1515) Türkmen Kökenli Şah İsmail, 8 yıl yönetti.
-Osmanlı İmparatorluğu (1515-1922)
-Türkiye Cumhuriyeti (1923-Günümüz)
Yaa, İskilipli! Eğer Diyarbakır’a benimle gelirsen sana iki sözüm olsun!
Birincisi, ülkemizin birliğine inanmış, PKK’yı reddeden öyle güzel Kürt dostlarım var ki, seni tanıştırayım. Tarihi bir de onlardan dinle!
İkincisi; Diyarbakır savunmasında, düşman yöneticileriyle birlikte kendilerini de patlatan 7 kardeşi anlatayım! İsimleri; Şehmus/Mahmur/Kadir/Yusuf/Ali/Hasan. Mekanları cennet olsun…
Haa birde şu var İskilipli; Levhaları, Kürtçenin tek lehçesinden yazdırma! Diğerleri okuyamıyor!. Kürtçe tabeladan her biri farklı lehçeden 4’er tane yazdır. Farklı inanışlar için de (Süryani-Arami-Ermeni vs) yaptır.
Not; Bugün, Bergama’nın düşman işgalinde kurtuluşunun yıldönümü. Kutluyorum…
Sağlık ve başarı dileklerimle 14 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı