25 September, 2026 13:21

NE MARMARA İMİŞ BE ARKADAŞ!

Ne Orta Doğu Teknik Üniversitesi, ne İstanbul Teknik Üniversitesi, ne Boğaziçi Üniversitesi, tümü bir Marmara Üniversitesi kadar olamadılar!

Bugün AKP Genel Başkanı üzerinde, Türk Milletinin tüm Varlığı üzerinde hangisi etkili derseniz, yolu bir şekilde Marmara Üniversitesinden geçenleri tek geçerim!

Mezunları arasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan var mesela!
Gerçi bir sürü fitne fücur, yok diploması sahte imiş de, yok fotokopiye
“Aslı Gibidir” gibi damga basılmış da türlü iftiralar attılar ama, aynı okul mezunlarından, daha sonra orada asistanlık yapmış Mardin-Derik Prensi
Aydın Ayaydın bu oyunu bozdu!
Erdoğan’ın bir tane bile üniversite arkadaşı bulunamazken, o aslanlar gibi ortaya fırlamış “Hayır, durun, ben onun dersine asistan olarak girdim. Kendisi sınıftaydı. Ben şahidim” diyerek ortalığı adı gibi aydınlatıverdi!

Aydın Ayaydın, “Bankalar Yeminli Murakıbı-Emlak Bank Gen. Md- Vakıfbank Gen. Md-Şekerbank Gen. Md- Rekabet Kurumu Bşk- Sermaye Piyasası Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği-Türkiye Bankalar Birliği Bşk. Vekilliği yaptı.

Aydın Ayaydın, aktif siyasete 1995 Genel Seçimlerine, Çiller’in A Takımı elemanı olarak katıldı, DYP’den aday oldu ama seçilemedi.
1999 da Anavatan Partisinden İstanbul MV seçildi.
2011 de Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Mv seçildi. K. Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanlığını yaptı.

CB Erdoğan’ın Üniversite Mezunu olduğu konusunda şahitlik yapınca AKP’ye girdi. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde, Derik’e değil, nedense
AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu, kaybetti.

Aydın Ayaydın seçilemedi ama “Hanımağa” lakaplı kızı Derya Ayaydın, AKP’den İstanbul MV seçildi.

Aydın Ayaydın’ın ablasının kızı Prof. Dr. Erişah Arıcan (Abdürrahimoğlu)
Marmara Üniversitesinde damat Berat’ın tez hocası idi. Bu sayede Saray’a çok yakın oldu.

O kadar yakın oldu ki Erişah Arıcan, CB Erdoğan’ın atamasıyla 21 Eylül 2018 den beri BİST (Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı) olarak görev yapıyor.

Prof Dr Erişah Arıcan, 12 Eylül 2018 de TVF (Türkiye Varlık Fonu) Yönetim Kurulu Üyeliğine CB Erdoğan tarafından atandı.
30 Ocak 2021 den beri de Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak görevdedir.

TVF; Kamu Bankalarından THY’na, BOTAŞ’tan Turkcell’e, Eti Maden’den Türk Telekom’a, Çaykur’dan Şans Oyunlarına kadar toplam aktif büyüklüğü,
360 MİLYAR DOLAR olan, dünyanın en büyük 10 fonundan biridir. TVF’nin
Başkanı CB Erdoğan, vekili de Aydın Ayaydın’ın yeğeni Erişah Arıcan’a emanet…

Şu soru sürekli aklımı kurcalıyor. Daha önce SPK Yönetim Kurulunda bulunmuş, uzun süre Banka Genel Müdürlüğü yapan Aydın Bey ile halen BİST Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı olan Erişah Hanım, nasıl oluyor da, son FON VURGUNUNU görüp, CB Erdoğan’ı uyarmadılar?

Ne Marmara imiş be arkadaş…

Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

One thought on “25 September, 2026 13:21”

  1. DÜNYA DEMOKRASİ PLATFORMU -DÜNYA DEMOKRASİ VAKFI:SWEDEN
    DÜNYA TÜRK HABER-WORLD TURKISH NEWS:World pres
    TÜRKİYE,DE HİÇBİR YÖNETİCİNİN YÜZÜ KIZARMIYOR UTANMIYOR
    Deletine Ömrünü Adamış Emekl Polis memuru Açlıktan yoksulluktan bıktığı için Emekli eyleminde intihar etti
    Budurum Tüm dünyayı üzecek bir olay Artık Hükümet seçime gitmeli Artık toplum piskolojijisi bozuldu
    Delet yönetilemez hale geldi Türkiye de toplum rahatlaması için mutlaka bir erkenseçim şart bence bu seçim yapılmaz
    ülke büyük bir kaos yaşanırmı
    Türkiye’de erken seçim yapılması durumunda bir kaos yaşanıp yaşanmayacağı, siyaset bilimciler, sosyologlar ve toplum genelinde farklı görüşlerle ele alınan, kesin bir cevabı olmayan karmaşık bir konudur.
    Yaşanan ekonomik zorluklar, geçim sıkıntısı ve toplumsal cinnet vakaları toplumun psikolojik olarak yıprandığını açıkça göstermektedir. Emeklilerin ve vatandaşların yaşadığı bu derin çaresizlik hissi toplumsal huzuru zedelemektedir. Ancak bu durumun gelecekte bir kaosa mı yoksa demokratik bir değişime mi yol açacağı konusunda iki temel perspektif öne çıkmaktadır:

    Kaos Riskini Öne Çıaran Görüşler
    Kutuplaşma: Siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın yüksek olduğu dönemlerde seçim atmosferi gerginliği daha da artırabilir. Ekonomik bunalımla birleşen bu gerginlik, sokak hareketlerine veya toplumsal çatışmalara zemin hazırlayabilir.
    Belirsizlik: Seçim sürecindeki olası bir yönetim boşluğu veya istikrarsızlık algısı, ekonomik göstergeleri (döviz kuru, enflasyon) daha da kötüleştirerek kısa vadeli bir karmaşaya yol açabilir.
    Seçimi Çözüm ve “Supap” Olarak Gören Görüşler
    Demokratik Rahatlama (Supap İşlevi): Pek çok uzmana göre seçimler, toplumsal öfke ve biriken stresin sandık yoluyla meşru bir şekilde boşaltılmasını sağlayan en önemli demokratik mekanizmadır. Toplum, tepkisini kaos çıkararak değil, oy vererek gösterir.
    Meşruiyet ve Güven Tazeleme: Olası bir erken seçim, mevcut ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için yeni bir yönetim anlayışına veya mevcut yönetimin güven tazelemesine kapı açarak belirsizliği sonlandırabilir. Türkiye, geçmişinde de çok ağır ekonomik krizler ve erken seçimler atlatmış, toplumsal düzenini sandık yoluyla yeniden tesis etmeyi başarmıştır.
    Sonuç olarak, Türkiye’nin köklü bir demokrasi ve devlet geleneğine sahip olması, toplumsal tepkilerin büyük bir kaostan ziyade sandıkta şekillenmesi olasılığını güçlü kılmaktadır. Ancak ekonomik adımların gecikmesi ve toplumsal psikolojinin göz ardı edilmesi huzursuzluğu beslemeye devam etmektedir.
    Yaşanan bu süreçte sizce toplumsal huzuru sağlamak için seçim dışında acilen atılması gereken en kritik ekonomik veya sosyal adım ne olmalıdır?

Düşüncelerinizi yazın